Bıldırcın Konservesi...

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Adam bıldırcın konservesi yapıp satarmış. Ancak fiyatının çok ucuz oluşu, bir sanayici arkadaşının dikkatini çekmiş.
Bir sohbet sırasında sözü döndürüp dolaştırıp merakını gidereceği konuya getirmiş.
- Arkadaş konserveyi bu kadar ucuza nasıl satıyorsun?
- Ham maddesine para vermiyoruz ki. Curnatada (sökünde) kendimiz yakaladığımız için maliyet düşüyor.
- Ama yakalamak için işçi kullanıyorsun.
Üretici laf kalabalığına getirmeye çalışırken sanayici ucuzluğun altındaki çapanoğlunu ağzından söküp almak için direniyormuş.
Sonunda itiraf etmek zorunda kalmış üretici.
- Yahu, biraz at eti karıştırıyoruz.
- Ne kadar?
- Yarı yarıya...
- Nasıl yani?
- Bir bıldırcın, bir at...

***

AKP iktidarı sayesinde Türkiye’nin durumu, üçkâğıtçının bıldırcın konservesine dönüşüverdi.
AKP sözcülerine ve yandaşlarına bakarsanız Türkiye’de demokrasi var. Hukukun üstünlüğü ilkesine büyük özen gösteriliyor. Eğitim sistemi, dindar ve kindar değil de her dalda yetkin gençler yetiştiriyor. Sosyal devlet ilkesi tıkır tıkır işliyor.
Yurttaşlar arasında ayrımcılık yapılmıyor, nefret dili hiç kullanılmıyor. Ve yurttaşlar hem tasada hem kıvançta eşit duruma getirilmiş bulunuyor.

***

Devletin kendi içinde ve yurttaşlarla ilişkilerinde uyulacak kuralları belirleyen anayasa, hadi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kesin sonuçlarının belli olduğu tarihten alalım, en az altı gündür askıda. Hatta yok sayılıyor.
Başbakanı’nı, tüm destekleri emrine vererek seçilmiş cumhurbaşkanı yapan yürütme erki, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçim sonuçlarına ilişkin kararını Resmi Gazete’de yayımlatmıyor. Biraz da görgüsüzlük yansıtarak tabloya dönüştürülen sonuç mazbatası Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanında ama Meclis, alelacele yeniden tatile sokulmuş durumda...
Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı “Milletvekilliği, dolayısıyla başbakanlığı ve AKP Genel Başkanlığı’nın düştüğü açıklamasını ben yapıp da başımı belaya sokmayayım” diye topu birbirine atıyor.
YSK’nin gönderdiği karar sırada beklerken üçlü atama kararnameleri, görevden almalar birbiri ardına yayınlanıyor.
Ortaya çıkan görüntü, bırakın demokratik devleti, meşrutiyet bile olamadığımızı belgeliyor.
Abdülhamit’in meşrutiyeti askıya alarak Meclis’i devre dışı bırakıp her istediğini yapabildiği özgün süreci yineliyoruz.
Devlet var ama yok!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları