Olaylar Ve Görüşler

İzmir belediyecilik modeli

23 Mart 2019 Cumartesi

Bana “Aziz Başkan’ın en önemli başarısı nedir” diye sorulursa, İstanbul ve Ankara’nın tersine İzmir’de sermayenin ve iktidarın kentsel rant yağmasına önemli ölçüde engel olmasıdır derim. İzmirliler bunun Aziz Başkan sonrasında da sürmesini bekleyeceklerdir.

Aziz Kocaoğlu, üç dönem üst üste sürdürdüğü İzmir Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinde çok önemli başarılara imza attı. Bu başarı, yaptığı hizmet, yatırım ve yeniliklerin alt alta toplanarak bunların bir envanterinin çıkarılmasından öte bir şeydir. Görünür olanların yanında onlardan belki daha önemli olan, uzun vadeyi planlama, mali yapıyı büyük hedeflerle uyumlaştırma, belediye çalışanlarını günlük rutini yönetmek üzere örgütlerken aynı zamanda uzun vadeli hedeflere de odaklandırma becerileri vardır. Kuşkusuz belediyenin iyi bir halkla ilişkiler çabasıyla hizmetlerin hedefindeki İzmirli hemşerilerin de bunlara ortak edilmesi, belediyenin ve başkanının iş yapma ahlakına ve samimiyetine güvenmelerinin sağlanması, gerektiği her zaman ve mekânda da bu karşılıklı güven ve dayanışmanın harekete geçirilmesi yeteneği de eklenmelidir.
Bazıları İzmir’de CHP’li bir adayın seçilmesinin görece kolaylığına bakarak, İzmir’i yönetmenin aynı derecede kolay olduğunu sanabilir. Bu yanlış bir izlenimdir. Ortalama İzmirli’nin, daha eğitimli, daha kültürlü, refah düzeyi ve yaşam kalitesinin daha yüksek olmasının getirdiği sonuç, daha talepkâr da olmasıdır. İzmirli, tıpkı gelişmiş ülke kentlileri için olduğu gibi, hizmetin vasatıyla yetinmez, sıradanlıklarla avutulamaz.

