Artık en değerli kaynak petrol değil, veri

18 Şubat 2018 Pazar

Evet, artık dünyanın en değerli kaynağı petrol değil, veri. Ve adına “veri ekonomisi” dediğimiz yeni ekonominin devleri, dijital çağın belirleyicileri, kural koyucuları. “Gücü elinde tutan dünyanın hâkimi olur” tarihsel kuralından yola çıkacak olursak “devletler şirketlere karşı” diyebileceğimiz bir dönem mi başlıyor?
Şubat ayı başında 2018 yılının en değerli markaları açıklandı. Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance tarafından hazırlanan “‘Dünyanın En Değerli 500 Markası” listesinde ilk 10’a girenlerin 8’i teknoloji şirketi.
Amazon ise dünya devlerini solladı ve değerini 106.4 milyar dolardan 150.8 milyar dolara yükselterek listenin ilk sırasında yer aldı. Düşünün, 1994 yılında internet üzerinden kitap satarak faaliyetine başlayan, ardından hızla bulut bilişim, tablet ve akıllı cihaz üretimi, e-kitap yayıncılığı, video diyerek hızla büyüyen, rakiplerini satın alarak ya da ortadan silerek durmadan yeni sektörlere ve yeni coğrafyalara yelken açan bir devin geldiği noktayı. Listedeki diğerleri peki? Microsoft, Verizone, Apple, Facebook, Google, Alphabet...
İşin ilginci bu sınırsız büyümenin onlardan ürün ve hizmet satın alan müşterileri pek de fazla rahatsız etmiyor oluşu. İnsanlar Google’un arama motoru olmadan yaşamak istemiyor, Amazon’un istedikleri ürünü 1 günde teslim etmesi onları mutlu ediyor ya da Facebook’ta uzun süre gezinmekten, bilgi ve foto paylaşmaktan mutlular. Daha doğrusu hepimiz bu kitlenin içine dahiliz. Üstelik aldığımız ve bizi mutlu eden bu hizmetlerin çoğu bedava..
Ancak bu şirketlerin veri kontrolünü ellerinde tutmaları onlara aynı zamanda büyük bir güç kazandırıyor. Geçmiş dönemlerde hiçbir zaman hiçbir şirketin elinde olmadığı kadar büyük ve başka amaçlarla kullanıldığında son derece tehlikeli olabilecek bir güç bu. Ve işin kötüsü hukuk ve yasalar bu konuya tam olarak hazır değil.
Google insanları neyi aradığını görüyor, Facebook neyi paylaştıklarını, Amazon neyi satın aldıklarını biliyor. Veri toplayıcılığı ve sahipliği, doğası gereği; geçmiş dönemlerde işe yaramış olan “tekelleşme karşıtı” çözümleri de çöpe atıyor. Dolayısıyla veri ekonomisi, yeni radikal bir düşünce biçiminden yola çıkarak yeni modeller, yeni düzenlemeler gerektiriyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Halkın gerçekleri... 10 Eylül 2021