Özdemir İnce

Aydına ihanet!

04 Haziran 2021 Cuma

“Aydın ihaneti” nedense “entelektüellik” heveslilerinin geleneksel cenk alanıdır. Ama bilmezler ki aydın, mahallenin namus bekçisi kabadayı değildir. Aydın üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokar, ortalığı karıştırır ama bunu mahallenin namus bekçisi olduğu için yapmaz. Yaptığı iş felsefi bağlamda özgürlük ve adalet arayışıdır. Bu arayış Emile Zola’nın Dreyfus Davası’na burnunu sokup İtham Ediyorum adlı bir kitap olarak da ortaya çıkabilir. İkizdere’yi savunma eylemine katılmanın aydın olmakla bir ilişkisi yoktur. Bu dayanışma vatandaş olmanın yüklediği bir sorumluluktur. Ortak sorun ve ortak sorumluluktur!

***

Hürriyet gazetesinde yazı yazdırılan biri “Aydın ihaneti!” başlıklı bir yazı yazmış: Dünyada Türk aydına benzer aydın bulunmadığını yazıyor; Batı’nın aydını siyasi görüşü ne olursa olsun “vatansever”, oysa Türk aydını “vatan sevmez” imiş. Batı aydını gerçek entelektüelmiş; halkını, diğer halkları, bunların kültürlerini bilir, tanır, kendisi inanmasa bile halkının inanç değerlerini bilir ve onlara saygılı davranır, hiçbir zaman halkını ve halkının değer yargılarını aşağı görmez, onları küçümsemez ve asla onlarla alay etmez imiş... Batı’nın ateisti (inançsızı), inanana, dine, din adamına saygılı imiş; Batı’daki dindar ya da din adamı da ateiste karşı saygı duyarmış... Ama hocalar, imamlar, müezzinler, dindarlar kendisine saygı duymasına karşın Türk aydını bunlara karşı saygısızmış... Menderes, ezanı Arapça söylettiği için ihtilal olmuş, bu nedenle idam edilmiş...

***

Yazıcı, bu yaveleri sıraladıktan sonra devam ediyor:

Meşhur hikâyedir. Bir eski CHP milletvekili aracıyla seyir halinde iken, yolda iki güğüm ile su taşıyan bir kadını görmüş ve iyilik olsun diye arabasına almış. Yaşlı kadına hangi partiye oy verdiğini sormuş, o da sağ partilerden birine verdiğini söylemiş.

Milletvekili, “Ama artık bundan sonra bizim partiye oy verirsin değil mi?” demiş.

Kadın, “Sizin partiniz hangisi ki” diye sormuş.

Milletvekili, “CHP” demiş.

Kadın, “Ben o partiye oy vermem, arabayı durdurun” demiş, arabadan inmiş ve güğümlerdeki suları boşaltmış.

Milletvekili, “Tamam, bize oy vermeyeceksin de o suları niye boşalttın be teyze” diye sorunca, kadın “Biz o sularla aptes alacaktık, su murdar oldu, onun için boşalttım” demiş.

Halkından, halkının değerlerinden böylesine kopuk bir siyasi parti, iktidar yüzü görür mü?

Sittin senedir iktidar yüzü görmüyorlar lakin onlar bunun sebebini hâlâ başka yerlerde arıyorlar!

***

Amma ve lakin, imam tayfasının Cumhuriyete ihanetini, devlet erkânı önünde başta Atatürk olmak üzere Kurucu Babalar’a küfürbaz saygısızlığını ve devlet erkânının bu saygısızlığı alkışladığını görmüyor hazret! Milletvekilinin adını veriyor, nerenin milletvekili olduğunu yazıyor, olayın geçtiği yeri söylüyor ama ben bu olaya kesinlikle inanmıyorum. Eski ve gerçek Türk Dil Kurumu’nun “Hostes” yerine “Gökkonuksal avrat”ı önerdiğini iddia eden Milliyetçi-Muhafazakâr iftiralarından biri.

Bizim memlekette bir kadın kendisine saygıyla yardım edenlere asla böyle davranmaz. Asla! Kadınımıza iftiradır. “Biz o sularla aptes alacaktık, su murdar oldu, onun için boşalttım” da demez. Ama kadın olayı anlatıp, bir yobaza sorsa, CHP’lilerin taşıdığı su ile aptest almanın caiz olmadığı cevabını alır.

***

Bir gazete yazarı kesinlikle böyle yazmaz; aslına bakarsanız “Biz o sularla aptes alacaktık, su murdar oldu, onun için boşalttım...” diyen, kadına söyleten kendisi.

Halk arasında böyle hurafeli tevatürler dolaşır. 18 Şubat 2001 tarihli Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazımdan aktarıyorum:

“Çocukluğumda, bir yatırın türbesini yıktırmak istediği için gözleri kör olan bir valinin ‘ibretlik’ öyküsü anlatılırdı halk arasında: İşçiler türbenin duvarını yıkıyorlar. Ertesi gün geliyorlar ki duvar sapasağlam. Duvarı gene yıkıyorlar. Ertesi gün gene sapasağlam. Sonunda yatır, emir kullarını değil, emir veren valiyi cezalandırıp gözlerini kör ediyor.”

Sözü edilen kişi 1931-1947 yılları arasında Mersin valiliği yapan Tevfik Sırrı Gür. Belki de Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi valilerinden biri. Kör olduğu doğru ama hastalıktan. Valinin “yatır” tarafından cezalandırılması elbette “tevatür”den başka bir şey değil. Yazım şöyle bitiyor:

“Erdemlerini göklere çıkardığımız halk, aynı zamanda nankör ve acımasızdır. Kimi zaman siyasal safsatanın iğvasına kapılıp akrep gibi sokar.”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları