Özdemir İnce

Milli Eğitim (3)

21 Ağustos 2020 Cuma

1923-1950 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim-öğretim program, müfredat ve uygulamaları biçim ve içerik olarak uygar ülkeler düzeyindedir. Elimin altına Yalovalı okurum İsmail Somuncu’nun 23.02.2009 tarihli mektubuyla birlikte gönderdiği İlk Mektepler Talimnamesi ile Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’nin (1897-1929) yeni mezun ilkokul öğretmenlerine gönderdiği mektup var.

Şimdilik 1929 tarihli İlkokullar Yönetmeliği’nin 71. maddesinin başlangıç bölümünü aktarıyorum: Okulu bitirme sınavlarında Türkçeden ‘iyi’den (4) aşağı diğer derslerin ikisinden ‘orta’dan (3) aşağı not alan öğrenci bitirme diploması alamaz.”

Milli Eğitim Bakanı, 1923-1950 tarihleri arasında yayımlanmış olan yönetmelikleri mutlaka okumalıdır.

***

Milli Eğitim Bakanı, sınavları eğitim ve öğretimin en önemli sorunu gibi gördüğü için bir öğretmen olarak kendisine iki önemli tavsiyem var:

1- Testli sınavlara derhal son verilmesi, 1950’den önceki sisteme dönülmesi;

2- Lise bitirmeye olgunluk (bakalorya) sınavının getirilmesi ve üniversiteye toplu giriş sınavlarının kaldırılması.

***

Bu iddialarıma tanık olması için bir Paris lisesinde Fransız dili ve edebiyatı öğretmenliği yapan Türk kökenli çevirmenimden bilgi istedim. Gelen bilgiler şöyle:

1- Yazılı sınavlar test ile yapılmıyor.

2- Fen derslerinde (matematik, fizik, kimya...) sınavlar test ile yapılmıyor.

3- Fransızca lise bitirme sınavları yazılı ve sözlü olarak yapılıyor. Kompozisyon sınavı var. Sözlü sınavlarda dilbilgisi (gramer) soruları var. Her türlü yazılı sınavda öğrencilerin dilbilgisi düzeyi not verirken dikkate alınıyor.

4- İki bölümden oluşan tarih-coğrafya sınavlarında ilk bölümde öğrencilerden okudukları konulardan biri hakkında kompozisyon yazması, ikinci bölümde ise bir belgenin analizi isteniyor.

5- Öğrenci tarih-coğrafyadan bütünlemeye kalırsa sözlü sınava da girmek zorunda.

6- Fransızca sınavlarının ayrıntısına girmiyorum ama yazılı ve sözlü sınavlarda üst düzey yazma, yorum ve eleştiri isteniyor.

7- Üniversiteye giriş için Türkiye’deki gibi toplu sınavlar yok. Olgunluk diploması yetiyor ama her üniversite fakültesinin ve yüksekokulun kendi sınavları var.

***

Tahminime göre öteki uygar ve çağdaş ülkelerde sınavlar aşağı yukarı Fransa’daki gibi. İlköğrenimden sonra ortaöğrenime giriş sınavları da yok. Klasik lise ve meslek okulu seçmeleri sınavla değil sınıf öğretmenleri tarafından yapılıyor. Milli Eğitm Bakanı, bu konuda Alman, Fransız ve Finlandiya örneklerini mutlaka incelemeli.

***

Gelelim en önemli konuya: Milli Eğitim Bakanı benim İmam Hatip Saltanatı ve İmamokrasi (Tekin Yayınları) adlı kitabımı mutlaka okumalı ve kadrosuna mutlaka okutmalı. Avrupa ülkelerinde imam hatip okulları gibi okullar yok. Zaten bu okulların mevcut durumu da anayasanın 174. maddesine ve Öğrenim Birliği Yasası’na aykırı. Avrupa ülkelerinde ilk ve ortaöğrenimde papaz ve rahip okulları yok. Rahip olmak isteyenler liseden sonra ilahiyat fakültelerine gidiyor. Burayı bitirdikten sonra kilise tarafından özel sınavla alınıyor.

Avrupa ülkelerinse rahip vali, papaz kaymakam, papaz ya da rahip yargıç, savcı, avukat, öğretmen, subay, astsubay, mühendis, pilot yok.

Benim kitabı okurlarsa yapılması gerekeni öğrenirler..

***

Anladığım kadarıyla, Milli Eğitim Bakanı AKP’nin ve Cumhurbaşkanı’nın siyasal, ekonomik, tarih ve kültür inanç ve görüşlerini paylaşıyor: Ortaçağ ve İslami skolastikle, Allah ve peygamber naralarıyla, ezan ve namazla eğitim ve öğretim yapılamaz.

Çarpım tablosunu, dört işlemi, fiil çekimi başta olmak üzere temel dilbilgisini; eşeğin yavrusuna sıpa, keçi yavrusuna oğlak, koyun yavrusuna kuzu dendiğini ilkokulda öğreteceksin.

Ha, liselerde felsefe-mantık-sosyoloji, astronomi derslerini, evrim teorisini mutlaka okutacaksın. Edebiyat derslerinde belli sayıda edebi kitap okumayı ve yorumlamayı zorunlu kılacaksın. Türkçeden bütünlemeyi kaldıracaksın.

Siyaseti ve dinsel doğmaları okullardan kovacaksın.

Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasası dışında rehber ve otorite kabul etmeyeceksin!

Bu yazdıklarım keşke “malumat” değil de “talimat” olsaydı!

***

Ve eğitim enstitülerini ve yüksek öğretmen okullarını yeniden ve hemen açacaksın.

Ve ve öğretmenlere mutlaka yüksek düzeyde pedagojik formasyon vereceksin, yüksek öğretmen ahlakı öğreteceksin. Gerisi hava cıva...

(Dizi yazıya şimdilik ara.)


Yazarın Son Yazıları

Bedrettin Cömert 23 Ekim 2020
Totem ve tabu 20 Ekim 2020
Eren okula gidiyor 18 Ekim 2020
Kovcu Ertuğrul (2) 16 Ekim 2020
Kovcu Ertuğrul  (1) 13 Ekim 2020
Televizyonculuk dersi 29 Eylül 2020
Kuzu’ya aferin 27 Eylül 2020