Olaylar Ve Görüşler

Zordur Yazmak Zeytini!

15 Kasım 2014 Cumartesi

Zeytin ağacıyla ilgili yazı yazmak, kısaca zeytini yazmak zordur. Çünkü gizemli bir biçimde düşünceleri saptırır, başka yerlere sürükleyip başını belaya sokabilir adamın.
Eski Atina demokrasisinin temellerini atan Solon (İÖ 639-559) çıkardığı “Zeytin ağacı koruma yasası” ile bir zeytinlikten senede ikiden fazla zeytin ağacı kesilmesini yasaklamıştı. Yırca’da onun yasasına uyulsaydı, bu yasadan beri kabaca 2 bin 500 yıl geçtiğine göre en fazla 5 bin ağaç kesebilirdik. Fakat teknolojide çağı yakalamış “vahşet” bir gecede 6 bin zeytin ağacını kesti tek bir zeytinlikte. “Uygarlık” yerinde saymıyor!
Bu olay unutulacaktır kısa süre sonra. Zaten klasik şaşırtma stratejisi uygulamaya sokulmuştur bile. Zeytin ağaçlarının kesilmelerini önlemeye çalışan yoksullar, “vahşetin ekmeğini yiyen” yoksullara dövdürüldüler; “vahşet” “kendisinden habersiz(!) dövdükleri için” dövenleri işten attığını açıkladı. Basın toplantısı bile yaptılar ağlamaklı: “Dövdürürler miydi haberleri olsa!” Dövülenler, ekmeğinden olmuş dövenleri bağışlayıp bağırlarına bastılar. Dövenler de gözleri yaşlı ve bin pişmandılar! “Aldatılmışlardı, yaparlar mıydı yoksa!” Bir de baktık dövenler mahkemeye vermişler dövdüklerini: “Dövdükleri onları dövmüşmüş meğer.” Arkadan hafifletici salvolar başlar: “Zaten zeytin bürümüştür dağı taşı, ne olacaktır bu memleketin hali böyle giderse!”
Olayın televizyon dizisi kurgusu tamamlanmıştır artık. Belki de dövenlerden biri dövdüklerinden birinin kuzenidir de haberi yoktur. Vahşetin sözcüsü ise yıllardır aranan kayıp çocuktur. Kürek kemiğinin altındaki benden tanıyacaktır dövdürdüklerinden biri onu. Gerçeği öğrendiğinde ağlayacaktır “ah anam ben nasıl yaptım bunu sana” diye dövünerekten! Yahu bu kadar kolay unutmayın kesilen alt bin zeytin ağacını diyeceğim ama vahşet bunu da kullanacaktır kendi çıkarına. Çünkü artık çıta “6 bin zeytin ağacına” yükselmiştir. Bundan sonra biner biner kesiverir ağaçları. Fazla dert edinmez insanlar, “biz altı bin zeytin ağacının bir gecede kesildiğini görmüşüzdür”.
Günümüzde her “çevre düşmanı” kuruluşun bir “çevre dostu” sitesi hatta siteleri var. Bunlarla söz konusu kuruluşların bağlantısını bile kurmak zordur. Bu sitelerde bilimsel doğrular sıralanırken aralara usta işi saptırmalar serpiştirilir. Dünyanın en tehlikeli -belki de en ahlaksızca- yalanlarının yadsınamayacak doğruların arasına serpiştirilmiş yalanlar olduğu bilinir. Oralarda iklim değişikliğiyle ilgili Birleşmiş Milletler açıklamasının yanına zeytinin diğer bitkilerin üremesine olanak vermediğini, iklim değişikliğine yol açan hain bir ağaç olduğunu sıkıştırıverirsiniz. Demokrasiyle yönetildiğimize göre inanıp inanmamakta serbestsiniz. Ne demişti mizahçı Evan Esar: “Demokraside inanır ya da inanmazsınız. Diktatörlükte ya inanırsınız ya da siz bilirsiniz.”
Dedim ya zordur yazmak zeytini, başınızı belaya sokar...

Prof. Dr. ÇAĞATAY GÜLER


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları