Başkan’a kararname çıkarma için alabildiğine yetki veriliyor mu?

11 Nisan 2017 Salı

Tartışmalarda Cumhurbaşkanı’nın kararname çıkarma yetkisi söz konusu olduğunda, “temel yasalar” ve Meclis’in yetki alanında olanlar gibi, anayasa değişikliğindeki maddeleri okunarak geçiştiriliyor.
Şimdiki anayasada hükümete - Başbakan’a tanınan pek çok yetki Cumhurbaşkanı’na geçiyor ve dolayısıyla bir icra - yürütme gücü olduğu için de Cumhurbaşkanı’nın sayısız konuda kararname çıkarma yetkisi bulunuyor. Fakat nedense bunlara değinilmiyor. Güçsüzleştirilen Meclis “kanun hükmünde kararname” çıkarma yetkisini yitirerek, yeni anayasada bu yetki “Cumhurbaşkanı Kararnameleri”ne dönüştürülüyor. Meclis devre dışı ve Meclis’in en önemli yetki kayıplarından biri...
Cumhurbaşkanı’na verilen yetkilerin en belirgini, devleti bilinen bütün yapısıyla darmadağın ederek, devlet yapısını kararnamelerle istediği gibi düzenleme hakkının resmen verilmesi. Bakanlıklar dahil... Eyaletle ayıracak, bölgeler kuracak, kent yönetimlerini istediği gibi değiştirecek ve düzenleyecek.
Yeni bir devlet kuruluyor diye yazarken, yeni bir yönetim biçimi - rejimin yanı sıra öncelikle buna işaret ediyorduk...
Cumhurbaşkanı hangi konularda kararname çıkartacak? Yürütmeyi ilgilendiren pek çok alanda... Anayasada “kanunla düzenlenir” diye buyurulanların dışında...
Anayasada “kanunla düzenlenir” vurgusunun yapılmadığı hangi konular söz konusu? Mesela bir araştırma, döküm yapıldı mı? Ben görmedim...

‘Kararname Tuzağı’
Ama Cumhurbaşkanı tamamen yürütme erki olacağı için, yürütmeyi ilgilendirecek sayısız konuyu gündeme getirecek ve kararnameler imzalayarak, tek adamın tek imzasıyla ülkeyi yönetecek...
Deniz Yıldırım, “Kararname Tuzağı” başlıklı yazısında, dikkatlerden kaçan başka konuları da gündeme getiriyordu (ABC gazetesi). “Başkan her konuyu ‘yürütmeyle ilgili’ diyerek kararname konusu yapabilir; Meclis iradesinin yerine geçip ülkeyi tek başına, yasa yerine geçen kararnamelerle yönetebilir... Kararnamenin sınırlarını, süresini, kapsam ve ilkelerini belirleyen bir Yetki Kanunu öngörülmüyor.”
Yıldırım, anayasanın 73. maddesi değiştirilerek, “Vergi ödeviyle ilgili düzenleme yapma yetkisini” alan Cumhurbaşkanı’nın “Kimine vergi artışı, kimine vergi muafiyeti ya da istisnası” getirebileceğine işaret ediyor ve sermayenin çeşitli kesimleri arasında tercihlerde bulunarak yandaş sermaye yaratabileceğini yazıyor. Bunu ihalelerle yapıyorlar zaten! Ama yasallaşma söz konusu olabilir!
Ekonomik ve Sosyal Konsey”in yetkisini de alan Cumhurbaşkanı, bu alanı da kararnamelerle düzenleyecek. Neler çıkartabilir, dersiniz?
“Piyasaların Denetimi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi” yetkisini de alacak Cumhurbaşkanı, kararnamelerle “bütün iç ve dış ticareti, piyasaların denetimini, vergi salmayı, vergi muafiyeti getirmeyi” de kararnamelerle düzenleyecek. Yani ekonomiyi kendine göre biçimlendirecek... Deniz Yıldırım, isterse bazı sermaye guruplarını tasfiye bile edebileceğini ileri sürüyor!

Anayasa Mahkemesi denetleyebilir mi?
Bir avukat dostumuz aradı; Cumhurbaşkanı kararnameleri iki yoldan denetlenebilir, Anayasa Mahkemesi’nce ve Meclis’çe...
Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü diyelim, anayasaya aykırılık iddiasıyla. Mahkeme inceledi ve aylar sonra iptal yetkisi verdi diyelim. Ama mahkemenin kararları geriye yürümediği için, kararnameyi alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor... Yani yürütme yapacağını yapmış oluyor.
Meclis’te de zorlaşıyor denetim. Zaten gensoru falan yok. Meclis diyelim ki bir yasa yaptı, Cumhurbaşkanı reddetti. Meclis’in bunu, Cumhurbaşkanı’na rağmen yasalaştırabilmesi için, tam 301 vekilin oyu şart. Yani Cumhurbaşkanı Meclis’in neredeyse her bakımdan üstünde.

DİN SÖMÜRÜSÜ TEPE NOKTASINDA
İktidar, dini alabildiğine kullanıyor. Hayır oyu verecekler anayasa değişikliğine karşı çıkarken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın, diyebiliyor. Son kozları evetçilere cenneti garanti etmek, hayır verecekleri de cehennemle korkutmak.
Beyler ayıptır... Bakın ilahiyatçı İhsan Eliaçık ne diyor size:
“Hayır oyu verenler cehennemliktir diyor... Ya kardeşim Allah’tan korkun. Dini bu işe niye bulaştırıyorsunuz. Üç kuruşluk dünya için, makam için, koltuk için Allah’ın güzel dinini niye alet ediyorsunuz. Bir insanın cehenneme girmesine kim karar verir. Şu cehennemlik, şu cennetliktir demek Allah’a aittir. Sen, hayır verdiği için cehennemliksin deme yetkisini nerede buluyorsun...”
“Allah adına” hareket edenler, emir ve talimat verenler İslam dünyasında dur durak bilmiyor. Bu nedenle İslam dünyası sürünüyor! Bu arada akla “Allah adına” Suriye ve Irak’ı kana bulayanlar geliyor. Eğer “Onlar İslamı temsil etmez” ise hayırcıları cehennemlik ilan edenler mi İslamı temsil ediyorlar. Meraktan çatlıyorum!
İktidarı iyi tanıyan bir “inançlı entelektüel” bir sohbette dedi ki:
RTE bugüne kadar dindarlardan ‘Allah rızası için oy istiyordu. Şimdi ise kendisi için istiyor. Bu nedenle o cenahtan epey oy kaybedecek...”
Ne diyeyim, hadi hayırlısı...  


Yazarın Son Yazıları