Öner Yağcı

Değerlerimiz…

18 Ocak 2020 Cumartesi

68 Kuşağı’nın nasıl ve niçin, hangi ortamda doğduğunu yazıyorum şimdilerde, yakında kitaplaşacak.

Hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını düşündüm 68’i yazarken.

Cumhuriyetin ilk kuşağının yetiştirdiği genç aydınlar, 1950’lerde, 1960’larda çocukluklarını ve ilk gençliklerini yaşayanlara yaşamı savunan direnişleriyle örnek ve öncü olmuşlardı. Onların yaşadıklarından damıtarak yazdıkları, kitapları; ilk gençliğini yaşayanlar için hazine değerindeydi.

 

Gazeteler, dergiler, kitaplarla gelen


Yaşamın nabzının attığı Yön, Devrim, Forum, Türk Solu, Ant, Aydınlık, Emek gibi siyasal dergilerle, Varlık, Türk Dili, Yeni Ufuklar, İmece, Dost, Yeditepe, Papirüs, Yeni Dergi, Ataç, Soyut, Sesimiz gibi yazın dergilerinde yayımlanan yazılar, şiirler, karikatürlerle, telif ve çeviri kitaplarla beslenen bir kuşaktandı onlar. Öğretmenler TÖS’te, işçiler DİSK’te toplanırken onlar da FKF - Dev-Genç’te bir araya gelen gençlerdi.

Onların çocuklarıydı 12 Eylül’de çocukluklarını yaşayamayanlar. Onların çocuklarıydı annelerinin, babalarının o dönemlerde neler yaşadıklarını merak edenler, arayışı sürdürenler. Yani Türkiyemizin aydınlık geleceğiydi. Yani damar damara bağlanmıştı: Jön Türkler’den Kuvayi Milliye’ye, Köy Enstitülerinden 68 Kuşağı’na…

Şiir mi/ Sen en güzelini yazdın kardeşim” demişti onlara Hasan Hüseyin.

 

Bir gün mutlaka özgürlük


Bir düşünce silsilesi içinde Anadolu’daki insanlaşma arayışı Ulusal Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyete evrilmişti. Cumhuriyet devrimleriyle özgürleşme, aydınlanma, insanlaşma savaşımının 1940’lı yılların amansız kapışmaların yaşandığı dünyasında direnen insanın çoğaltması, devrimleri savunan Cumhuriyet kuşaklarını, 40 Kuşağı’nı, Köy Enstitülüler kuşağını yaratması, o kuşakların çocukları olan 68 Kuşağı’nın görkemli birikimin taşındığı bir kuşak olması büyük bir şanstı.  

68 Kuşağı bir birikimdi, bir arayıştı... Gençliğe duyulan bir özlem ya da abartılmış bir efsane değil, gençliğin dünyayı değiştirme ruhuyla sürdürdüğü bir uzun yürüyüşüydü. “Bir gün mutlaka” özgürlüğe ulaşılacağı düşünün devam etmesiydi. 68, bir yürek yangınıydı; bağımsızlık ve özgürlük sevdasıydı; tıpkı Cumhuriyet devrimleri, Köy Enstitüleri, 40 kuşağı, Halkevleri gibi Cumhuriyetin ve bağımsızlığın simgesiydi.

 

68’in aydınlarından

Ocak ayında aramızdan ayrılan aydınlarımız bunları düşündürdü bana. Gazeteci ve tiyatro yazarı Refik Erduran’ı (7 Ocak 2017), geçen hafta 118. doğum gününü kutladığımız Nâzım Hikmet’in Otobiyografi şiirindeki  “951’de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün” dizesinden öğrenmiştik. İnce Memed’i ilk yayımlayan onun yayıneviydi. 

Kurtuluş Savaşı üçlemesiyle (Varolmak, Hükümet Meydanı, Vatan Tutkusu) İlhan Tarus (8 Ocak 1967), 27 Mayıs öncesi “555K”nin mimarlarından Cemal Süreya (9 Ocak 1990), Tütün Zamanı ve Susuz Yaz’la Necati Cumalı (10 Ocak 2001), Sinematek” ile yaşamı zenginleştiren Onat Kutlar (11 Ocak 1995), 1951 tutuklamalarından Kemal Bekir (13 Ocak 2014), Cemo’yla Kemal Bilbaşar (21 Ocak 1983) 68 Kuşağı’nın yazarlarıydı.

Köy Enstitülerinin hocası, Mavi ve Kara Sabahattin Eyuboğlu (13 Ocak 1973), Dil Devrimi’yle Tahsin Yücel (22 Ocak 2016), 27 Mayıs öncesinin genç anayasacısı, Hürriyet’in İlanı’nı yazan, Türkiye’de Siyasi Partiler’le öğreten Tarık Zafer Tunaya (29 Ocak 1991) 68’in aydınlarındandı.

Ve bugün başlayan “Adalet ve Demokrasi Haftasının şehitleri Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu...

*

Bugün saat 10.00’da Mersin SMMMO’da Yeni Gelen dergisi yönetmeni B. Sadık Albayrak’la “Cumhuriyet’ten Günümüze Eğitim”i konuşacağız.


Yazarın Son Yazıları

Kitap ve sıkıntı 28 Kasım 2020
İnsan ve kitap 21 Kasım 2020
Korku kültürü 17 Ekim 2020
Korkudan korkmak 3 Ekim 2020
Bin yıllık kavga 26 Eylül 2020
Kadınlara selam 12 Eylül 2020
Kadınlar: Hep savaşıyor 29 Ağustos 2020
Yaz sıcağında kitap 22 Ağustos 2020