Özgür Mumcu

Daha çok konuşacağız

12 Aralık 2015 Cumartesi

Bugün terör örgütü dediğin cemaatin bir numaralı suç ortağıydın. Beraber, el ele ne istedilerse yaptın. Cemaatin ne kadar suçu varsa, ne işlediyse hepsinin suç ortağısın. Onca insanı sahte delillerle beraber içeri attırdınız. Birbirinizin sırtını sıvazlaya sıvazlaya, el ele, kol kola, göz göze, diz dize suç işlediniz.
Cemaat bir terör örgütüyse ona yardım ve yataklık eden “Ne istediniz de vermedik” diyenlerdir. “Parsel parsel” kamu mülkünü onlara pazarladığı bizzat partinin en yetkili isimleri tarafından itiraf edilenlerdir.
Kumpas davaların savcısıyım diye ortalıkta gezinen, şantaj kasetleri piyasaya çıktığı zaman “Bunun neresi özel, bu genel bir ahlaksızlıktır” diyerek o kasetlerin keyfini sürenlerdir.
Ortadoğu’ya hükümdar olmayı arzulayan, büyük medeniyet iddiasının taşıyıcısı olduğunu iddia edenler üç beş silahı Suriye’de beraber iş tuttuğu kuvvetlere göndermeyi beceremedi.
TIR’lar durduruldu.
Devletin memurları birbirlerine silah çekti.
Bu rezalet, devletin bittiği o an, Cumhuriyet gazetesinin eseri değil. Ayna önünde öküze özenen kurbağa gibi şişen dış politika ile bugün terör örgütü dediği cemaatle suç ortaklığı yapan akılsızlığın eseri.
Devleti ne idüğü belirsiz silahlı Selefi gruplara silah verecek kadar alçaltan da sizsiniz.
Bu alışverişi devlette palazlandırdığınız ne idüğü belirsiz bir cemaat örgütlenmesine ebelettiren de sizsiniz.
Gazeteci dediğin için bu ikisinin de haber değeri vardır. Kamuoyunun bu olanları bilme hakkı var.
Berbat dış politika tercihleriniz ve cemaatle işbirlikçi aymazlığınızın hıncını Can Dündar ve Erdem Gül’den çıkartmayı arzu etmiş olabilirsiniz. Neticede bunu “onun yanına bırakmayacaksınız”.
Ancak bu iş sizin yanınıza kalmayacak. Nihayetinde, maskara olmuş dış politikanızın ve devlet içinde cemaati örgütlendirmenizin cezası bunları yüzlerinize vuran gazetecilere kesilmeyecek.
Akıldışı tutuklama kararınız, herkesin unuttuğu MİT TIR’ları haberini tekrar hatırlattı.
Ne diyordu Tuğrul Türkeş, “Vallahi de billahi de o TIR’lar Türkmenlere gitmiyordu.”
Ne diyordu bir dava dosyasında dinlemeye takılan Türkmen militanlar: “O silahlar Ansar el İslam’a gidiyordu”. Ansar el İslam kim? 2014’te IŞİD’e katılmış eski bir El Kaide örgütü.
Ben dava dosyasındaki Türkmenlerin yalancısıyım. Bir de Tuğrul Türkeş’in.
O TIR’daki mühimmat Rus malıydı. Üzerlerinde Trablus damgası vardı.
Trablus Askeri Konseyi Başkanı Abdülhakim Belhadj kim?
400 ton ağırlığında cephane 2012’de bir Libya gemisiyle hangi limana geldi?
Amerikan Büyükelçisi Chris Stevens, Libya Bingazi’de neden öldürüldü?
Öldürülmeden önce son görüşmesi bir Türk diplomatla mıydı?
Stevens’ın Belhadj’la ilişkisi var mıydı? Onunla ne görüşüyordu.
Tuğrul Türkeş, madem vallahi billahi diye yemin ettin. Ya yeminin kefaretini öde ya da söyle. O silahlar Türkmenlere gitmiyor ise Ansar el İslam’a mı gidiyordu?
Bu tutuklama işi iyi oldu.
Unuttuğumuz haberi hatırlayıp konuşur olduk.
Daha da çok konuşacağız.
Can Dündar ve Erdem Gül, sanık sandalyesinden tanık sandalyesine geçene kadar daha çok konuşacağız. Vallahi de billahi de.
Kendi düşen ağlamaz. Yeminimiz de Tuğrul Türkeş’in sahte yeminine benzemez.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tutuklu yargı 5 Eylül 2018
Kimiz biz? 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları