‘Şiddetli maddi yoksunluk’ içinde 7.5 milyon çocuk yarattınız

15 Mayıs 2018 Salı

Tamamen devletin resmi kurumundan, (TÜİK) Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri bunu söylüyor: Uluslararası kurumların tüm ülkelerce kabul edilen göstergelerine göre, yoksunluk ve şiddetli maddi yoksunluk kategorilerinde yaşayan milyonlarca insanımız var. Belki de bunlar arasında en önemlisi, 7.5 milyon çocuğumuzun ülkemizde “şiddetli yoksunluk” (dolayısıyla yoksulluk) içinde yaşıyor olmasıdır.
Üstelik sayıları durmadan artarak!
Bu iktidarın ülkeye en büyük hediyelerinden biri!
Bu kategorideki çocuklarımızın hayatının önünde büyük engeller olduğunu hemen çıkarsayabiliriz:
Ailesi yoksul, çevresi yoksul, beslenmesi yoksul, bunun sonucu beyinsel faaliyet kapasitesi diğerlerine göre daha az; dar çevrede yaşadığı ve çocukluğunu çok yönlü ilişkiler - algılamalar - fiziksel temaslar içinde geçiremediği için beyninde nöronal ilişkiler ağı daha zayıf (konnektum eksikliği)...

Tüm eşitsizliklerin anası
İçinde bulunduğu durum, özellikle eğitimde fırsat eşitsizliğini de anlatıyor zaten.
Sadece eğitimde mi eşitsizlik?
Toplumsal tüm eşitsizlikler, en çok, şiddetli yoksulluk içindeki çocuk sahibi ailelerde başlıyor.
Bu aileler, hayat standartlarının yükselmesi en zor aileler. Problemlerin de herhalde en çok çıktığı aile yapısı...
İş sorunu çok, çocukların okuması zor...
Bu aile yapısı içindeki çocuklar, genellikle ileride yinebenzer aile yapılarının de üretildiği kaynaklar oluyor.
Şüphesiz bu aile yapılarından gerçekten içinde bulunduğu cendereyi parçalayıp yükselen çocuklar yok mu, var ama sayılarının - oranlarının dikkate alınamayacak derecede az olduğunu varsayabiliriz.
Daha pek çok eşitsizlik ve sorun sayabiliriz bu bağlamda.

26 milyondan bahsediyoruz
Biraz daha ayrıntıya girelim, çünkü AKP iktidarı ülkemizde üç beş kuruş iane ile yoksulları kendi çemberi içinde tutma politikası izlerken, yoksulluğu büyük ölçüde yok edecek önlemler almamıştır. Fotoğraf net ortada...
Bu konuda ciddi araştırmayı, TÜİK verilerine dayanarak Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (BETAM) bilgi notu olarak yayımladı. Herkese Bilim Teknoloji yazarı, iktisatçı Bayram Ali Eşiyok, dergide henüz yayımlanmamış yazısıyla, bu konuyu daha geniş çalıştı.
Buna göre Türkiye’de şiddetli maddi yoksunluk yaşayanların (çocuk ayrımı olmaksızın)
* 2014 yılında oranı yüzde 29.4 iken,

* 2015 yılında yüzde 30.3’e,

* 2016 yılında ise 2.6 puanlık artışla yüzde 32.9’a yükseldi: 26 milyondan fazla. Her 3 kişiden biri şiddetli maddi yoksunluk yaşıyor...
Yani bu iktidar durmadan yoksulluk üretip duruyor!
Şiddetli maddi yoksunluğun tarifi
Aşağıda belirtilen 9 kalemden en az 4 tanesini ekonomik nedenlerle karşılayamayan bireylerin şiddetli maddi yoksunluk yaşadığı kabul ediliyor:
1. Beklenmedik harcamalar,
2. Evden uzakta bir haftalık tatil (tüm aile fertleri için),
3. Ödeme zorluğu (konut kredisi, kira, elektrik, su, doğalgaz vb. faturalar, taksit / borçlar),
4. İki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek (vejetaryenler için eşdeğer yemek),
5. Evin ısınma ihtiyacı,
6. Çamaşır makinesi,
7. Renkli televizyon,
8. Telefon (sabit veya mobil) ve
9. Otomobil.


Çocuk işgücü sömürüsü
Eşiyok diyor ki: TÜİK’in “Çocuk İşgücü Anketi” bulgularına göre 6-17 yaş grubunda yer alan çocukların 8 milyon 396 bini çalışıyor. Çocukların 893 bini ekonomik işlerde (yüzde 5.9’u), 7 milyon 503’ü ise ev işlerinde çalıştırılıyor (yüzde 49.2). Çocuk işçilerin en fazla kayıt dışı sektörlerde çalıştırıldığı göz önüne alındığında, aslında kayıt dışı sektörde büyük ve ağır bir çocuk emek sömürüsü ortada.
Onlar, gelecekte hangi toplumsal sınıfı üretecekler?
Şüphesiz ki imam hatiplere yönlendirilecek, din sömürgeni vakıfların ellerinde biçimlendirilecek, ağır sömürü altında ezilecek...
Tam da iktidarın istediği seçmen kitlesine zemin hazırlayacak.
Zaten adamları ne demişti: Eğitimli nüfus iktidarımıza yaramaz, bize karşı oy verir!

***

Şimdi soralım:
Hızla artan milyonlarca yoksul aile, Boğaziçi’ne köprü mü ister, yoksa koşullarının iyileştirilmesini mi?
Muharrem İnce, ne dersiniz?!


Yazarın Son Yazıları

Dakika bir gol bir-iki 17 Kasım 2020