Özdemir İnce

Orman yangınına teselli çayı

03 Ağustos 2021 Salı

Orman yangınlarının başlamasından bu yana tartışmalar hep Türk Hava Kurumu üzerinden yapılıyor. Orman Bakanlığı’nın Türk Hava Kurumu’na karşı düşmanca bir tutum içinde olduğu, AKP iktidarının THK’ye kayyum atayarak işlevsizleştirdiği iddia ediliyor. Orman Bakanı ise THK’nin uçaklarının çalışmadığını, uçaklara kuşların yuva yaptığını ileri sürüyor. Ancak THK’nin görevleri arasında orman yangınlarıyla mücadele görevi yoktur.

***

TÜRK HAVA KURUMU: Türk Hava Kurumu (THK), Türkiye’de havacılık sanayisini kurmak; askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak için 16 Şubat 1925’te Mustafa Kemal Paşa’nın emri ile kurulmuş bir dernektir. Atatürk’ün işareti ile kurulduğunda Cevat Abbas Gürer kurucu ve başkan idi ve dernek “Türk Tayyare Cemiyeti” adını taşımaktaydı; 1935 yılında “Türk Hava Kurumu” adını aldı. 

MADDE 3- Kurumun amaçları şunlardır: a) Başta Türk gençliği olmak üzere Türk milletine; havacılığın ve uzayın askeri, siyasi, ekonomik, sportif ve turistik önemini anlatmak, tanıtmak, sevdirmek; kitleleri havacılık ve uzay alanlarında ilgilenmeye telkin ve teşvik etmek, eğitmek, havacılık ve uzayı günlük yaşamın bir parçası haline getirmek. b) Milli havacılık potansiyelinin bir parçası olarak halihazır ve gelecekteki havacılık gelişmelerini takip etmek ve uygulayacak seviyelere ulaşmak, havacılık konusunda ülke alaka ve menfaatlarının korunması, kollanması, desteklenmesi ve üretilmesinde gereken rolleri üstlenmek. c) Havacılıkla ilgili tüm alanlarda menfaattar olabilmeyi sağlamak ve bu hedefleri gerçekleştirecek biçimde yurtiçi ve yurtdışında sosyal, kültürel, sportif, bilimsel, ekonomik ve ticari faaliyet, işbirliği ve işlemleri planlamak ve yapmak.

***

Gördüğünüz gibi THK’nin kuruluş amacında ve tüzüğünde “Orman Yangınlarıyla Mücadele etmek” gibi bir görev yok. Orman yangınlarıyla mücadele konusunda ihtiyaç olduğunu gördüğü için orman yangınlarında kullanılan uçaklar satın almış ve bunları ihtiyacı olanlara kiralamış. Ancak AKP iktidara gelince ideolojik siyaset gereği THK’ye el koymak istemiş. Durum budur efendim! THK kullanılmayan uçakları satıp bu gönüllü hizmetten çekilebilir. Kimse bir şey diyemez.

***

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere, Orman Bakanı açıkladı: Orman Bakanlığı’nın envanterinde yangın söndürme uçağı yokmuş. Gülünç! Uçaksız Hava Kuvvetleri, tanksız Kara Kuvvetleri, denizaltısız Bahriye olur mu? 

Orman Bakanlığı ihale ile yangın söndürme uçağı kiralıyormuş ya da komşulardan ödünç alıyormuş. Oh ne ala! Bu ne laubalilik! Bir ülke düşünün ki toprağını savunmak için ihaleyle uçak, tank ve denizaltı kiralıyor ya da bunları komşularından ödünç istiyor. Abartmıyorum, durum aynen budur. 

İktidar, çökülen para ile hemen, elli (50) uçaklık bir yangın söndürme filosu kurmalı ve bir yıl içinde filoyu 100 uçağa çıkarmalıdır.

Ülkenin içinde bulunduğu aczin sorumlusu AKP ve Marmaris’te halka teselli çayı atan makamdır.

***

Ülke cayır cayır yanarken, insanlar acı içinde kıvranırken her felaket zamanında olduğu gibi din tacir ve simsarları bu kez de ötmeye başladı: Cüppeli Ahmet, yaptığı paylaşımda “Hadis-i Şerif’te: “Yangın gördüğünüz zaman tekbir getirin, zira tekbir gerçekten onu söndürür, buyuruluyor” demiş. Madem ki öyle müritleriyle birlikte kendisi önden buyursun. Söylemekle olmaz efendi, yapacaksın! Böyle hurafelere “Höst!” demesi için kurulan Diyanet İşleri susarak zırvayı paylaşmakta. 

Yanan ormanların baş sorumlusu Bakan Bekir Pakdemirli: “Yanan ağaçların yerine misliyle fidan dikilecek” buyurmuş. Bay Bakan ekonomi doktorası yapmış bir zat, ekonomist ve girişimci, bir Arap bankasının yönetim kurulu üyesi... Amma yanan ağaçların en azından 100 yaşında olduğunu bilmiyor. Misliyle dikilen fidan tutarsa ancak 50 yıl sonra ormancık olur. Bay Bakan’ın emrinde bir uçak varmış, yangın söndürme filosu olmayan bir Orman Bakanı’nın özel uçağı olamaz. “Bu uçağı sat ve yangın söndürme uçağı al.”

***

31 Temmuz Cumartesi günü Tele1’deki konuşmam CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun yangın yerinden konuşması nedeniyle yarım kaldı. Kılıçdaroğlu, yönetimde “İşi ehline vermeli” diyordu. Anladığım kadarıyla “İşi ehline vermek için bizzat ehliyet sahibi olmak gerekir” demek istiyordu. Oysa Kaptan, her türlü felakete karşı Rize çayı atıyor. Rize’de bile... 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları