Örsan K. Öymen

CHP ve 31 Mart seçimleri

21 Şubat 2019 Perşembe

Siyaset, zor zamanlarda zor kararlar almayı gerektirir. Siyasette ideal bir çözümü yakalamak oldukça zordur. O nedenle zaman zaman, kötülerin iyisi ile yetinmek, daha büyük felaketleri önlemek için, daha küçük yanlışları odak noktası haline getirmemek, pire için yorgan yakmamak kaçınılmazdır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşananları da bu bağlamda değerlendirmek gerekir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sekiz yılda dokuz seçim kaybettiği halde Genel Başkanlık koltuğunda oturmakta ısrar etmesi, Haziran 2018 seçimlerinden sonra olağanüstü kurultayın toplanmasına, 31 Mart yerel seçimlerine yeni bir yönetimle gidilmesine ve yerel seçim adaylarının önseçimle belirlenmesine direnmesi, sorunun ana kaynağıdır. Kılıçdaroğlu bu bağlamda tarihsel bir sorumluluk taşımaktadır ve dokuz yılda kaybedilen tüm seçimlerin hesabını 31 Mart yerel seçimlerinden sonraki ilk kurultayda vermek zorundadır. CHP yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara gibi büyük kentleri kazansa da, siyasetin doğası gereği bu süreç yaşanacaktır. Hatta CHP bu kentleri kazansa da, Kılıçdaroğlu’nun tekrar CHP Genel Başkanlığı’na aday olmayacağına dair duyumlar da mevcuttur.
Ancak bu, 31 Mart yerel seçimlerinden sonraki bir konudur. Şu anda CHP Genel Merkezi’nin, CHP örgütünün ve CHP tabanının yapması gereken şey, seçimlere tüm gücüyle hazırlanması, parti içi tartışmaları bir kenara bırakması, yönetimin aday belirlemede yaptığı tüm hatalara rağmen, birlik ve beraberlik ruhunu korumasıdır.
CHP, önümüzdeki yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkmasa da, AKP’nin İstanbul ve Ankara gibi büyük kentleri kaybetmesi, AKP’nin rant-ihale-para musluklarının büyük bir darbe yemesi anlamına gelecektir. CHP’nin bir yandan İzmir, Muğla, Aydın, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Eskişehir gibi illerdeki il merkezlerini ve ilçeleri kaybetmemesi, bir yandan da İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya, Adana, Mersin, Ordu, Giresun, Trabzon, Artvin gibi kentleri ve buradaki ilçeleri kazanması veya ittifak yaptığı yerlerde İYİ Parti’ye kazandırması gerekmektedir. CHP tabanının ve seçmeninin yapması gereken budur. Türkiye’nin olağanüstü günlerden geçtiği bu dönemde, CHP tabanının ve seçmeninin “küsmek” gibi bir lüksü yoktur.
Bir başka önemli konu da, DSP’nin ortaya koyduğu tavırdır. Ak güvercin olmaktan çıkıp akbabaya dönüşen DSP yönetimi, CHP’nin küskünlerini kendi partisinden aday yaparak, ayrıca birçok ilde kendi adaylarını çıkartarak, merkez sol oyların bölünmesine yol açmaktadır. DSP’nin bu yaptığı AKP’ye hizmet etmekten başka bir şey değildir ve siyasi ahlak ile bağdaşmamaktadır. DSP, bir merkez sağ parti olan İYİ Parti’nin gösterdiği fedakârlığı bile göstermeyerek, CHP’nin kendi içindeki siyasi kavgalardan ve tartışmalardan siyaseten nemalanmaya çalışmaktadır. Atatürk devrimlerine inanmış olan, anayasadaki demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti ilkesine sahip çıkan seçmenler, hem DSP yönetimine hem de kendi şahsını ve egosunu CHP’nin üzerinde gören CHP’li küskünlere gereken yanıtı sandıkta vermelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir. CHP Türkiye’nin en eski ve köklü partisidir. CHP’nin kurucusu ve ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ten sonra İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Altan Öymen, Kemal Kılıçdaroğlu gibi birçok kişi bu partide Genel Başkanlık görevi yapmıştır. Kişiler gelir geçer, ama CHP bir kurum olarak her zaman varlığını sürdürür. Şu anda yapılması gereken, hedefi şaşırıp CHP ile uğraşmak değil, AKP’nin Türkiye’de kurduğu dikta rejimini yıkmaktır.


Yazarın Son Yazıları

Faşizmin tuzakları 25 Ocak 2021
Türkiye, AB ve NATO 18 Ocak 2021
Üniversite 11 Ocak 2021
Kitle imha silahı 4 Ocak 2021
İslam ve hoşgörü 28 Aralık 2020
İslam, felsefe ve bilim 21 Aralık 2020
Batı’dan kaçanlar 14 Aralık 2020
Laiklik düşmanlığı 7 Aralık 2020
Felsefe, ahlak ve erdem 30 Kasım 2020
Din ve ahlak 23 Kasım 2020
Ahiret ve kötülük 16 Kasım 2020
Fransa ve Erdoğan 9 Kasım 2020
Erdoğan ve uygarlık 26 Ekim 2020
Siyaset ve ekonomi 19 Ekim 2020