Sultan Kalkındırıyor!

03 Nisan 2015 Cuma

İlk beş yıllık plan 1963’te yürürlüğe girmeden önce, “kalkınma hızının yüzdesi” gündemdeydi. Temel ilke, öncelikle yüzde 3’lük nüfus artışının karşılanmasıydı, sonraki her ek yüzde birlik oran tartışılıyordu.
Oran yükseldikçe, ekonomiye gerekli kaynağın bulunması gerekiyordu. Bu da vergilerde artış demekti. Vergi yükselince, tasarruf olmuyor; tasarruf olmayınca, yatırım yapılamıyor; yatırım yapılmayınca da kalkınma sağlanamıyordu. Vergi düşük olunca, kaynak sıkıntısı çekiliyor, kaynak olmayınca da yatırım yapılamıyordu.
Planlamacılar yüzde 6-7- 8 oranlarının her birinin Türk ekonomisine katkılarını ya da götürülerini hesaplamışlardı. Sonuçta yüzde 7 oranı kabul edildi.
O günlerde TBMM’de milletvekilleri arasında anket düzenlemiştim. Sorulardan biri oran ile ilgiliydi. “Ne demek yüzde 6-7-8’lik kalkınma hızı? Kalkınma dediğin yüzde 100 olmalı!” gibi yanıtlar da vardı…

***

Sultan’ın “en az üç çocuk yapın” söylemlerini gençler takmadılar, 2013’teki nüfus artış hızı yüzde 1.37 iken, geçen yıl yüzde 1.33’e geriledi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 15-65 yaş arasındaki 57 milyon insanımızın 3 milyon 145 kişisi işsiz! İşsizlik oranı yüzde 10.9’a çıktı. Ya insanlar Sultan’ın dediğini yapsalardı!
TÜİK, kalkınma hızının da yüzde 2.9’a gerilediğini açıkladı. Bunun yüzde 1.4’ünü nüfusun erittiğini düşünecek olursak, AKP’nin kalkınmaya katkısı topu topu yüzde 1.5’tir!

***

Dışsatım, ekonominin akaryakıtıdır. Üreteceksin, satacaksın, kazanacaksın… Kazanınca yatırım yapacaksın, daha üreteceksin, daha çok satacaksın, daha fazla kazanacaksın…
Dışsatım 2014’ün ilk üç ayında yüzde 6.8 artarken, bu yıl aynı dönemde 6.2’ye geriledi. En ürkütücüsü martta dışsatımın yüzde 13.4’lük düşüşüdür. Bu gerileme, ürünlerimizin satış değerlerinde indirime yol açtı. Satıcı daha az kazandı.
Dışalım ve makine alımları geriledi. Üretim düştü. İmalat sanayii 2009’dan bu yana ilk kez 50’lik çizgisinin altına düşerek 48 oldu. Gerileme işsiz sayısını artırdı.

***

Sultan, Merkez Bankası’nı “faiz indirimi” için topa tuttukça dolar yükseldi. AKP, Uluslararası Para Fonu’na (UPF) borcumuzun sıfırlandığını söyleyerek övünüyor. Oysa 12 yılda 550 milyar dolar dış borç alındı. Bu borç, yine dış borçla ödenmişti.
Bunun 450 milyarı ödemeler dengesi açığını karşılamakta kullanıldı. 100 milyar doları döviz rezervlerine eklendi. Dış borçlar yatırımda kullanılmadı.

***

50 yıl önce Türkiye’den Irak gibi komşularımıza canlı hayvan kaçakçılığı gündemdeydi. Türkiye, dünyada buğday dışsatımında dördüncü sıradaydı. AKP dışarıdan et ve buğday satın alır oldu.
İsrail’e karşı izlenen siyasa nedeniyle otelciler ve esnaf bu ülke turistlerinin gelirlerinden yoksun kaldılar. Şimdi de Rusya’daki ekonomik nedenden dolayı, Türkiye’ye gelen turist sayısı geriliyor. Bu olayların da ödemeler dengesindeki açıkları büyütmesi bekleniyor.

