AKP Geleneği...

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Oy ayrımı sonuçları kesinleşmese de 28 Ağustos itibarıyla Çankaya’da düzeyi bilinen politikacı ağzı ile konuşan ama cumhurbaşkanı itibarı gören bir üst yetkilimiz olacak.
Kurgulanan yemin ve devir teslim takvimine bakarsak, Yüksek Seçim Kurulu’nun kesin sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanması ile 28 Ağustos arasındaki sürede ilk rejim bunalımını yaşama olasılığı da yüksek görülüyor.
Erdoğan’ın, geleneksel yaklaşımıyla hem başbakanlığı hem de AKP genel başkanlığını bırakmakta anayasaya karşın gönüllü olmadığı anlaşılıyor.
Oysa seçilmişse bırakması söz konusu bile değil. Daha önce de anımsatmıştım. Çünkü anayasa şöyle diyor:
“Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.” Rejim bunalımını engelleyebilecek tek yetkili var: TBMM Başkanı Cemil Çiçek.

***

Akıllarda eski cumhurbaşkanlığı seçiminden kalanlar, çoğu kimseyi yanıltıyor.
O dönemde cumhurbaşkanı seçileceği belli olanlar önce, yoksa bir frak diktirir ve evde beklemeye başlardı. Seçim sonuçlanınca en kıdemli Meclis başkanvekili gidip kendisini alarak getirir, kürsüde yemin ederek görevine başlardı.
Olasıdır ki, AKP’liler de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişikliği önerisini yalap şap hazırladıkları için anayasadaki bu kuralı anımsayamadılar...

***

Erdoğan politikacı kimliğini bırakmayacağını açıkladığı için propaganda sürecinde yaşanan dengesizliğin yeni süreçte de süreceği anlaşılıyor.
Çünkü Erdoğan kendisini politikacı gibi görse de kendisine benzer düzeyde ya da içerikte yanıt verme olasılığı yok.
Türk Ceza Yasası cumhurbaşkanına hakareti, bir yıldan dört yıla kadar hapisle cezalandırıyor. Suçun alenen işlenmesi durumunda da ceza altıda bir artırılıyor.
Gazeteciler sanırım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne (TGC) teşekkür borçlular.
Madde (298) 28 Haziran 2005’te değiştirilmeseydi onlara verilecek ceza da üçte bir oranında artırılacaktı.

***

Türkiye’de, 12’nci cumhurbaşkanı ile AKP’nin yaklaşımının geleneğe dönüştüğü anlaşılıyor.
İkinci kez kendisi hakkında çeşitli iddialarla soruşturma açılması fezlekeleri TBMM Karma Komisyonu’nda bekleyen bir cumhurbaşkanımız daha olacak.
Tabii fezlekeler, milletvekilliği düşeceği için geldiği savcılıklara geri gönderilecek.
Ama kendisi hakkında 17-25 Aralık baskınları da dahil hazırlanacak fezlekeleri varsa rafa kaldırılacak.
Ve hiç yargılanmayacak. Çünkü anayasa ancak “vatana ihanet suçu ile yargılanır” diyor. Bu suçla ilgili yasa da 1991’de Turgut Özal tarafından kaldırıldığı için hiç suç işlememiş olacak...

***

Geçmişte, görevdeyken oğulları yargılanmış hatta tutuklanmış cumhurbaşkanı, başbakan ve genelkurmay başkanı var.
“Tek parti dönemi” diye kötüleme rekoru kırılmaya çalışılan dönemde Cumhurbaşkanı İnönü’nün, sonra cumhurbaşkanı olan, Atatürk’ün Başbakanı Bayar’ın ve görevdeki Genelkurmay Başkanı Kâzım Orbay’ın oğulları yargılanmışlar.
Bakalım “ileri demokrasi” ve “Yeni Türkiye” döneminde yeni cumhurbaşkanının oğlu, iddialar ciddi ise yargılanabilecek mi?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları