Öner Yağcı

Aydınlığımıza humus olanlar

22 Mayıs 2021 Cumartesi

Varlığını Türkçeye, edebiyatımızın akılcı, özentisiz, çağdaş bir kimlik kazanmasına, eleştiri, deneme, günce, söyleşi türünün yerleşmesine, bağnazlığın aşılmasına, özgür düşüncenin yaygınlaşmasına adamış, insanı sorumluluğa, yaşamın sorunlarının çözümüne katılmaya çağırmış, dil kavgasıyla düşünce dünyamızı zenginleştirmiş olan Nurullah Ataç, 17 Mayıs 1957’de aramızdan ayrılmıştı. 

Ahlakçı, yenilikçi, akılcı düşünürdü o. 

TÜRKÜNÜN DEVRİMCİSİ

17 Mayıs 2002’de aramızdan ayrılan Âşık Mahzuni, yanık, içli sesi, toplumsal söylemiyle 68 coşkusunun, direnişinin simgeleşen adlarındandı. 

“Ozanlar gerçeği söyler” diyerek sarıp sarmaladı. Ülkemizin dört bir yanında çağladı. Toplumun vicdanı olarak katıldı bağımsızlık, özgürlük ve aydınlanma savaşımına. 

“Âdem’den mi geldin Nuh’tan mı kaldın?/ Kolum nerden aldın sen bu zinciri” diye sordu. 

“Parsel parsel eylemişler dünyayı”... “İnce ince bir kar yağar/ Fakirlerin üstüne” dedi. 

Bağımsızlık kavgasının yiğitlerini “Doğu’dan batıya bir ses yükselir/ Yiğitler yiğitler bizim yiğitler” diye selamladı. Bağnazlığa, yobazlığa karşı koydu. 

Emperyalist Amerika onun düşmanıydı: “Bütün insanlık adına/ Amerika katil katil.”

“Sarı saçlım, mavi gözlüm” dediği Atatürk’e seslendi: “Sana hasret, sana hayran gönlümüz/ Sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin?”

“İşte gidiyorum çeşmi siyahım, Dom dom kurşunu, Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı” gibi yüzlerce deyişiyle türkünün devrimcisiydi o. 

ÇAĞDAŞ YAŞAMIN KIZI

Ardında Cumhuriyet’in Bireyi Olmak, At Kız, Çağdaşlaşma Yolunda gibi kitaplar da bırakan, büyük insanlığın büyük değerlendiren biriydi Türkan Saylan

Söyleşilerinde (M. Zaman Saçlıoğlu ile Güneş Umuttan Şimdi Doğar ve Zehra İpşiroğlu ile Yapıcılığın Gücü), hakkında yazılan romanda (Türkan/ Tek ve Tek Başına-Ayşe Kulin) ve Kendi Sözleriyle Türkan Saylan’da (İbrahim Birelma) gördüğümüz gibi, aydınlığa adanmış biriydi. 

18 Mayıs 2009’da ölürken bile umut ve güzellikler saçarak ülkemizin aydınlık geleceğini kucaklayan bir bilge ve kahramandı. 

Bugünün, yarının aydınlanmasında çalışkanlığın, özverinin anıtı oldu.

CUMHURİYET’İN EKMEKÇİSİ 

“Ankara Notları”yla Gün Ola Harman Ola dedi Mustafa Ekmekçi. Sevinçler saldı 12 Mart’ın bunaltan günlerinde. Kılçıklı Balıklar’ı kızdırdı, yüreğimizi güldürdü. Uyanın Hey dedi yılmadan. 

Tilkiyle Kuyruğu’nun dalaşından getirdiği çağdaş masallar yazdı. İyilerini, kötülerini tanıttı Çarıklılar’ın. Can Yücel’in deyişiyle “Özgürlük ekmeği”, yakın tarihimizin sofralarında doyurdu okurlarını. Giz perdelerini yırtmaya çalıştı kalemiyle. Domuzuna Yazılar yazdı. Gözbebeğiydi Öksüz Yamalığı dediği Köy Enstitüleri. 12 Eylül’le soluksuz bırakılan insanlara Eylül Yazıları’yla soluk oldu. 

Basının emekçisi, genç gazetecilerin ağabeyi, yurdunu sevenlerin, özgürlük ve aydınlık isteyenlerin umut dalıydı. Aydınlık bayrağını taşıyanlar çoğalsın istedi hep, çoğalan Özlem’lerin, Eylem’lerin babasıydı. 

Gazetecinin Yaşamı ve Ekmekçi’ye Özlem (Haz. Metin Aksoy), 21 Mayıs 1997’de aramızdan ayrılan zor dönem gazeteciliğinin satır araları ustasına selamdı. 

Oktay Akbal “Bir sis çanı gibiydi” sözüyle, Dağlarca bir şiiriyle selamladı: 

“Günlük olay saysanız bile siz/ Ne yazsa/ Geleceğin kapılarını omuzlar gibidir/ Devrime adanmış adam - Yayın saraylarında değil/ Tek soğanı eşitçe bölünmüş küçük sofralarda/ Toplumun eline sımsıcak değer/ Ekmek adam.”

***

Mustafa Kemal’in doğum gününü, emperyalizme karşı güneşin doğduğu 19 Mayısımızı kutlarken saygıyla andık aydınlığımıza humus olanları. 

Verdikleri güçle dedik ki: 

“Geldikleri gibi giderler.”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘Gözünü yumma’ 12 Haziran 2021
Kitapların getirdiği 15 Mayıs 2021