 

Karartma Yılları!
Çocukluğumda “karartma yıllarını” yaşadım! Kentlerimizde, beklenmedik hava saldırılarına karşı önlem olarak geceleri “karartma” uygulanırdı.
İzmir’de gece olunca evlerde pencereler, kalın kâğıttan siyah perdelerle örtülerek dışarıya ışık sızması önlenir, hatta elektrikler kapatılıp gaz lambaları yakılırdı.
Bu yaşa geldim. Salı günkü karartma olayını hiç yaşamadım!
Türkiye’deki 115 santral, birbirlerini zincirleme etkileyerek 79 kenti saatlerce karanlığa boğdu. Fabrikalar durdu. Toplu ulaşım araçları çalışmadı. Hastanelerde güç saatler yaşandı. İnsanlara asansörlerde hücre cezası verildi. Olayın nedenleri hâlâ saptanamadı!
Sultan, Slovakya’daki konuşmasında “Elektrik dağıtımının başarıyla özelleştirilmesi ile” övündü. Karartma, ekonomiye 1.5 milyar liralık zarar getirdi!

***

Gençler, Rusların Ukrayna’da yaptığı Çernobil Nükleer Santralı’nda 1986’daki kazanın yarattığı faciayı bilmezler. Kaza sonucu, sanki atom bombası patlamışçasına doğaya nükleer sızıntı yayılmıştı.
Çalışanlardan ölümler yaşanmış, kurtarma çalışanları ve çevredeki insanlardan 600 bin kişi radyasyondan olumsuz etkilenmişlerdi. İnsanlar kanser olmuş, çocuklar da sütlerden hastalanmışlardı.
Kazanın olumsuz etkileri 2002 yılına kadar sürmüş, en çok Bulgaristan’ı etkilemiş, Karadeniz kıyılarımızda da bazı olaylar yaşanmıştı.

***

Önceki gece TBMM’de sabaha karşı oylamada Sinop’ta nükleer santral kurulmasını öngören tasarı kabul edildi. 550 sandalyeli TBMM’de oylamaya topu topu 191 kişi katıldı, yalnızca 10 kişi karşı çıktı!
2011’de deprem sonrasında Japonya’da Fukuşima Nükleer Santralı’nda Çernobil’den sonraki en büyük nükleer kaza yaşandı. Şimdi Sinop’taki santralı Japonlar 22 milyar dolara yapacaklarmış!
Ruslar, Mersin Akkuyu Santralı’nı 7 yılda 20 milyar dolara mal edeceklermiş! Sultan bununla da yetinmedi “Üçüncüsünü de yapacağız!” dedi…
Hadi bu paralar bulundu diyelim. Olağan elektrik sistemini bile doğru çalıştıramayan bu iktidar, deprem ülkesi Türkiye’de nükleer santralları nasıl yönetecek? Kaldı ki, bu olaydan dolayı hükümetin istifası gerekmez miydi?  


Yazarın Son Yazıları

Bir ‘Müjdeye’ Doğru! 21 Ağustos 2020
İtiraflar... 18 Ağustos 2020
“Toparlanma sinyalleri!” 14 Ağustos 2020
Ayasofya (17)… 7 Ağustos 2020
Ayasofya (16)… 4 Ağustos 2020
Ayasofya (15)... 31 Temmuz 2020
Anayasa (14)… 28 Temmuz 2020
Ayasofya (13)... 24 Temmuz 2020
Ayasofya (12)... 21 Temmuz 2020
Ayasofya (11)… 17 Temmuz 2020
Ayasofya (10)… 14 Temmuz 2020
Ayasofya (9)… 10 Temmuz 2020
Ayasofya 8... 7 Temmuz 2020
Ayasofya 7... 3 Temmuz 2020