Olaylar Ve Görüşler

Ulus Egemenliğinden Saray Egemenliğine - Kaan EROĞUZ

23 Nisan 2021 Cuma

İnsanlık tarihi, doğrusal bir çizgide ilerlemiyor. Tarihin seyrini değiştiren önemli sıçrayışlara şahit olduğumuz gibi bu atılımların geri çekilişlerine, mağlubiyetlerine veya tersine dönüşlerine de tanık olabiliyoruz. Bu tespit geriye dönüşleri büsbütün olumsuzlama anlamına da gelmemeli.

Çünkü her geriye çekiliş anı, gerçekleşen atılımların eksik kalan taraflarını görebilmemize olanak tanır. Diğer bir deyişle yaşanan sürece müdahale etmek isteyen politik aktörler için geriye çekiliş anları oldukça öğreticidir ve bu anlamı itibariyle kendi içerisinde olumlu bir tarafı da barındırır.

YIKIMI ANLAMAK VE TANIMAK

Kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti, 23 Nisan’ın 101. yılını böyle bir geriye çekiliş anının zorluklarıyla karşılıyor. AKP öncesi sağ iktidarların Cumhuriyet rejimine yönelik tüm tahribatlarına rağmen rejimin varlığından şüphe etmemizi sağlayacak göstergeler oldukça sınırlıydı ancak özellikle tarihsel bir kırılma uğrağı olarak 2017 Referandumu sonrası inşa edilen Saray rejimi” ile birlikte bugün bir cumhuriyetten dahası asgari demokratik hakların varlığından dahi söz etmek imkânsız hale geldi.

Bu gerçekliğe gözlerimizi kapayıp ortada yasama faaliyetini olağan demokratik koşullarda yürüten bir Meclis varmış gibi Yaşasın 23 Nisan” sloganları atmak, olmayan, yok edilen bir günün kutlamasını yapmak gayet tabii konforlu ve bol alkışlı bir alan sunabilir. Ancak somut gerçeklik, ona gözlerimizi kapayarak veya yokmuş gibi davranarak ortadan kalkmış olmuyor. Geriye dönüşleri tersine çevirebilme ve zor koşulları aşabilme iradesi göstermek tam da bu noktada anlam kazanıyor.

Yıkımı anlamak ve tanımak, yine ve yeniden” kurulacak olanı hedefe koymak için birincil önem arz ediyor. Ondan dolayı 1920de kazandığımız ulus egemenliğinin 2017de nasıl Saray egemenliğine dönüştüğünü tekrar hatırlatmamız lazım.

TARİHSEL GÖREV

Halkın kongreler yoluyla örgütlenmesi sonucu başarıya ulaşan milli kurtuluş mücadelemizin asli karargâhı Büyük Millet Meclisi 101 yıl önce bugün faaliyetlerine başladı. Kurtuluş mücadelesi devam ederken açılan milletin yuvası” Cumhuriyetin kurucu kadrolarının verilen bağımsızlık mücadelesini halka dayandırma ve halkla birlikte hareket etme noktasında gösterdikleri demokratik, ulus egemenliğine dayalı anlayışı en net ifadesiyle ortaya koyuyordu.

Nitekim Milli Mücadele yıllarında ortaya konan bu irade, 1923 yılında Cumhuriyet rejimiyle taçlandırıldı ve TBMM, ulus egemenliğinin biricik temsil organı olarak kuvvetlendirildi.

2017 Referandumu, özellikle 2013 yılında yaşanan Gezi Parkı protestoları sonrası dönüştürülmeye başlanan rejimin ve gittikçe otoriterleşen AKP hükümetinin geldiği son aşamayı, tek adama dayalı Saray rejiminin resmileştiği ve yasama organı olan TBMMnin pasifize edilerek ulus egemenliğinin aşındırıldığı bir tarihsel anı nitelemektedir. Bu anlamı itibariyle 4 yıldır olağan demokratik koşullarda faaliyet gösteren bir Millet Meclisi” bulunmamaktadır. Acıdır ki yıllardır Yaşasın!” diyerek yaşatmaya çalıştığımız 23 Nisan 4 yıldır yaşamıyor”.

Bu özeleştiri ve bu özeleştirinin vermiş olduğu yeniden ulus egemenliğini tesis etme sorumluluğu, tüm Cumhuriyetçi kuvvetlerin TBMMnin açılışının 101. yılında hatırlaması gereken bir tarihsel görev olarak karşılarında durmaktadır.

Ancak bu görev başarıya ulaştığı takdirde 23 Nisan yeniden yaşayabilir”.

KAAN EROĞUZ
ARAŞTIRMACI


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları