Özdemir İnce

Çocuklar dilsiz, dinsiz ve bilgisiz doğar

03 Aralık 2021 Cuma

Yazıya Ahmet Hakan’ın “Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı” (Hürriyet, 28.11.2021) başlıklı değinisiye başlayacaktım ama iş değişti. Türban fesadı üzerine yazdıklarım karşısında suçüstü yakalanıp tırsanlar, TELE1’de Diyanet İşleri Partisi Genel Başkanı Ali Erbaş’ın “Her çocuk, İslam fıtratı üzerine doğar” cümlesini eleştirmem üzerine pek celallendiler. Güya hadisi “günah ve suç” ilan etmem “büyük rezillik” imiş... “Yobaz CHP zihniyetinin başörtüsü düşmanlığı yine depreşmiş” imiş... Cumhuriyet gazetesi “paçavra”, ben de “sözde yazar” imişim...

Ben bu gazeteleri ve yazarlarını çok iyi tanırım: Yazılarım karşısında her zaman şallak mallak olurlar. Şu çok iyi biline ki: Ne Cumhuriyet gazetesi ne TELE1 ne de ben CHP’yi temsil ediyoruz, etmekteyiz.

“TÜRBAN” diye yazıyorum, onlar “BAŞÖRTÜSÜ” okuyorlar. “Başörtüsü” yerel ve gelenekseldir, Türktür! “Türban”, Pan (evrensel) İslamcılığın simgesi ve silahıdır. Zihinleri kirletmek için istedikleri kadar eşanlamlı kullansınlar “türban” asla “başörtüsü” değildir. Kendi küflü din anlayışlarını zorbalık topuzu olarak kullanıyorlar.

***

Gelelim şu Ali Erbaş’ın “Her çocuk, İslam fıtratı üzerine doğar” cümlesine. Bu cümle meğer bir Hadis-i Şerif imiş… Yani Hz. Muhammed’in ölümünden yıllarca sonra halk ağzından derlenen sözlerden biri... Demek ki kutsal Kuran’da yer alan bir ayet değil. Halifeler döneminden itibaren Hadisler âleminde sahih (gerçek ve doğru) mi değil mi kavgası var. Ayrıca, hadis bizzat Kuran değildir; derlemedir, rivayettir, aktarmadır, aktarmanın aktarmasıdır. Her din kutsal kitabının içindedir; yorumlar dinleri bağlamaz, dinlere eklenemez. Abbasi hanedanlığı döneminde şair, ilahiyatçı ve hukukçu İbrahim Nazzam, sözlü hadislerin otoritesini reddeden Nazzamiyye adlı bir mezhep kurdu. Bu da var!

Hz. Muhammed, sözlerinin Kuran’a karışmasını önlemek için bunların yazılmasını yasaklamış: “Benden Kuran dışında başka bir şey yazmayın, kim benden, Kuran dışında başka bir şey yazmışsa, onu derhal yok etsin” demiştir (İbn Abdil Berr, Camiu Beyani’l-İlm; Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd; İbni Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33)

Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali de Kuran ayetleri dışında Peygamber’e ait sözlerin kullanılmasına ve referans yapılmasına izin vermemişler, yazılmış olanları da yaktırmışlardır. Şimdi birkaç Hacı Fışfış kalkmış, beni susturmak için, Bay Ali Erbaş’ın kullandığı bir hadise kutsallık gömleği giydirmekte. Başka kapıya!

***

“Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar” hadisinin kaynağı olarak Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi gösteriliyor. Ve bu pek muhterem hadisin anlamı “Her insan İslam dinini kabul edip ona göre bir hayat tarzını yaşayabilecek bir kabiliyette yaratılmıştır” imişmiş... Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı! Aynı kafayla bir haham “İslam” yerine kendi dinini, bir rahip (papaz) de kendi dinini söyleyip yazabilir.

Müslümanları kör, sağır ve dilsiz kılan bukağı “Son din, son peygamber, son kitap” dogmasıdır. Bu sapkınlara göre İslam dini, Hz. Muhammed ve Kuran’dan önceki dinler, peygamberler ve kutsal kitaplar yok hükmündedir. 

***

Peygamber sözü dinlemeyen Bay Ali Erbaş’ın gerçek İslama aykırı ve bilimsel açıdan değersiz ve geçersiz cümleyi kullanmasını siyaset amaçla yaptığına karar vermek için hadis bilmeye de gerek yok. DİB’nin anayasa, yasa ve kuruluş ve görev yönetmeliğini çiğneyerek bir siyasal parti gibi davranması ülkenin yüksek çıkarlarına aykırı bir durumdur. 

***

Dünya nüfusunun yüzde 32’si Hıristiyan, yüzde 23’ü Müslüman. Herhangi bir dini gruba ait olmayanların (dinsizlerin) sayısı ise 1.1 milyar (yüzde 16). Birleşmiş Milletler tahminlerine göre 2020 yılında dünya nüfusu 7 milyar 794 milyon 798 bin 729 kişi. Bugün en azından 8 milyar kabul edebileceğimiz dünya nüfusunun yüzde 23’ü Müslüman, geriye kalan nüfusun yüzde 77’si Müslüman değil. Dünyanın dörtte biri Müslüman geriye dalan dörtte üçü gayrimüslim. Evet, ne olacak şimdi?

***

Bilim, bunun cevabını kesinlikle biliyor: Çocuklar dilsiz, dinsiz, bilgisiz olarak bir kültür ortamında doğarlar. Beyinleri (zihinleri) boş bir levhaya benzer. Bu boş levhayı kültür ortamı doldurur. Müslüman nüfusun kültür ortamı, bu levhayı çağdaş bilgilerle dolduramadığı için hepsi geri kalmış durumda ve yoksul.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları