Sıkmabaştan Cerattepe’ye...

27 Şubat 2016 Cumartesi

Konularını tarihten alan diziler, Osmanlı hayranlığının sıkça dile getirilmeye başlanmasıyla birlikte artmaya başladı.

Televizyon öncesinde benzer gereksinim sinema filmleri ile karşılanıyordu. Ben de sinema izleyiciliğine 1939’da İzmit’te ailece gittiğimiz “Allah’ın Cenneti” filmi ile başlamıştım. Başroldeki büyük müzik ustası Münir Nurettin Selçuk’un okuduğu “Leyla” bestesi de çok uzun süre aklımda kalan favori şarkıydı.

Tarihi diziler için televizyon kanallarını ayırma olanağı yok. Zaten bu dizileri belgesel olarak değerlendirmek de yanlış.

Ama dikkatimi çeken nokta, dine ayrıcalık tanıyan kanallarda yayımlanan Osmanlı dizilerindeki çok önemli özellik.

Hiçbirinde sıkmabaşlı (türbanlı) hanım yok!

TRT’de yayını süren Diriliş dizisinde de durum aynı. Hanımların başlarında bir örtü var. Alınlarından kâkülleri, kulaklarının üstünden zülüfleri görülüyor.

Kulaklar ve boyun ise fora.

Hadi bizlere, neredeyse Müslümanlıktan dışlamaya bile yeltenerek kızıyorlar.

Odasında Kuranıkerim olduğu için geceyi ayakta geçirdiği anlatılan Osman Bey’ler, Orhan Bey’ler ve onların beyleri de galiba bizim gibi. Çünkü yanlarında hiç sıkmabaşlı hanım yok. Daha da ilginç olanı onların torunlarının, ki aynı zamanda halifeydiler, eşleri, kızları, kalfaları da sıkmabaşlı değil!

Neden dersiniz? Sıkmabaş o zaman keşfedilmemiş miydi?

***

Cerattepe’deki yeşil yağmasına geçici bir süre ara verildi. Ama Başbakan Davutoğlu bir yandan mahkeme kararının bekleneceğini söylüyor, öte yandan aba altından sopa göstererek eylem yapmak isteyenleri tehdit ediyor.

Bununla da kalmıyor, bakır madeninin nasıl çıkarılacağını, nasıl taşınacağını, nasıl işleneceğini anlatıyor.

İki olasılık var. Ya mahkemenin nasıl karar vermesi gerektiğini ya da karar olumsuz çıkarsa uygulanmayacağını anlatıyor.

Peşin para lafını duyunca sevinenlerin durumuna düşebiliriz.

***

ABD’nin Suriye sorununda AKP iktidarını ciddiye almamasının nedenini eski bir AKP milletvekili açıkladı.

ABD, PYD’yi seküler (laik) olduğu için destekliyormuş.

Demek ki AKP yönetimini de seküler (laik) olmadığı için ciddiye almıyor.

Durumu böylece kaynağından öğrenmiş olduk...

***

Teşekkür

Cumhuriyet ailesi 92 günün son gündüzünü umutlu, gecesini de uzun ama mutlu olarak tamamlamış olmanın sevincini yaşıyor.

AKP iktidarı ile yandaşlarının, önce cemaatle ortaklaşa ardından da tek başına sürdürdüğü gazetecilik tanımını yozlaştırma girişimine, Anayasa Mahkemesi verdiği kararla “dur” dedi.

Siyasetin hukuka yeğlenmesi geleneğini de yerle bir edecek nitelikteki karar, dileriz öteki tutuklu gazeteciler için de geçerli kılınır.

Can Dündar ile Erdem Gül’e yeniden hoş geldin diyor, başta okurlarımız, mutluluğumuzu paylaşan herkese teşekkür ediyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Kurtarıcı... 14 Eylül 2017
Gazeteciyi Kim Öldürdü? 17 Haziran 2017