16 milyar doz aşı? Kime, ne kadar, ne zaman, kaça?

13 Kasım 2020 Cuma

Yıl 2018.. Berlin’de enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının katıldığı uluslararası bir konferans. Sırası gelen konuşmacı ayağa kalkar ve kendine güvenli bir şekilde şirketinin RNA teknolojisini kullanarak olası küresel pandemi durumunda hızla aşı geliştirebileceğini söyler. Bu, son derece cesur bir iddiadır. Üzerinde fazla da durulmaz.

O zamanlar Prof.Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci’nin birlikte kurdukları BioNTech şirketi Avrupa biyoteknoloji girişimlerinin küçük dünyası dışında çok az biliniyordu. BioNTech, ağırlıklı olarak kanser tedavilerine odaklanıyordu ve pazara daha bir ürün getirmemişti. Covid-19 ise henüz ufukta bile görünmüyordu.

Bugün tüm dünya Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin başarısına ve geliştirdikleri aşıya kilitlendi. Çünkü herkes iki yaşamsal sorunla boğuşuyor: Biri ekonomik kriz, diğeri pandemi. Kol kola girmişler kırıp geçiyorlar.

Bizim gibi her iki sorunun da doğru yönetilemediği ülkelerde ise işler iyice sarpa sarıyor.

Aşı tek kurtarıcı yol. Eğer kitlesel olarak kullanım başlayabilirse ekonomiler de belini doğrultabilecek. İşsizlik bir nebze olsun dizginlenebilecek. İnsanlar çoluğuma çocuğuma bulaştırırım korkusu yaşamadan işlerine gidebilecek; sağlık çalışanları rahat nefes alabilecek. Bu yüzden en büyük yarış etkin ve yan etkisi olmayan bir koronavirüs aşısı geliştirmede.

Dönelim Şahin ve Türeci’nin BioNtech’ine..

BioNTech ve Pfizer’in ortak açıklamasında, Covid-19’a karşı BNT162b1 adlı aşı adayının yüzde 90’dan fazla etkili olduğu belirtildi. Aşı adayının 6 ülkede 43 bin 538 kişi üzerinde test edildiği, denemelerde şimdiye kadar ciddi bir güvenlik endişesi ortaya çıkmadığı vurgulandı. Aşının denendiği ülkeler arasında Türkiye de var.

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil önceki gün katıldığı bir televizyon programında dikkate getirdi, “BioNTech bir Alman şirketi, kurucuları iki Türk bilim insanı, Pfizer Amerikan şirketi, başında bir Yunan veteriner. Bilimin evrensel ve birleştirici gücünü gösteren ve ırk, din, dil, ulus ayrımlarının ötesinde nasıl ortak bir amaç için çalıştığını ortaya koyan, müthiş bir örnek. Ayrıca endüstride de önemli bir örnek” diyerek.

Morgan Stanley’in yaptığı analize göre Pfizer ve BioNTech, gelecek yıl Covid-19 doz aşının satışından yaklaşık 13 milyar dolar gelir elde edebilir. Rakam büyük değil mi? Peş peşe devreye girecek daha 6-7 şirket var. Bunlar son derece sevindirici gelişmeler.

Çünkü 16 milyar doz aşıdan bahsediyoruz. Pfizer ve BioNTech’in ürettiği aşı 21 gün arayla 2 doz olarak uygulanmalı. Diğer aşı çalışmalarında tek dozluk aşılar da var tabii.

Ülkeler sırada aşı için. Ön anlaşmalar çoktan yapıldı. Pfizer ABD’de 3 Avrupa’da 2 üretim tesisinde aşı üretimine başladı bile. Yıl sonuna kadar 50 milyon doz, bir sonraki yıl 1 milyar doz.

O zaman sıralamaya başlayalım soruları... Çünkü belli ki parası olan düdüğü çalacak.

Kimlere öncelik verilmeli? Yoksul ülkeler ne yapacak? Adil erişim için uluslararası kurallar konulmaya çalışılıyor ama fazla takan yok.

Çocuk felcine patent almayan müthiş adam

Hiç lafı bile edilmiyor oysa bundan 50 yıl önce insanlığa çon önemli bir katkı yapmış bir bilim insanını hatırlamakta yarar var: Dr. Jonas Salk. Dünyadan çocuk felcini silen adam.

Salk, yoksul bir göçmen ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası bir tekstil işçisiydi. 1939 yılında tıp eğitimini tamamladı. II. Dünya Savaşı boyunca ABD kuvvetleri için grip aşısı geliştirmeye çalıştı. O dönemde tüm dünyayı çocuk felci kırıp geçiriyordu.

1947 yılında Pittsburgh Üniversitesi’nde görevli olan Salk, grip aşısı çalışmasındaki bulgularını, çocuk felci için geliştirdiği bir aşının çalışmalarıyla birleştirdi. Çocuk felci virüsü, virüse yakalananlarının yüzde 5’i ile yüzde 10’u arasında ölümcül etki gösteriyordu. Diğerlerini ise sakat bırakıyor ya da kol ve bacaklarda işlev yetersizliğine yol açıyordu. 1952 yılında çocuk felci ile ilgili korkunç sonuçlar ortaya çıktı. Sadece o yıl ABD’de 3 bin çocuk bu hastalık nedeniyle öldü, 55 bin çocuk da sakat kaldı.

O dönemdeki yaygın görüş, ölü virüsler ile aşı üretilemeyeceği yönündeydi. Ancak Salk, pek çok bilim insanının görüşlerinin aksi yönünde, ölü bir virüs aşısı üzerinde çalışıyordu. 1952 yılında formoldehid kullanarak virüsü etkisizleştirmeyi ve geliştirdiği aşı sayesinde virüsü taşıyan kişilerin çocuk felci virüsüne bağışıklık kazanmasını sağladı. Aşı, önceleri maymunlar üzerinde denendikten sonra 12 Nisan 1955’te güvenli ve etkili olduğu açıklandı ve hastalar üzerinde uygulanmaya başlandı. Salk, aşıyı ailesi, çalışanları, diğer gönüllüler ve kendisi üzerinde de kullandı. 1969 yılına gelindiğinde ABD’de hastalıktan hiç kimsenin ölmediği rapor edildi. Bu, tıp tarihinin en büyük zaferlerinden biriydi.

Salk, çocuk felci salgınının doruk noktasında olduğu sırada bulduğu aşıya patent almayı reddederek 7 milyar doları elinin tersiyle bir kenara itti ve bu sayede aşının son sürat seri üretime girmesini sağlayarak milyonlarca çocuğu sakat kalmaktan kurtardı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bıyıklı siyaset 12 Mart 2021