Olaylar Ve Görüşler

Yaşandı da Bitti Mi? - AV. Murat Fatih ÜLKÜ

24 Şubat 2021 Çarşamba

Bugün gelin geçmişe doğru bir yolculuğa çıkalım. Öyle çok uzak bir geçmişe de değil, şöyle 12-13 yıl öncesine, bugünleri de oldukça etkileyen günlere. Gündemi altüst eden, kamuoyunu sarsan gelişmeler yaşanıyordu, anımsarsınız. Önce kamuoyunu hazırlama görevi edinmiş; kara propaganda, peşinen mahkûm ve infaz etme konusunda oldukça usta (!) gazeteler, televizyonlar yayın bombardımanına başlıyordu. Bu yayın bombardımanı öyle bir hal alıyordu ki kamuoyunun önemli bir kesiminde ilk kuşkular yerleşiyordu. Sonra bu yayınlara koşut olarak özel yetkili savcılar soruşturma açıyor, tutuklamalar oluyor, müebbet taleplerinin ardı ardına sıralandığı kamu davaları açılıyordu. Kamuoyunda tedirginlik artarken, kuşkular yavaş yavaş tam da istendiği gibi bir şeyler vardır mutlaka” algısına dönüşmeye başlıyordu. Evet, bildiğimiz, hatta yavaştan unutmaya başladığımız kumpas davaları süreci.

Kumpas davaları sürecinde kamuoyunu hazırlamak, algı oluşturmak, yaşanacak yargı sürecini açık, doğrudan etkilemek görevini yürüten bu gazeteler; enteresan, başka zaman olsa epeyce gülünecek bir ittifakı gösteriyordu bize. Siyasal iktidarın yandaş gazeteleri, o dönemde siyasal iktidara yandaşlıkta yarışan FETÖ’nün (o zamanki adıyla cemaatin) gazeteleri, hafiften sol görüntüsü verilmiş neo-liberal kesime taraf” olduğu söylenen gazeteler. Sonradan bozuldu ama ne kadar renkli (!) bir ittifaktı değil mi?

NE YAZIK Kİ BAŞARILI OLDU

Şimdi yavaştan unutmaya başladığımız bu kumpas davaları sürecinde çok yoğun bireysel, ailevi acılar yaşandı. Kanımızı donduran, gözlerimizi dolduran bu trajedilerde elimizden bir şey gelmemesinin çaresizliğini yaşadık; her yere duvarlar örülmüş, betonlar dökülmüştü. Kamu davalarında kendi deyimiyle Başbakan ile birlikte görev yapan savcılar, savcıların taleplerini otomatik olarak yerine getiren yargıçlar, savcı ve yargıçların ne karar vereceğini önceden bilen kâhin (!) gazeteciler, gazeteler. Ara sıra tek tük kalmış Bibikovlar (Bernard Malamud’un Tamirci” romanında, roman kahramanı suçsuz yere tutuklanıp, eziyet görürken, gerçeklerin ortaya çıkması için uğraşan sorgu yargıcı) görüyorduk sahnede, ama onları da tasfiye etmek çok zor olmuyordu, tüm köşelerin ele geçirildiği o süreçte.

Tam bu sırada, bireysel ve ailevi acılarıyla baş başa bırakılan kumpas mağdurları ile birlikte; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesi ve değerleri de tasfiye ediliyordu, bu tasfiyeye karşı çıkabilecek kişilerin bulunduğu kurumlarda deyim yerindeyse alan temizliği yapılıyordu. Ne yazık ki bu tasfiye sürecinde büyük oranda başarılı (!) olunduğunu söylememiz gerekiyor, bugün geldiğimiz noktada.

KARAR VERMEK GEREK

O dönemde, bu gazetelerdeki yayınların yarattığı kişilik haklarına saldırılar, onur ve saygınlık ihlalleri nedeniyle açılan davalar, Türk yargı sisteminde -Anayasa Mahkemesi de dahil olmak üzere-duvara çarpıyordu. İşte, yıllar sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kafes Eylem Planı” adı altında sözde bir belgeye dayanarak Taraf” ve Yeni Şafak” gazetelerinde Kadir Sağdıç hakkında yapılan yayınlarla ilgili bireysel başvuruda ihlal” kararı verdi. AİHM özetle, bu yayınların sorumlu gazetecilik standartları ile bağdaşmadığını (ne yapalım hukuk dili biraz kibar oluyor)”, bu yayınlar ile Kadir Sağdıç’ın kişilik haklarının, saygınlığının zedelendiğini”, Türk yargı sisteminin Kadir Sağdıç’ın özel yaşamına saygı hakkını koruyamadığını” vurguladı.

O d
önemde, Kadir Sağdıç Güney Deniz Saha Komutanı’ydı, Türk ordusunda tasfiye edilmek istenen subaylardan biriydi, Kafes” kumpası yetmedi, Balyoz” kumpasına dahil edildi, Balyoz” kumpasından yıllarca cezaevinde kaldı, sonunda da tasfiye amacına ulaşılarak emekli edildi.

Bugüne bakarsak; Türk basını, yaşanan bu dönemi kendi içinde değerlendirdi mi, özeleştiri yaptı mı, yayıncılık anlayışı AİHM’nin deyimiyle ne kadar sorumlu gazetecilik standartlarına” uygun, üzerinde sanırım çokça düşünmek gerek, umutlu olmamız için fazla bir neden de görünmüyor.

Kumpas davalarını yavaştan unutmaya başladık, sanırım bir karar vereceğiz, evet yaşananlar en hafif deyimle saygısızcaydı da peki, bitti mi, bitmedi mi?

AV. MURAT FATİH ÜLKÜ


Yazarın Son Yazıları