Özdemir İnce

İnsan ve siyaset

24 Haziran 2022 Cuma

Acaba yazının adını “siyasal insan” mı koysaydım? Çünkü siyasal insan başka, siyaset bağlamında, eyleminde, karşısında, konusunda “insan” başka. Bu açıdan bakınca “siyasal insan”ın bu yazıya yakışacağını sanıyorum ama değiştirmeyeceğim.

***

Bu bir tuhaf yazı: Başka bir yerden, SADAT konusunda Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasındaki takışmaya yanaşacağım. Rasgele bir gazeteden aktarıyorum:

Geçen cuma günü SADAT’ın önüne giden Kemal Kılıçdaroğlu, “Burası aynı zamanda terörist yetiştiren bir kuruluş. Erdoğan’a sormak isterim, sen bu kuruluşu niçin danışman yaptın ve hangi gerekçeyle çalıştın” demişti. Kılıçdaroğlu’na bugün grup toplantısında yanıt veren Erdoğan, şunları söylemişti:

“SADAT’ın yöneticileri ile yakından uzaktan hiçbir alakam olmadığı halde bunu bizim şu anda kullandığımız adeta darbeci oluşum olduğunu söyleyecek kadar bu başkan terbiyesizleşiyor.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birlikte yer aldığı fotoğrafı paylaşarak, şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan ‘SADAT ile alakam yok’ demişsin. Tanıştırayım, devlet sırlarının konuşulduğu toplantıda solundaki 6. kişi SADAT’ın kurucusu. Silah tüccarı. Başkenti İstanbul, dili Arapça olan yeni bir devlet kurmak istiyor. Bu başdanışmanından dinlediklerini bize de anlat, aydınlanalım.”

***

Bu tartışma yargıya gitse, Kılıçdaroğlu sözünü ettiği fotoğrafı kanıt olarak gösterse, yargıç Erdoğan’ın yalan söylediğine karar verir. Çok tuhaf bir durum: Erdoğan eğer bilinçli olarak gerçeği yadsımıyorsa, tıbbi açıdan bir sorunu var demektir. Uygar bir ülkede “istifalık” bir durum. Ancak iş çok başka: Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na cevap vermiyor, o kendi kitlesine hitap ediyor: Kılıçdaroğlu Koca Reis’e iftira etmiş, o da bu müptezel (sağın çok sevdiği bir sıfattır) herifin ağzının payını vermiş. Gerçek böyle: AKP ve Erdoğan taraftarı Tele1, Halk TV gibi televizyonları izlemedikleri, Cumhuriyet, Sözcü, Birgün gibi gazeteleri okumadıkları için SADAT konusundaki iddiaları öğrenmek olanağına sahip değiller. Dolayısıyla Türkiye siyasetinin içinde yer almıyorlar. Onlar için kurgusal (fiktif, düşsel, uydurma, yapay) bir siyasal dünya yaratılmış, bilimkurgu, aslının benzeri olan bir toplumsal bilimkurgu. Erdoğan, tiyatro sahnesine benzer bir yapay dünyada başdanışmanı Adnan Tanrıverdi’yi tanımadığını, SADAT’ın kuşku uyandıran işlerini bilmediğini söylüyor. Sözünü ettiğim dünyada bu sözler kimileri için yalan, kimileri için yalan değildir. Böyle bir ortamda siyaset yapılamaz. Siyaset bir bakıma baştan çıkarma sanatıdır. İçinde bulunduğumuz durumda sağlıklı bir siyaset yapılamaz. Çünkü karşıda bir tür “gerçeksavar”la donanmış, kapısı ancak şifreli elektronik anahtarla açılan bir kitle var.

N’olacak şimdi? Hayali bir dünyada, büyülenmiş durumda, uzaktan kumandalı yaşayan kitleyi uyandırmak için ülkeyi tiyatro sahnesine, bir tür “manevra alanı”na dönüştürmek gerekiyor. Bunun için siyasetçi evrim geçirecek, geçirebilir mi? Zorunda! 21 Mayıs 2022 günü İstanbul Maltepe’de yapılan ve sayısını tahmin edemeyeceğim kitle için besleme basında birinci sayfalarda yer alan haberlere değineceğim: Cumhuriyet, Sözcü, Birgün, ve Evrensel gazetelerinde birinci sayfada birinci haber olarak yer almakta; Akit dışında besleme basında birinci sayfada herhangi bir haber yok, Akit’in zehir zemberek bir manşeti var: “Milletin Değil, Zilletin Sesi” Gazete, reklam avantasından, örtülü ödemeden yoksun kalacağı için, bu manşeti atanlara, Eylül 2023’te maaş veremeyecek.

Gözleri kör, kulakları sağır, ağzı dilsiz yapan zehre panzehir olmak üzere, siyasetçi ayağına demir çarık giyip yollara düşecek; söylediklerini duyan halkın bireyleri, hemşeri hemşeriye, komşu komşuya, akraba akrabaya, arkadaş arkadaşa “kurtuluş” mesajını, müjdesini aktaracak; herkes havariye dönüşecek; kale içerden fethedilecek.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları