Olaylar Ve Görüşler

HES’ten önce HES ’ten sonra

22 Kasım 2018 Perşembe

Yerel halkın, çevreci örgütlerin kitlesel protesto gösterileri dikkate alınmadan yüzlerce HES yapıldı, yüzlercesi devam ediyor, birçok bölgede yeni projeler hazırlanıyor. HES projelerinin büyük çoğunluğu, yargı kararlarına ve protesto gösterilerine karşın sürdürülerek ÇED’den muaf tutuluyor.

Siyasi iktidar, yenilenebilir enerji kaynaklarımız güneş ve rüzgârdan azami ölçüde yararlanmayı göz ardı ederek, Hidroelektrik Santrallarla (HES) ülkemiz ormanlarını, yeşilini, doğasını kurutuyor, çölleştiriyor. Ülkemizde inşa edilen güneş ve rüzgâar santrallarının, yerleşim yerlerine, tarım ve sit alanları içerisine kurdurulmamasına dahi dikkat edilmiyor.
Türkiye’deki çeşitli kurum ve kuruluşların verilerine göre, yerel halkın, çevreci örgütlerin kitlesel protesto gösterileri dikkate alınmadan 1500’ü aşkın Hidroelektrik Santralı (HES) yapıldı. 500’e yakın HES projesi ise devam ediyor. Birçok bölgede de yüzlerce HES projelendiriliyor.

Onarılmaz tahribat
HES projelerinin büyük çoğunluğu, yargı kararlarına ve protesto gösterilerine karşın sürdürülüyor ve Çevre Etki Değerlendirmesinden (ÇED) muaf tutuluyor. HES projelerinin büyük çoğunluğu, derelerimizi, sulak alanlarımızı, içme sularımızı kurutuyor, ormanlarımızı, börtü böceğimizi öldürüyor.
Kısaca HES’ler binlerce yılda oluşan doğal yaşam alanlarımızı yok ediyor.
Ülkemizde yenilenebilir enerji üretiminin payı yüzde 20’lerde bulunuyor bu oranın büyük çoğunluğu da hidroelektrikten karşılanıyor. Ülkemizde uygulanan hidroelektrik enerji üretim anlayışı, onarılamaz çevre tahribatlarına neden oluyor. Bu projelere karşı açılan davalarda, bölge halkı yararına verilen kararların yargıçları değiştiriliyor, sürgün ediliyor. Bu konuda yapılan toplantılar engelleniyor, yasaklanıyor. Gösterilerin ve davaların haberlerinin yazılı ve görsel basında yer almaması için ise gerekli önlemler alınıyor ya da kısa görüntülerle geçiştiriliyor.
HES’ler, saymakla bitmeyecek kadar pek çok zarara neden oluyor. HES’lerin inşa edildiği alanlarda dere kenarlarında yaşayan halk göçe zorlanıyor, birçok canlı türü ölüyor veya yer değiştirmek zorunda kalıyor. Bölgenin ekolojik dengesi değişiyor ve bozuluyor. Derelere bırakılan çok az miktardaki su ise börtü böceğin yaşamasına dahi yeterli olmuyor. HES’lerin yapıldığı bölgelerde çevre kirliliği ile birlikte sık sık seller de meydana geliyor.

Halk HES’lere neden karşı
HES’ler ayrıca buharlaşmaya neden olduğu için bölgedeki toprakların tuz oranı artıyor, verimliliği azalıyor.
HES’lere yerel halk ve çevre örgütleri ve bu satırların yazarı neden karşı çıkıyor. HES’lerin zararı yazmakla bitmeyecek kadar çok ancak şöyle özetlenebilir: HES’ler, inşa edilen bölgelere ve yöreye tam anlamıyla yıkım getiriyor. Bunun sayısız örneklerini ülkemizin birçok bölgesinde çıplak gözle görebilirsiniz. Yıllarca bu konuda yapılan uyarılar dikkate alınmadı, kulaklar tıkandı, protesto edenler ‘terörist’, hatta ‘vatan haini’ olarak görüldü; tazyikli su, biber gazı sıkıldı, gözaltına alındı. Karadeniz’de plansız, projesiz gerçekleştirilen yeşil yol, taşocağı, maden arama çalışmaları yapılırken, bölge gerçekleri dikkate alınmadı. Bir kez daha vurguluyoruz: HES projeleri yurt genelinde özellikle de Karadeniz bölgesinde derhal durdurulmalıdır. ÇED süreçleri kâğıt üzerinde belgeler olmaktan çıkarılmalı, insan hayatını yok edecek değil, insan hayatına refah getirecek projeler olarak yürütülmelidir. ÇED raporları, olumlu dahi olsa bölge halkının yapılacak yatırımlara onayı mutlaka ve mutlaka aranmalıdır.”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşları, HES’lerin birçok bölgede neden protesto edildiğini bir kez daha incelemeye ve yargıya müdahale etmemeye çağırıyoruz.

CENGİZ YILDIRIM


Yazarın Son Yazıları