Olaylar Ve Görüşler

Yunanistan ve mali yıkım

14 Temmuz 2015 Salı

Yunanlı komşularımız Avrupa Birliği, IMF ve diğer alacaklılarını hepsine birden -Ohi-Hayır- dediler. Bu büyük risk stratejisinin ne gibi sonuçlar doğuracağı henüz belli değil. İşin garip tarafı AB’nin, sorunu nasıl halledeceği konusunda önlerinde bir örnek de bulunmuyor.
1919-1922 yılları arasındaki Türkiye’yi işgal macerası hezimetle sonuçlansa da savaş sırasında Yunan ordusuna malzeme sağlayan tekstil, patlayıcı ve silah üreticileri ile askeri çizme üreten şirketler büyük kazançlar sağladılar, savaş sonrasında da bu sanayi kuruluşları sivil halkın ihtiyacına yönelik üretime yöneldiler.
Savaşın son yılına doğru Türkiye’deki savaşı finanse etmekte güçlük çekmeye başlayan Yunan hükümeti, dış kaynak bulamayınca Maliye Bakanı Protopapadakis’in önerisiyle ekonomi tarihine “Drahmanın Ortadan İkiye Ayrılması” (the dichotomization of the drachma) diye geçen ulusal paranın yarısının kullanılmasına başlandı.
Buna göre Yunan parası Drahma ortadan ikiye bölündü, bir parçası para sahibinde kalırken ikinci parça hükümete verildi ve 20 yıllık bir süre ile yüzde 6, 5’lik bir faizle hükümete kredi açılmış oldu.
Aynı taktiği Yunan hükümeti 1926 yılında gene kullanmak zorunda kaldı, çünkü Türkiye’ye karşı savaşta kullanılmak üzere aldığı borçları ödeyemediği gibi göçmenlerle ilgili gereken fonları da bulamamıştı.
Yüksek faiz oranı ile ikinci kere uygulanan ikiye bölünen Drahma olayı sonunda ortaya deflasyon çıkardığı gibi faizler de çok yükselince Yunan halkının hükümete güveni azaldı.

İlk İflas
Ünlü 1929 küresel mali bunalımı Yunanistan’ı çok kötü etkiledi. Yunan Merkez Bankası paranın değerini yüksek tutarak kendini korumaya çalıştı, ama büyük dış ticaret açığı 1931 yılının sonuna doğru tüm döviz rezervlerini eritti.
Yunanistan 1932 yılında altına odaklı para sisteminden çıktı ve bütün borç faizlerini ödeyemeyeceğini belirterek moratorium ilan etmek zorunda kaldı, aynı zamanda ithalata kontrol ve kota getirdi.

Ortak pazar
1990’lı yılların sonunda Yunanistan görünüşe göre Avro üyeliği için gerekli koşulları taşıdığı sanısıyla Avro’ya kabul edildi, Aslında rakamlar kitabına uydurulmuştu -Cooking the books-.
2010 yılına gelindiğinde Yunan hükümeti kamu borçlarını önlemede güçlük çektiğini duyurdu ve 2010 yılı bono ödemelerini yapamayacağını açıkladı. Bu Avro’nun dolar karşında değer kaybetmesine neden oldu. Sonunda Avrupa Birliği Yunanistan’ı kemerleri sıkma karşılığında iflastan kurtardı.
Ama alınan önlemlerin ve kemer sıkma çabalarının bir anlamının olmadığı bir yıl sonra ortaya çıktı ve Yunanistan gene temerrüde düşme tehlikesi ile karşı karşıya geldi. Yani kağıt üzerinde alınan önlemlerin uygulamada hiç bir kıymeti olmadığı açığa çıktı.

Son söz
Bazı uzmanlara göre Yunan tarihindeki mali sorunların en büyüklerinin temel kaynağı hep Türkiye ile ilgili yanlış dış politikalardan meydana geldi. 1920’lerde Türkiye’ye saldırmasaydı, savaşın finansmanı için dış borca gerek duymayacaktı.
1970’li yıllardan sonra da Türkiye korkusu ile giriştiği kontrolsüz silahlanma ve bu konudaki harcamaları gizleme çabaları gene Yunanistan’ı köşeye sıkıştırdı. Avro’ya girecek durumda olmadığı halde problemin kaynağını gizleyen Yunanlılar şimdi popülist politikacılarının AB’yi kandırmasının cezasını çekiyorlar.
Dün, Yunanistan’ın borç krizinin çözümü amacıyla 19 ülkenin liderlerinin toplandığı Avro Bölgesi zirvesinde tarafların acil kurtarma paketi için anlaştığı duyuruldu. AB yine kurtarıyor ama dökme su ile değirmen dönmeyecek gibi gözüküyor. Başbakanın bir B planı bile yokmuş AB karşısında.
Tarihlerine bakarsanız, bu kurtarma paketi de bir işe yaramayacak gibi gözüküyor. İnşallah yanılırım. 

Prof. Dr. TEVFİK DALGIÇ Teksas Üniversitesi - Dallas


Yazarın Son Yazıları