Gülen’in 31 Mart’ı...

27 Mart 2020 Cuma

Türkiye’deki ihtilalleri, darbeleri, muhtıraları gazeteci olarak yaşadım...

1960...

O yıl Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (SBF) öğrenciydim... 29 Nisan olaylarında polis, asker fakülteyi kuşattı. Asker bizleri kurtardı ve o gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bütün öğrenciler memleketlerine gitti. O gece Adnan Menderes’in meşhur “Tahkikat Komisyonu” toplantısı vardı.

Komisyondan üç kişi hakkında “gıyabi tutuklama kararı” çıktı. Biri CHP Gençlik Kolları Sekreteri Hikmet Çetin, -garip ki tutuklama kararı veren Meclis’e yıllar sonra Meclis Başkanı seçildi-, ikincisi (SBF) Fikir Kulübü Başkanı Yalçın Küçük, yıllarca iktidarlara karşı mücadele eden bilim insanı oldu, üçüncüsü ise (SBF) Derneği Başkanı Özgen Acar. Her ikisi de sınıf arkadaşım!

Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti parlamentosundan hakkında ilk ve son kez gıyabi tutuklama kararı çıkan üç kişiden biri oldum ve o gece saklandık...

13 Kasım 1960...

27 Mayıs 1960’ta Menderes’i devirip yerine geçen “Milli Birlik Komitesi (MBK)” Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel bir bildiri yayımlayarak, MBK’nin çalışmalarının ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir duruma geldiğini, bu nedenle başta Alpaslan Türkeş olmak üzere MBK’den 14 üyenin yurtdışı görevlere atanacağını açıkladı...

O sabah Cumhuriyet gazetesinde mesleğe başladım... Ankara temsilcimiz, rahmetli Ecvet Güresin, beni 14’lerden Şefik Soyuyüce’nin evinin önünde geleni gideni gözetlemekle görevlendirdi...

12 Mart 1971... 

12 Mart Muhtırası döneminin baskısıyla, Nadir Nadi ve İlhan Selçuk ve İstanbul’da Cumhuriyet’te toplamda 11 meslektaşımının görevine son verilmesi üzerine ben Ankara’da istifa ettim.

1953’te Demokrat Parti’nin kapattığı uluslararası İngiliz Reuters Ajansı’nın, Türkiye Bürosunu (1.1.1972) açarak başına geçtim...

12 Eylül 1980... 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren’in başkanlığında, kuvvet komutanlarınca, “Milli Güvenlik Konseyi (MGK)” kuruldu. Evren, Cumhurbaşkanlığı’nı ilan etti. Türkiye’deki bütün özgürlükler askıya alındı.

O yıl Cumhurbaşkanı Evren, TBMM Şeref Salonu’nda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlama törende yerli ve yabancı davetlileri kabul ediyordu.

Biz gazeteciler de onun ve öteki MGK üyelerinin çevresini çevirmiş, haber sökmeye çalışıyorduk. Evren’in elinde, bir kâğıt peçeteyle perdelenmiş bir viski kadehi vardı.

Ben dayanamadım “İçkinizi TV kameralarından, halktan mı saklıyorsunuz” diye sorunca Evren, ciddi ciddi “Ben, hayatımda hiç sarhoş olmadım!” deyince hafiften gülmeye başladım...

Evren, “Neden gülüyorsun” diye sorunca, dayanamayıp ihtilalin başındaki adama, şu anısını tazelemeye çalıştım:

Efendim ağabeyiniz Tevfik Bey İzmir Tepecik, babam ise Eşrefpaşa postane müdürleriydi. Siz de bizim gibi Eşrefpaşa’da otururdunuz. Üçünüz Mezarlıkbaşı’nın göbeğindeki ünlü meyhanede içerdiniz. Ağabeyiniz, Tepecik’e gider, siz sarhoş olduğunuz için babam taşırdı...

Sen! Hilmi’nin oğlu musun?

Evet efendim!

Canım gençlikte olur öyle vakalar!

***

15 Temmuz... 

Gelelim 15 Temmuz’un sonuçlarına... 

Ben böyle bir ihtilale, darbeye, muhtıraya bu kadar deneyimime rağmen hiç tanık olmadım... Geçmişte olduğu gibi bir komite tarafından, masa başında darbe planlaması yapılmadan, ipini koparan sokaklara dökülmüştü. İşin garibi AKP iktidarı karşıtı olan subaylar da gerçek bir darbe sanarak bu darbeye katılmışlardı!

Ama Gülen’in ne mal olduğu anlaşılmıştı! 

TBMM’de çalışma yokken, gece yarısından sonra uçaklarla TBMM binasını bile bombalamışlardı. Bereket sokağa dökülen halk, bundan önceki ihtilallerde rastlanmadık biçimde tankların önünü kesmişlerdi!

Sonrasında TSK, Emniyet’te ve Yargı’da Gülenciler temizlenirken, her üç kurum siyasal iktidarın denetimine geçti.

Olaylarda, darbe yanlısı 104 asker yaşamını yitirdi. 1491 kişi yaralandı, değişik rütbelerden 8 bin 36 asker gözaltına alındı. Yargı ve sivil siyaset mensupları dahil olmak üzere toplam gözaltı sayısı bir haftada 10 bini buldu.

21 Temmuz’da “Milli Güvenlik Kurulu” toplantısı sonrasında, TBMM anayasanın 120. maddesi gereğince üç ay süreyle “olağanüstü hal” ilan etti, sonra 2 yıl uzatıldı.

FETÖ’cülük suçlamasıyla; Nisan 2018’de 160 bin kişi gözaltına alınmış, 50 bin kişi tutuklanmış,152 bin kamu görevlisi ihraç edilmişti...

***

Türk Lirası, Amerikan Doları karşısında 2.88’den 3.05’e fırlamış ve son iki ayın en büyük değer kaybını, İstanbul Borsası ise haftanın ilk gününü yüzde 7.08 düşüşle 76.957 puandan kapayarak son on bir ayın en sert düşüşünü yaşamışlardı.,

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notunu çöp seviyesine indirmek için izlemeye aldığını açıklamıştı!

Türkiye Gazeteciler Sendikası’na göre, 15 Temmuz’dan sonra kapatılan basın ve yayında çalışan 3 bin gazeteci işsiz kalmıştı!

***

31 Mart Vakası denilen ayaklanma olayı, Rumi takvime göre 31 Mart 1325’te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır, 13 gün sürmüştür. Askeri isyan olarak başlamış, sonrasında yobazlar devreye girerek “şeriat isteriz” diye bağırarak, İstanbul sokaklarını 7 gün ele geçirmişlerdi.

Bu olayın planlı ve bilinçli bir hareket olmadığı anlaşılmıştır. Fethullah Gülen, 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan 17-25 Aralık olaylarının intikamını almak ve 31 Mart gibi dinsel bir yönetimin önünü açmak hevesindeydi!


Yazarın Son Yazıları

Bayram Gazetesi! 26 Mayıs 2020
Köylü ve virüs… 19 Mayıs 2020
Ekonomi nereye kayıyor? 12 Mayıs 2020
Tarım ülkesi Türkiye! 8 Mayıs 2020
Ekmek mi, pasta mı? 5 Mayıs 2020
Tarih: 29 Nisan 1960… 1 Mayıs 2020