Rüzgâr Değişiverdi...

24 Temmuz 2014 Perşembe

Yazılıp söylenenlere bakarsanız Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, çok partili dönemin iktidarda en uzun kalan partisi AKP’nin hiç yanlış yapmamış olduğu gibi bir durum söz konusu.
Yanlışı başkalarının üstüne yıkma konusundaki başarılarına her gün neredeyse yenilerini ekliyorlar.
Canciğer kuzu sarması oldukları süreçte, bugün can düşmanı saydıkları cemaatle birlikte kotardıkları kumpaslar geri tepiverdi.
Oysa özellikle Silivri davalarını istenilen kalıba sokabilmek için cemaatin rüzgârını da kendi yandaşlarınınkine ekleyerek bırakın hukuk devletini, kanun devletini bile zora sokmaktan çekinmemişlerdi.
Yapılan yasa değişikliklerini çoğu kez dile getirmiştik. Bunların büyük bölümü Cemaatin önünü açacak, kamuda yaygınlaşmalarını kolaylaştıracak nitelikteydi.
Bu durumu Başbakan, “Ne istediler de vermedik” cümlesiyle özetlemişti.
Verilen son en önemli ödün, özel görevli mahkemelerin kaldırılmasından, tasarıya eklenen geçici madde ile vazgeçilmesi oldu.
Onca ağır eleştiriye, hatta suçlamaya karşın söylediklerini bir kenara koyup bu mahkemeleri ellerindeki davalar bitene kadar görevde bırakmayı yeğlediler.
Cemaat öyle istiyor, AKP’nin de işine böylesi geliyordu.
Ne zaman ki aralık ayının sonu yaklaştı ve yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet soruşturması patladı, uyanıverdiler(!).
Çünkü yaptıklarıyla, askerin, gazetecilerin, bilim insanlarının çektiklerini önemsememişlerdi, ama hedefte artık kendileri vardı.
Operasyon öncesinde, Silivri Davaları için yaptıkları gibi yasalarla bu kez tek başlarına oynadılar.
Örneğin soruşturma aşamasında mallara ve paralara tedbir konulmasını büyük ölçüde zorlaştırdılar. Kimi kendilerine bağlı kamu kurumundan izin alınması koşulunu getirdiler.
Soruşturmanın simge adı Sarraf’ın da aralarında bulunduğu kişiler için konulmuş tedbir kararı, yeni yasanın aradığı koşullara aykırı düştüğü için kaldırılıverdi.

***

Büyük müjde ve övgülerle “özgürlük yargıcı” uygulamasına geçtiler.
Artık tutuklama ve salıverilme kararlarını özgürlük yargıçları verecekti. Mahkemeler karışamayacaktı. Ancak sistem bekledikleri gibi işlemedi. Tutuklanması istenen kimi sanıklar serbest bırakılınca tu kaka edildiler.
Operasyon öncesi apar topar, önce sulh ceza mahkemelerini kaldırdılar, ardından da özel yetkili sulh ceza yargıçları oluşturdular.
Okuduklarımıza göre görevlendirilen sulh ceza yargıçları özenle seçilmişlerdi.
Polislerin polislere uyguladığı toplu gözaltıların sonucunu bekleyip göreceğiz.
Cemaatçi oldukları öne sürülen polisler, kendilerinin düşman saydıklarına uyguladıkları yöntemlerin hedefi durumuna getirildiler.
“Alma mazlumun ahını / çıkar aheste aheste” sav sözü bir kez daha kanıtlandı.
Hukuk onlar zamanında da yoktu, bunlar zamanında da yok sayılıyor.
Ama şu, örnek alınacak bir davranış ki, çektirdikleri onlar için adil yargılama diliyorlar.
Tabii bir beklenti de yardım ve yataklık edenlerin göz ardı edilmemesi...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları