Kılıç’tan Doğrular ve Yanlışlar...

27 Nisan 2011 Çarşamba
\n

Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun üzerinden 49 yıl geçmiş. Yüksek Mahkemenin Başkanı Haşim Kılıç, yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, yeni bir anayasa isterken haksız değildir. Sayın Kılıç, 1961 ve 1982 anayasalarını, halkın iradesini emanet etmediği odakların hazırladığını söylerken, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbelerini gerçekleştiren güçlerden söz ediyor. Ancak 1961 Anayasasını oluşturan Kurucu Meclisin 12 Eylül sonrasında beş generalin seçimi ile göreve çağrılan Danışma Meclisine göre, çok daha demokrat bir korperasyon olduğunu ya bilmiyor ya da görmezden gelmeyi yeğliyor. Bu görüşlerini açıklarken, bugünkü Türkiyenin, farklılıkların bilincinde, insan merkezli, kültürlere, inanç ve dillere, inançlara, dillere ve dünya görüşlerine saygı ekseninde kendi ortak paydasını üretmeye başlayan bir toplumu üreten ülke olduğunu gerekçe olarak gösterdiğini de söylüyor.

\n

Yüksek Mahkeme Başkanının bu görüşlerine çok geniş bir kesimin hak vereceğini kabul edenler arasındayım. Yine Haşim Bey’in, yüzde 10 olan seçim barajını, siyasi partiler için yüksek görerek, hiç değilse yüzde 7lik bir barajı işaret etmesini de, özellikle 12 Haziran seçimlerinde sadece üç partimizin o barajı geçebilecekleri gerçeği karşısında,demokrasimiz açısından acı bir teşhistir.

\n

Başkan bu olgular karşısında, parlamento dışındaki partilerle sıcak bir diyalog istediğini de söylüyor; ama ev sahipliğini yaptığı bir törene bırakınız parlamentoda temsil edilen siyasal partilerin tümünün temsilcilerini davet etmeyi, CHP Genel Başkanı bile liste dışı bırakmış olmayı bile uyduruk bir gerekçe ile mazur göstermeye çalışıyor!

\n

Niçin CHP Genel Başkanı diyorum?

\n

Çünkü bugün AKP iktidar partisi ise, CHPde ana muhalefet partisidir. Ve bizim Siyasal Partiler Kanunumuza göre, ... siyasi partiler, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar demokrasimizin vazgeçilmezleri arasındadır.

\n

Haşim Bey ise kanunda, mahkemenin kuruluş yıldönümüne, partilerin temsilcilerinin çağrılacağını gösteren bir ayrıntı olmadığı gerekçesine can simidine sarılır gibi sarılarak, kasıtlı ve bilinçli amacını gizleyebileceğini sanıyor.

\n

Gerçek bir Yüksek Mahkeme yargıcı, her durum ve konumda tarafsız olduğunun hesabını kamuoyuna vermenin kaçınılmazlığını sergilemekle görevlidir.

\n

Bunu yerine getirmeyen bir yargıcın, dahası bir Mahkeme Başkanının, başkalarına öğüt vermeye kalkması ise, lafügüzaftır. Anayasa Mahkemesi Başkanı, öncelikle kendi makamının önünü süpürüp temizlemelidir.

\n

* Devlet Bakanı Sayın Zafer Çağlayandan 22 Nisan günü yayımlanan, Libyadaki İç Savaş Bizi Nasıl Etkiliyor başlıklı yazım için bir yanıt aldım.

\n

Sayın Bakanın mektubunu Salı günü yayımlayacağım.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Rüzgâr Eken... 2 Ocak 2013
Rüzgâr Eken... 14 Aralık 2012