Rusya izin verirse... ABD hedefi için kullanışlı araçlar

21 Ocak 2018 Pazar

Merhaba diyerek yazı işlerine başlarken bazı saptamalarda ilerleyelim.
İlki: İktidar, Afrin’e askeri müdahale için yanıp tutuşuyor. Rusya’yı da zorluyor. Rusya ve Suriye ile bir anlaşma olmadan bunu yapması mümkün değil.
Bu havanın, seçimlere yönelik çok ciddi bir hesabı vardır. Aynı zamanda MHP ile ittifakın da gereğidir. Ama bu noktayı sonra derinleştireceğim.
İkincisi: Rusya sert cevizdir. Suriye’ye “uçaklarınızı vururuz” açıklaması yaptırıyor. Şam-Moskova, İdlib’deki köktendincilerden oluşan ve Ankara’nın önemli himayesi altındaki yönetimi kuşatıyor. Suriye, topraklarını kurtarma yolunda ilerliyor. Ankara ise bundan rahatsız! Rusya’nın ise İdlib’i bırak, Afrin’de operasyon yap pazarlığını öne sürdüğüne dair yorumlar okuyoruz.
 
Rusya izin verirse...
Rusya izin verirse, Ankara, Afrin’e girer, ABD ve NATO da büyük olasılıkla bunu yutmak zorunda kalır. Ama dosya, gelecekte bir hesaplaşma konusu olarak masa üzerinde kalır. Gelecekte hesaplaşma? Evet. ABD’nin öncelikli hedefi Türkiye değildir. Bunu sonraki yazımda işleyeceğim. Bu nedenle ABD, PKK-PYD’yi destekleme politikasından sapmadan, ama Türkiye ile bağları koparmadan adım adım ilerleyecektir. Afrin’i bile şimdilik göz ardı edebilir.
İktidarlar, stratejik öncelikler değişirse, durum da değişir.
Üçüncüsü: ABD’nin Ortadoğu planlarının ve buradaki hesaplaşmalarının henüz ortasındayız. ABD’nin hedefi İran; tüm buradaki yapılaşmasını orta vadeli olarak kotarıyor. PKK/PYD’yi bu politikanın, bu hedefinin iyi bir aleti olarak biçimlendirdi. Bölgede, PKK/PYD güçlerinden daha iyi bir askeri güç bulamaz.
 
PKK, ABD ile ittifaka mecbur
Yoksa, ne Kobani olurdu ne Suriye Kürt bölgesindeki PKK/PYD egemenliği ne PKK/PYD 50-60 bin kişilik bir ordu, ne modern silahlarla
teçhizatlandırılma... Bugün PKK/PYD, Amerika’nın geliştirdiği önemli bir askeri güce ve coğrafi egemenliğe sahip olmuştur.
PKK/PYD artık tüm Amerikan operasyonlarının büyük gücüdür, başka türlü hareket edemez, ABD desteğini -silahını çekerse bölgede dımdızlak kalır.
Dördüncüsü: ABD’nin amaçlarıyla PKK ve diğer ülkelerdeki “kardeş” silahlı örgütlerinin amaçları birleşmiştir... PKK’nin kardeş örgütü İran’lı PJAK (Kürdistan Özgür Hayat Partisi) da ABD’nin politikalarıyla özdeşleşmiştir. ABD onlara, tümüne “özgür vatan” vaat etmekte, Kürt milliyetçiliğini, dahası ırkçılık temelinde (Bakın Hasip Kaplan’dan dışa vuran sözler) desteklemektedir.
İran’lı PJAK da, PKK’nin, yani Kürdistan İşçi Partisi’nin öncülük ettiği veya kurduğu Kürdistan Topluluklar Birliği’nin (KCK) üyesidir. Suriye’deki kolu da YPG/ PYD’dir ve PKK’nin denetimi altındadır.
 
‘Özgür vatan’ havucu
ABD, İran’ı hedef alırken milliyetçi Kürt silahlı örgütlerine de “İran Kürdistanı’nı kurtarma” havucu sallamaktadır.
Özetlersek, Amerika’nın emperyalist politikasıyla PKK ve tüm diğerleri özdeşleşmiştir ve bu örgütlerin varoluşları ve hedefleri ABD’nin teminatı altındadır.
Beşincisi: ABD’nin Ankara’ya “PKK’ye karşı savaşınız meşrudur, anlıyoruz vb” gibi açıklamalarına ne diyelim? Tarihi koşullar ne gösterir, bilinmez... PKK-Türkiye konusu ABD için çok sonraki bir meseledir... Belki de hiçbir zaman PKK, Türkiye’de başarı kazanamayacaktır. Ve ABD’nin de böyle bir hedefi olmayacaktır. Ankara iç parçalanmayı sürdüren politikalarında ısrarcı olursa, “iç barış değil iç savaş” kirli, siyaset dışı, hukuksuz keyfi politikasını sürdürürse, zaman ne getirir bilinmez.
Bu iddiayı öne sürüyorsak,
o zaman konuya biraz daha derinden girmek zorundayız.
Merhaba okurlara, hoş bulduk :))))


Yazarın Son Yazıları