AKP Çatlar mı? Seçmen Homo Economicus mu?

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Erdoğan-Gül çatışması, AKP’yi çatlatır mı? Kısaca söyleyeyim, bugünkü koşullarda hayır.. Yazacağım, ama önce bir anımsatma:
AKP içinde gelişmeleri yıllardır yakından izlerim ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunmaya çalışırım. Mesela http://orhanbursali. blogspot.com.tr günceme yeniden koyduğum, 3.5 yıl önceki (11 Aralık 2011) “Koltuk Boşalıyor: Gül-Erdoğan-Cemaat Kavgası” yazısında (ve diğer 8 adet 3 koltuk yazısında da benzeri şekilde), bugün yaşananların tıpkısının aynısını görürsünüz. Referans aldığınız mihenk noktalarınız iyiyse, gidişatı kestirebilirsiniz…
CHP yönetimi umudunu bu çatlamaya bağladı deniyor. Gelişmeyi izlemek başka, umudu buna bağlamak başka. İktidar olanakları nasıl ve ne zaman, hangi koşullarda oluşur sorusu, Türkiye siyasetine, yazan çizenlere, siyaset analizcilerine, koyu seçmenlere, dahası parti yönetimlerine de biraz yabancıdır. Sanılır ki, bir (ana) muhalefet partisi her şeyi mükemmel yapar, seçmenle mükemmel bağ kurarsa, mesela seçmen muhafazakâr ise sağcılaşır ve dincileşirse, iktidar olamamasının önünde bir engel yoktur.
Hayır öyle değil. İktidar partisinin iktidarda kalma koşulları bu konuda birinci derecede belirleyicidir. Seçmen muhafazakârdır, ama şu anlamda: İktidarı değiştirmenin nesnel koşullarını görmüyorsa, tutucu davranır. Tutuculuk, bir toplumun, toplumsal davranışın genel karakteridir.
İçinde bulunduğum koşullar beni idare ediyorsa değişim istemem.
Bu koşullar kötüleşiyorsa yeni arayışlara girerim; ama “ya değişim beni elimdekilerden ederse” diye de düşünürüm... İktidarın değişmesiyle çok daha iyi koşullara sahip olacaksam, mutlaka değişim yönünde aktif davranırım..

Homo Economicus
Bunları, içgüdüsel olarak, “Ekonomik insan / ekonomi toplumu”nun (Homo economicus) davranış biçimleri olarak kabul edebilirsiniz..
Bugün Türkiye toplumunun genel davranış biçimi - bana göre bu normlara uygundur. Toplum bir Homo economicus’a dönüştürülmüştür. Bu dönüşümün koşulları da vardı: 65 yıldır 19 kez ekonomik krizle ütülmüş, en son 2001 büyük çöküşüyle anası tam olarak bellenmiş bir millet, DYP/DP/ANAP gibi şirketleşmiş yolsuzluk, rüşvet ve çöküş partilerini silip süpürmüştür. Zaten toplumda siyasal etkinliği hızla artan, ancak siyasal güvenilirlik sınırlarını aşamayan Erbakan’ın partisinden çıkan “muhafazakâr İslami gençler”e yöneldi seçmen. Çünkü bir önceki seçimde yöneldiği partiler, iktidara gelememiş MHP ve DSP idi! Onlar hızla kendilerini tükettiler..
Şimdi ise 12 yıl süren bir iktidar içinde de göreceli ekonomik istikrar ve bu iktidar zamanında yükselen yeni ekonomik sınıf desteğiyle, iktidardan bir Lider Kültü / Muktedirlik Makamı oluşturuldu. Öyle ki o kişi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alamadığı oylara bakarak, kendisini Hz. Muhammet ile bile kıyaslayabilmiştir. Söyleyelim her şeye rağmen: Toplum seçmenin yüzde 37’sinin desteğini alabilmiştir. (Ayrı ama çok önemli bir başka yazı konusu, sonraya: Ama toplum “Homo economicus”niteliğindekilerle oluşmaz sadece…)
RTE tipolojisine sahip bir kişi, 9 kez seçim kazandıysa, ondan ancak, her şeyi tayin etmeye milletçe yetkilendirildiğine inanan (belki de tanrısal bir görev olarak da kabul eden!) bir Muktedir çıkar.
Herkes de ona biat eder.. Biat etmeyenler de tasfiye olur. Her seçimde ve seçim dışı konularda da miting alanlarına koşmasının nedeni budur: Muktedirliğini durmadan geliştirerek pekiştirmek ve partisi içinde de asla tartışılmazlığını kabul ettirmek.
Epeydir bu süreci yaşıyoruz.. Yeni bir aşamaya geldik şimdi..

Almanya ve Türkiye, Kısa Bir Karşılaştırma
Soralım yeniden: AKP çatlar mı, Gül’cüler, Arınç falan??
Hayır AKP çatlamaz. En azından kendisini iktidarda tutan dinamikler hükümlerini sürdürdüğü sürece.. Okurum bilir, buna hep dikkatleri çekerim.. Mesela Merkel de 3 dönemi devirdi.
Almanya’da işler iyi gidiyor. Belirleyici olan ekonomidir. Ekonomik göstergeler, iktidarları ya aşağı indirir ya yukarıda tutar. Başka parti/ partiler beklemededir. Almanya ile Türkiye arasında parlamenter rejimin kuralları ve toplumsal siyasal bilinç, kültür, siyasal ahlak açısından farklar vardır. Mesela Alman hükümetinde bizimkilere benzer bir yolsuzluk rüşvet olayı patlasaydı. Hiçbir “iyi ekonomi”, Merkel’i orada tutamazdı! Rejimin kuralları, siyasal ahlak onu götürürdü, seçmenden önce..
Ama, Almanya ile Türkiye arasında, siyasal, toplumsal ve kültür açısından, kıyaslanamayacak fark var. Türkiye toplumu, maddi refah açısından Almanya’nın katbekat gerisindedir..
Almanya’da iktidarda rüşvet olayı ile Türkiye’deki farklı işler...
Türkiye’de AKP seçmeni bu kadar mı ekonomik çıkarlı?! Tam da öyle değil. Örneğin 2011 seçimlerinde yüzde 50 oy alan AKP, 2012 yerel seçimlerinde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy yitirmiştir. Ülke ekonomik koşullarında ciddi bir değişim olmamasına rağmen! Ben bu farkı, AKP’ye oy verip de, rüşvet ve yolsuzluğu nedeniyle iktidardan desteğini çeken, “siyasal, bilinçli, etik ve kültürel ağırlıklı” bir seçmen kitlesinin (2 milyondan fazla) davranışı olarak görüyorum..
Soru ortada henüz: AKP çatlarsa ne zaman çatlar, Gül ne olur, veya koşullar nasıl gelişir.. Gelecek yazı..  


Yazarın Son Yazıları

Dakika bir gol bir-iki 17 Kasım 2020