Özdemir İnce

Tele 1’den çağrı

14 Temmuz 2020 Salı

TELE 1’in kurucusu ve genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ, RTÜK’ün televizyona karşı uyguladığı keyfi ve sistematik cezalandırma uygulamaları karşısında çok anlamlı bir bildiri yayımladı ve bu metni bazı gazetelere ilan olarak verdi. Hemen şunu belirteyim: Kamuoyuna açıklanan metni Merdan Yanardağ’la birlikte imzalamaktan onur duyarım. Önce sizlerin de bildiğiniz metni bir kez daha okuyalım:

***

“Anayasa ile teminat altına alınan basın, ifade ve düşünce özgürlüğü bugün ağır bir tehdit altındadır.

Türkiye’nin içinden geçtiği ve yönünü aradığı bu tarihsel dönemeçte, RTÜK bir sansür ve baskı aygıtı olarak kullanılmaktadır.

Son olarak TELE 1 ve Halk TV’ye verilen 5 günlük ekran karartma cezaları, son 25 yılın en ağır yaptırımıdır. Dolayısıyla, söz konusu cezalara karşı çıkmak, gerçekte her eğilimden yurttaşın anayasal hak ve özgürlüklerini savunmak anlamına gelecektir.

Bu nedenle, TELE 1 ve Halk TV ekranlarının karartılacağı 5 gün boyunca, saat 21.00’de, RTÜK’ün ekran karartma cezalarını doğru bulmayan bütün televizyon kanallarını 1 dakika süreyle ekran karartmaya çağırıyoruz.

Bu süre içinde, TELE 1 ve Halk TV’ye uygulanan sansüre karşı çıkan aydınların, gazetecilerin, akademisyenlerin, siyasetçilerin de davet edilecekleri hiçbir TV programına katılmamalarını öneriyoruz.

Düşünce ve ifade özgürlüğünden yana bütün meslektaşlarımızın bu çağrıya uyacağına inanıyor; basın ve ifade özgürlüğü için bütün toplumu dayanışmaya çağırıyoruz.

Kamuoyunun yüksek takdirine saygıyla sunarız.

MERDAN YANARDAĞ

GENEL YAYIN YÖNETMENİ ”

***

12 Temmuz tarihli yazımda, Fransa’daki benzeri CSA (Conseil Supérieure de l’Audivisuel) ile hem kuruluş hem üyelerinin nitelikleri bağlamında karşılaştırmış ve Türkiye’deki kurulun içerik denetimi yapacak niteliklere sahip olmadıklarını belirtmiştim. Yayımlanmış bir programın cezalandırılmasına sansür denilemez ancak verilen aşırı cezaların ipe sapa gelmezliği bir ön sansür durumu yaratmaktadır.

***

Merdan Yanardağ’ın söylediği ve verilen intikam cezasına hedef olan “Bütün diktatörler, bütün tiranlar alçaktır” cümlesi “Kızıl Sultan” 2. Abdülhamit’i doğrudan hedef almakta mıdır? Bu konuda dilbilimciler ve yazarlardan oluşan bir bilirkişi kuruluna danışılmalıdır.

Bana kalırsa gereksiz bir danışma girişimi olur ama RTÜK’ün acımasız kararının dilsel açıdan saçmalığını kanıtlamanın zevkini yaşamak iyi olur.

***

Öte yandan, gelelim şimdi zurnanın zırt dediği yere: Cumhuriyet Devleti, 2. Abdülhamit’i beğenmez, sevmez, resmi bağlamda ve ders kitaplarında bu zatı olumsuz ve eleştirel sıfatlarla değerlendirir. 1936 doğumlu bir öğrenci olarak, ilkokul, ortaokul ve lisede 2. Abdülhamit’in meşruti parlamentoyu kapatıp ülkeyi 33 yıl bir müstebit olarak yöneten acımasız bir tiran ve diktatör olduğunu okudum. Okuduk! 1943-1960 yılları arasında CHP ile Demokrat Parti (DP) iktidardaydı. Daha sonra 1960-1969 yılları arasında Fransızca öğretmenliği yaptım, 2. Abdülhamit hâlâ “Kızıl Sultan” idi.

2. Abdülhamit’in Cumhuriyet Devleti nezdinde sıfatı, alamet-i farikası hâlâ “Kızıl” ve “müstebit” bir diktatördür. Bu durumu ne “Cumhuriyetsiz Şair” Necip Fazıl’ın dayanaksız ve gerçekdışı pohpohlamaları, ne AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan’ın övgüleri ne de adının mal kaçırır gibi bazı binalara verilmesi değiştirebilir.

***

2. Abdülhamit döneminde modern okullar açıldı, sanayileşme başladı, demiryolları döşendi. Doğrudur! Ancak unutulmamalıdır ki yöneticilerin iyi işler yapması doğaldır, görevleridir. Bir padişah görevini yaptığı için övülmez ama halk yararına yapmadığı işler, başarısızlıkları, yenilgileri siciline yazılır.

Onun yerinde en yavuz sultanlar olsa da Avrupa’da yitirilen topraklar elden giderdi. Devlet yönetiminde bir yanlış bir doğruyu götürmez. Öyle bir yanlış vardır ki 99 doğruyu götürür. Meclis’i kapatması, 33 yıllık müstebit yönetim ve Düyunu Umumiye… Bu kadar kötülüğü Deli İbrahim bile yapmadı.

***

RTÜK’ün kurul üyeleri, tarihin hesap gününde  2. Abdülhamit’in saflarında yer alacaktır!

Merdan Yanardağ’ın yayımladığı metin, olayın meslekten tanıklarına tanınan bir fırsattır. Aydınlara, gazetelere, televizyonlara, yazarlara, gazetecilere, televizyonculara, akademisyenlere ve parlamenterlere böyle bir aklanma fırsat yarattığı için Merdan Yanardağ’ı kutlarım!


Yazarın Son Yazıları

Varoluş(çuluk) 11 Ağustos 2020
Soysuz yalan 4 Ağustos 2020
Yalan bozmak 28 Temmuz 2020
Kan uyuşmazlığı 21 Temmuz 2020
Nasıl bir düzen? 19 Temmuz 2020
‘İktidar Bozar’ 17 Temmuz 2020
Tele 1’den çağrı 14 Temmuz 2020
RTÜK’ün kılıcı 12 Temmuz 2020