İzmir’i cezalandırma
İşte bu nedenle İzmirli seçmenin İzmir belediyecilik tarihinde bir ilk olarak üç dönem üst üste aynı belediye başkanını seçmesi, üstelik onu partisinin aldığı oy düzeyinin üzerine taşıması, iktidarın İzmir’e ve belediye yönetimine dönük saldırılarını da aynı kararlılıkla püskürtmesi çok önemsenmelidir. AKP Genel Başkanı Erdoğan, 2004 yerel seçimleri öncesinde, “İzmir’i kazanmazsak ben kendimi bu seçimleri kazanmış saymam” ifadesiyle çıtayı çok yukarıya koymuş, ancak bu iddiasını hiçbir zaman gerçekleştirememiştir. Bunun karşılığı, İzmir’i merkezi yönetimin yatırımlarından önemli ölçüde mahrum bırakmak ve İBB’nin kendi yatırım programını uzun “onay” bekletmeleriyle geciktirmek, bazen de belediyenin bulduğu uygun koşullu dış kredilere izin vermemek biçiminde olmuştur. Ancak iktidarın “İzmir’i yatırımsızlıkla cezalandırma” veya “belediyenin yatırımlarını kilitleyerek ona seçmenin gözünde itibar kaybettirme”ye dönük ucuz yöntemleri tam anlamıyla geri tepmiştir.
Geri tepen daha cepheden bir saldırı ise, 2011 Haziran seçimlerinin bir ay öncesinde estirilen yargı terörüdür. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri dahil çok sayıda belediye üst yöneticisi tutuklanmış ve Aziz Başkan hakkında 397 yıl ceza talebiyle dava açılmıştır. Eğer Aziz Başkan’ı da tutuklamaya cüret edemedilerse, bu, İzmirlinin başkan ve yönetimine tam güven ve dayanışmasını göstermeye kitleler halinde koşması sayesinde olmuştur. (Bu saldırının yalnızca bir FETÖ operasyonu olarak tasniflenmesi yanlıştır; iktidarın onayladığı bir kumpas kardeşliği söz konusudur; esasen AKP-FETÖ ortaklığının bozulduğu 2013 sonrasında bile bu düzmece dava sonlandırılmamış, 2017 Şubat’ına kadar sürdürülmüştür.) Bütün dolaylı engellemeler ve doğrudan saldırılar, İzmirliler’in Aziz Başkan etrafında daha fazla kenetlenmesine yol açmış, İBB de koşulları olumluya döndürme çabalarını katlayarak sürdürmüştür.
İşte bu 15 yıllık pratikle sınanan belediyecilik anlayışı Ocak 2017’den itibaren “İzmir Modeli Çalışmaları” başlığı altında 16 ay süren bir bilimsel hazırlığa konu olmuş, Prof. İlhan Tekeli’nin başkanlığında belediye bürokrasisinden 89, belediye dışındaki akademisyen ve uzmanlardan 78 kişinin katkısıyla 31 çalıştayda tartışılıp olgunlaştırılan konular 2018 ortasından itibaren 9 kitapta toplanarak kamuoyuna sunulmuştur. Burada bu toplu çalışmanın bir özetini sunma olanağı dahi bulunmamaktadır. Ancak şu kadarını söyleyebiliriz: “İzmir Modeli” aslında iç içe geçmiş modeller olarak da algılanabilir: Tarım ve tarım dışında geliştirilen yerel odaklı/havza esaslı kalkınma modeli; içme suyu ve atık yönetimi/biyolojik arıtmada öncü kent modeli; raylı sistem esaslı kent içi ulaşım modeli; kentin üvey parçası olan körfezi yeniden işlevlendirme modeli; katılımcı süreçlerle geliştirilen yerinde kentsel dönüşüm modeli; imar uygumalarını kentsel ve ekonomik/ tarihi/kültürel alanların rehabilitasyonuyla (yeni fuar alanı, Agora gibi) ve sanat etkinliklerini yeni mimari/ mekânsal tasarımlarla bütünleştiren model ve nihayet bütün bunların başarılmasını mümkün kılmak üzere yeni bir mali yönetim stratejisi modeli.

Kocaoğlu’nun başarısı
Bu sonuncusu yani mali yönetim stratejisi, başarının anahtarı konumundadır. Aziz Başkan, devraldığı ağır borç yükünü tasfiye etme iradesini en baştan itibaren ortaya koyarak, etkin bir nakit yönetimi ve mali disiplin sağlayarak, hem borç geri ödemelerini yapabilmiş hem de cari harcamaları dışında giderek büyüyen bir yatırım bütçesi oluşturabilmiştir. Giderek güçlenen mali yapısı ve buna koşut olarak yükselen uluslararası mali itibarı (Türkiye’nin çok üzerindeki kredi derecesi) sayesinde, büyük yatırımları için çok uygun koşullu dış krediler de bulabilmiştir. Bütün bunlar, yol alırken ortaya çıkan parça bölük fikirlerle değil, 2005 yılından itibaren tasarlanan uzun vadeli bir stratejik planlama anlayışıyla ortaya konulabilmiştir.

İzmir gibi olmak!
Bana “Aziz Başkan’ın en önemli başarısı nedir” diye sorulursa, İstanbul ve Ankara’nın tersine İzmir’de sermayenin ve iktidarın kentsel rant yağmasına önemli ölçüde engel olmasıdır derim. İzmirliler bunun Aziz Başkan sonrasında da sürmesini bekleyeceklerdir.
İktidar İzmir’i kendine benzetmeye çalıştı, başaramadı. Cumhuriyetçi demokratik muhalefet de tersini yapmaya, yani Türkiye’nin kültürel kodlarının İzmir’inkine benzetilmesine çaba gösterdi; bunda şimdilik çok yol alınmış olunmasa da, önemli bölgesel direnç mevzileri pekiştirilebildi. Kaldı ki tarihin akışı bu yöndedir ve 31 Mart seçimleri de bunun yeni kanıtlarını sunmaya adaydır.

Oğuz Oyan / Em. Öğretim Üyesi
Eski CHP İzmir Milletvekili

 


Yazarın Son Yazıları