Öner Yağcı

Çağdaş efsanelerimiz

04 Haziran 2022 Cumartesi

Efsaneler birbirini doğurur demiştim.

68 aydınlanmasının düşünsel yaratıcılarını düşündüm.

Şevket Süreyya Aydemir Kemalizm’in bilgesiydi: Suyu Arayan Adam, Toprak Uyanırsa, Tek Adam, İkinci Adam...

TİP Genel Başkanlığı’nda efsaneleşen Mehmet Ali Aybar, bağımsızlığın, demokrasinin, sosyalizmin özgün, yorulmaz maratoncusu olan bir bilim adamı ve hukuk savaşçısıydı.

Yön, Devrim ve Türkiye’nin Düzeni ile kucaklamış, sarsmıştı Doğan Avcıoğlu...

BİR EFSANE HOCA

“Efsane hocalar” deyince aklıma, tüm sorunlarımızın çözümünün “ulusal bağımsızlık ile sıkı sıkıya ilişkili” olduğunu söyleyen, milli petrol, milli maden davasının kararlı savaşçısı Muammer Aksoy geldi.

Uyardı: Bağımsızlıktan uzaklaşmak, insan onuru ile bağdaşmayan eşitsizliklere neden olur ve geri kalmışlıktan kurtulmanın olanağını gelecek açısından da ortadan kaldırır.

“Atatürkçüler, dinin değil, din bezirgânlarının düşmanıdırlar. Vicdan özgürlüğünün değil, başkalarının vicdan özgürlüğünü tanımayan, vicdan ve inancı kendilerinin tekeline almak isteyen saldırganların düşmanıdırlar. Uygarlıktan yana olanlar, gerilikten yana olanlar kadar yürekli ve özverili olmadıkça, Türkiye’nin aydın ufuklara doğru gidişi sürdürülemez, dahası ortaçağ karanlığına gömülmesi önlenemez... Şu gerçeği artık herkesin görmesi gerekir ki irticanın kitle halinde harekete geçmesi ve laiklik ilkesini yok etme olasılığı, hiçbir dönemde bu kadar yakın, yaygın ve somut olarak kendini göstermemiştir... Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar görülmemiş ölçüde ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bunu görmemenin korkunç bir yanılgı, hatta gaflet olduğunu dile getirmeyi görev sayıyoruz” dedi.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

Muammer Aksoy öldürülene kadar (31 Ocak 1990), tam bağımsızlık tutkusuyla, öğretmen ve kamu çalışanlarının örgütlenme savaşımına katkısıyla, insan hakları ve demokrasi mücadelesinin, laikliğin, Atatürkçülüğün yılmaz bir önderiydi.

Atatürk ilkelerinden verilen ödünler sonunda Türkiye’nin nelerle karşılaşacağını çok iyi gözlemledi: 19 Mayıs 1989’da kurulan, bugün 300’den fazla şubesiyle Anadolu’nun dört bir yanında örgütlenerek mücadele eden ADD’nin kurucu genel başkanıydı.

KADINLAR VARDIR

Her biri yaşadığı dönemde efsaneleşen Nezihe Muhittin, Halide Edip, Sabiha Sertel, Suat Derviş, Behice Boran gibi kadınlarımız da vardı elbette.

Ömrünü insana, insan sağlığına, topluma adayan, eğitimle ve bilimle aydınlanmanın bilge ve kahraman bir Cumhuriyet kadınıydı Türkân Saylan.

“Ülkemizdeki hatta dünyadaki en önemli sorunlardan birinin kadın-erkek eşitsizliği olduğu kanısındayım” düşüncesi ve eylemiyle çağdaş kadının simgesi, önderi, çocukların ve özellikle kız çocuklarının (Kardelenlerin) manevi annesi, çağdaş yaşamın yılmaz öncüsüydü.

Aydınlığa adanmış bir yaşamdı onunki: “Ben Mustafa Kemal’in devrimlerini ve Cumhuriyeti aynı zamanda bir kadın devrimi olarak da algılıyorum.”

18 Mayıs 2009 günü ölürken bile umut ve güzellikler saçarak kucakladı ülkemizin aydınlık geleceğini.

Büyük insanlığın büyük insanlarından biriydi.

ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ

Bugün ülkemizin dört bir yanında 100’den fazla şubesiyle ses olan 21 Şubat 1989’da kurulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin genel başkanı idi.

Ayşe Kulin romanını yazdı (Tek ve Tek Başına), Zehra İpşiroğlu, Yapıcılığın Gücü ile nehir söyleşi sundu. Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nun nehir söyleşisi Güneş Umuttan Şimdi Doğar’da, kaydın son tümcesi şöyleydi: “Daha ne çok işimiz var, bilseniz...”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Eskimeyen bir yazı 6 Ağustos 2022
Bir hekim romancı 23 Temmuz 2022