Olaylar Ve Görüşler

Yeni dönemde etik anlayış özlemi - Prof. Dr. Çağatay ÜSTÜN

25 Eylül 2021 Cumartesi

2021 yılı Covid-19 pandemisinin gölgesinde geçmeye devam ediyor. “Artık herkes bunaldı ve yasakların kalkmasıyla birlikte kendisini dışarıya attı” derken son bir buçuk yılda çıkarılması gereken derslerin bir faydasının olmadığı gözlemlendi. Henüz pandemi tehlikesi geçmemesine rağmen davranışlara, tutumlara yansıyan özensizliğin ve rahatlığın temelinde sadece kişisel hak ve özgürlükler doğrultusunda hareket edenlerin ilkeli olma tavsiyelerine karşı bir duruş sergilemelerinin yattığı anlaşılıyor.

BİRLİKTE VAR OLMAK

21. yüzyılın değer kayıplarıyla birlikte narsisizm ve egoizm tavırlarının yükselmeye başladığını, sanal bir dönem olarak tanımlayabileceğimiz postmodernizm kalıntılarının aşırı talep ve arzularla büyüyerek toplumların ve ortak birliğin dengesini bozduğunu söyleyebiliriz. Yeni dönemin yaşantısında etik ve ahlaki anlayışla hareket etmek duygusu sanki “birey vicdanından sökülüp alınmış” gibidir. Gerçek yaşam kesitinde tutarsız ve bilinçsiz yaklaşımların birer suç unsuru haline dönüşmesi, bunları rol model kabul eden kitlelerin itaatsizliğe yönelmeye başlaması etik (yeni terim önerimle edus) ve ahlakın önemli iki kavram olduğuna atıf yapmaktadır.

Her şey bir anda ve bir pandemiyle başlamadı tabii ki. Buna Covid-19 ve varyantları vesile oldu diyebiliriz. İnternet üzerindeki sosyal paylaşım ağları diye tabir edilen enstrümanlar uzun zamandan beri tekil, içine dönük, bencil bir yaşamın varlığını zaten destekliyordu. Bireyselleşmeye uzanan bu yolda paylaşımdan ve birlikte var olmanın bütünlüğünden uzaklaşılması herkesin kendi içinde ayrı bir dünya kurmasına ve farklı sanal tarzlar oluşturmasına zemin hazırladı. Belki de Covid-19 tüm bu yaşananların daha çabuk su yüzüne çıkmasına ve yüzleşmeye olanak tanıdı. Öyle bir zaman dilimindeyiz ki yarım ekmeği bölüşmek deyişinin varlığından bile şüphe duyabiliriz.

GERÇEĞİN GÖLGELENMESİ

Covid-19 için aşı karşıtlığının büyümesi, aşı konusunda bazı ülkelerin “yumuşak güç” kavramıyla hareket etmesi temel farkları ortaya çıkarırken, düne kadar oluşan bir pandeminin ortak endişesini taşıyanların bundan vazgeçmeye başladıklarını, aşıya erişimi sağlamışların gerisini düşünmediklerini görüyoruz.

Uzun süredir dağınık ve düzensiz bir yaşama geçerek buna alışmış toplumlar, belli bir disiplin içinde olunması gerektiğini sorgularken kaosun döngüsünde çıkış yolunu arıyorlar. İlke ve kural tanımazlığa doğru evrilen yeni bir yaşam özelinde Covid-19 öncesine, eski normale dönüş özleminin varlığı tuhaf bir talep gibi duruyor. Belki de uzun süre gelmeyecek eski normale dönüşün hayaliyle yaşayanların yeni dönemin yeni normaline alışmaya başlaması daha akılcı bir yaklaşım olacaktır hiç şüphesiz.

Aydınlığa çıkış yolunda önemli bir adım olan “doğru bilgiye” erişimin kısıtlanmaya başladığını fark ettiğimizde zihnimizdeki soru “Doğru bilgiye nasıl erişeceğim” şeklinde belirginleşiyor. Bu yüzden gerçeğin ve doğrunun gölgelenmeye başlaması bu konuda duyarlı olanların umutlarını zayıflatıyor.

YANLIŞ BİR ALGI

Yaşanan birçok olumsuz olayda sanki etik ve ahlakın gündemden düştüğü gibi bir izlenimin doğması yanlış bir algıdan ibarettir. Belli ilke ve değerlerin fazla konuşulmaması ve değerlendirilmemesi etik ve ahlakı, onun bakış açısını yok saymaz. Belki daha az nitelendirilir ve dile getirilir olmuş olabilir. Ancak etik ve ahlakın varlığının ortadan kalkması ihtimali zayıftır. Zaten böyle bir şeyin olma olasılığı sadece bu iki alanı gündemden kaldırmaz. Aynı zamanda hukukun varlığını da tehlikeye sokabilir. Böylesi bir zincirleme sürecin varlığını dahi düşünmemek gerekir.

Bir düzen sağlamak emek ve zaman ister. O düzeni bozmak ise daha kolaydır. Oluşan düzensizliği düzeltmek ise zordur. Sonuçta kronikleşen bir düzensizlik var olan bütün düzenlerin ve sistemlerin de bozulmasına yol açar. Bireysel motivasyonu düşürecek böylesi süreçler arzu edilen ve özlenen dünya hayalinin gecikmesine sebep olur. Gecikme olması ise gerçekleşmenin durması demek değildir. Çünkü her bozulmanın bir düzelmeye dönüşme ihtimali yüksektir.

ÇÖZÜME ODAKLANMAK

Covid-19 pandemisi yeni bir dönemin başlangıcıdır diyebiliriz. Bir zaman sonra bu hastalık ortadan kalksa bile toplumlar üzerinde oluşturduğu korku, endişe ve farklı sosyal travmaların kalıcı tesirleri bir süre daha devam edecektir. O halde yapılması gereken eskiye dönüş özlemini bir kenara bırakarak yeni dönemin gereklerini geliştirmek, buna uygun bir yaşam profili oluşturmaktır. Sevgi, saygı, seviye, içtenlik korunarak, kibir ve ikiyüzlülükten uzaklaşmış, iç dengesini sağlamaya yönelik çaba gösteren bir anlayışın kapısı aralanmalı, sorunların sorunları üretenlerle aşılamayacağını bilerek hareket edilmelidir. 

Zamanla görülecektir ki, bir ütopyadan ortaya çıkmış ve hayalden uzaklaşarak gerçeğe yaklaşmış yeni sistemlerin önündeki engeller kalkmaya başlayacaktır. Ancak bunun olması için tutarlı, bilinçli, akıl ve vicdana dayalı, gönülden de destek alan anlayışların ışığını göstermesi gerekmektedir. Sadece tek başına hukukla değil, etik, ahlak, hukuk birlikteliğini gözeterek birbirini tamamlayan unsurları zenginleştiren, taraf olmanın aksine yerinde karar veren mekanizmalarla doğruyu bulan, vicdanı ön plana alan bir yaklaşımın zamanı gelmiştir. Mevcut durumu tespit eden anlayışla çözüme odaklanmış bir bakış açısının dünyanın, doğanın ve tüm canlıların refahını ve gelişmesini destekleyeceğine inanıyorum.

PROF. DR. ÇAĞATAY ÜSTÜN

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 

TIP TARİHİ VE ETİK ANA BİLİM DALI BAŞKANI


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları