Öner Yağcı

‘Umut insanda’

17 Kasım 2018 Cumartesi

Kendini Öğrenemeyen Toplum kitabında, “Doğanın insanlara açtığı krediler azalıyor, milyarlar için yaşamak giderek zorlaşıyor. Kavga, birikimlerinin ve statülerinin üzerine oturanlarla daha çok tüketmek isteyenler arasında sürüp gidiyor. ‘Havanda su dövme’ olgusunu aşamazsak devridaim makinesi gibi çalışsak da çağdaş kargaşa ile baş edemeyiz” diyor Doğan Kuban.
Bu “çağdaş kargaşa”da, nereye gidiyoruz sorusunun yanıtlarını araştırınca, insan olarak üzerimize düşen sorumlulukların ve görevlerin neler olduğunu anlıyoruz.
İnsanlığın binlerce yıldır süren arayışının 21. yüzyılın ilk dilimindeki durumu insana düşen görevin oldukça ağır olduğu gibi kaygı veren bir sonuca götürüyor. Aydınlanma, özgürleşme savaşımının vardığı sonuç bu olmamalıydı diyoruz. İnsanlık artık kaygıyı geride bırakıp özgürlüğün sınırlarını zorlayarak yaşamı sanatlaştıran bir güzelliğe kavuşmuş olmalıydı.
Yaşamın aynasındaki dünyada bilimi, teknolojiyi (örneğin bilgisayar, iletişim, genetik, uzay teknolojileri...) geliştiren insan için kıvanç duyuyoruz elbette. Ama yine insanın yarattığı iletişim teknolojisinin yarattığı medya devinin insanı tutsak aldığını da görüyoruz. Bu tutsaklık, adına “Yeni Dünya Düzeni” denilen bir gerçekliğin egemenliğini ideolojik, toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel, kısacası yaşamın her alanında pekiştirmesiyle kendini var ediyor.
Ülkemizde de bunun yansımasından başka bir şey yaşanmıyor. Yeni denilen düzenin salgıladığı ırkçı ve dinci bağnazlıkların ülkemizde de küstahça boy gösterdiğini görüyoruz. Demokrasi adımlarının atılamadığı, en temel insan haklarından bile söz etmenin olanaksız olduğu, siyaset başta her şeyin kirlendiği, açlığın ve yoksulluğun işsizlik ve pahalılıkla birlikte gündelik olay haline geldiği, paranın ve tüketimin egemen olduğu, insanların umutsuzluğa terk edildiği, var olan düzene uyumlu Türkİslam Sentezi ideolojisinin yukarıdan aşağıya şırıngalandığı koşullarda, düşünmesini bilen, düşüncesi doğrultusunda örgütlenmek isteyen, çeşitli araçlarla düşüncesinin yaygınlaşması için çaba gösteren insanların görevi nedir?
Kültürümüzün, sanatımızın, edebiyatımızın içinde bulunduğu durum, yukarıda aktarmaya çalıştığım dünya ve ülke koşullarından ayrı olarak ele alınamayacağı için Cumhuriyet’in kültür sayfasında bunları yazıyorum.
Var olan gerçeklikte, düşünen ve düşüncesini ifade eden, yaratma özgürlüğünü kullanan insanlar, dayatılan tüketim toplumunu reddetmek için çok şey yapabilir. Demokratik, özgür bir ses oluşturulabilmesi için gereken TV, radyo, gazete, dergi, kitap gibi araçların yanı sıra, çeşitli örgütlenmeler, toplantılar, açıklamalar, afişler, şenlikler, kitap fuarları, yazılanlar “umut insanda” diyenlerin attığı adımlardır.
Kötülükten ve mahkûm edilmemiz istenen bilgisizlikten kurtulmak için çok adımlar atmak zorundayız. Bu adımların çok önemli bir geleneği olarak kitaplarla okurları, okurlarla yazarları, yazarlarla yayıncıları, yayıncılarla kitapçıları buluşturan, okuma, bilinçlenme imecesi TÜYAP 37. İstanbul Kitap Fuarı’nın coşkusunu yaşıyoruz. Cumhuriyet yazarları olarak İstanbul Kitap Fuarı’nda bugün ve yarın Cumhuriyet Kitapları standındayız. Pazar 13-15 arası Telgrafhane’deyim.
Bütün “kötülükler”in “bilgisizlik sömürüsü”nden kaynaklandığını söyleyen, “cehaletin temel bir hastalık” olduğunu yineleyen Doğan Kuban’ın Yarını Baştan Tanımlamak kitabındaki müthiş uyarısı şöyle: “Cehaletin iç ve dış kölelik tuzağı olduğunu anlamayan, o cehaletin parçasıdır.”  


Yazarın Son Yazıları

Özne olurken: Bugün 26 Aralık 2020
Özne olurken: Şiir 5 Aralık 2020
Kitap ve sıkıntı 28 Kasım 2020
İnsan ve kitap 21 Kasım 2020
Korku kültürü 17 Ekim 2020