Enerji hatları sorunlu

23 Ağustos 2009 Pazar

Türkiye 1.5 ay gibi kısa bir süre içinde enerji konusunda peşpeşe 3 projeye imza attı. 13 Temmuzda, AB ülkelerinin doğalgazda Rusyaya olan bağımlılıklarını ortadan kaldırmak için gündeme getirilen Nabucco hattının hükümetler arası anlaşması imzalandı.

Daha aradan 1 ay bile geçmeden 7 Ağustosta Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putinin Ankara ziyaretinde iki ülke arasında gaz, petrol ve nükleer enerjiyi de kapsayan 12 protokol ve 8 belge imzalandı.

Türkiye, Rusyaya Nabuccoya rakip Güney Akım Boru Hattı Projesiiçin Karadenizde fizibilite araştırması yapma izni verdi. Rusya da yapımını hükümete yakın Çalık Grubunun üstlendiği Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattına petrol vermeyi kabul etti. İmzalanan protokollerle 1986 tarihli Mavi Akımsözleşmesi de uygun şartlardauzatıldı. Mevcut Mavi Akımın işlevi geliştirilerek güneye doğru üçüncü ülkelere, Kıbrıs, İsrail, Lübnan ve Suriyeye ihraç edilmek üzere uzatılması kararlaştırıldı. İki ülke ayrıca nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasına ilişkin bir anlaşma da imzaladı.

Geçen hafta ise sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) boru hattı projesi için Türkiyeye gelen Katar Emiri, bir günde 15 anlaşmaya imza attı. Rusya ve İrandan sonra dünyanın en büyük üçüncü doğalgaz rezervine sahip ülkesi olan Katardan gelecek doğalgazın, Nabucco hattına hayat vereceğine dikkat çekildi.

AKP hükümeti, Türkiyenin enerjide büyük açılımyaptığını her fırsatta tekrarlıyor. Evet imzalar atıldı ama hem projelerdeki belirsizlikler had safhada hem de Türkiyenin üzerinde daha önce ısrarla durduğu isteklerinden vazgeçmiş olduğunu görüyoruz. Üstelik enerjide dışa bağımlılık korkutucu biçimde artıyor.

Aslında Türkiyenin enerji politikası yamalı bohça gibi. Nabucco Gmhbnin 6 ortağından biri Türkiye. Avusturya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Almanya ve Türkiye eşit paya (yüzde 16.67) sahipler.

Türkiyenin doğu sınırından başlayıp Avusturyaya kadar uzanacak 3.300 kilometrelik dev projeyle doğalgazın Avrupa ülkelerine Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Avusturya üzerinden ulaştırılması planlanıyor. Hattın 2.000 kilometresi Türkiyeden geçiyor ve yılda 31 milyar metreküp doğalgaz taşınması hedefleniyor. Hattın inşası için Türkiyede yapılması planlanan yatırımlar 4.5 milyar Avroyu bulacak. Bu ise binlerce kişiye iş imkânı oluşturmak anlamına geliyor.

Boru hattı işletmeye girdiğinde Türkiyenin, bu işletmeden doğan gelirden yüzde 60 vergi payı alacağı, bunun da yıllık yaklaşık 450 milyon Avro olacağı hesaplanıyor. Ancak şurası bir gerçek ki tüm bu kazanımlar Türkiyenin jeostratejik konumundan kaynaklanan ve zaten konumu gereği alacağı asgari kazançlar. Türkiye 1997de, Nabucco hattından akacak gazın yüzde 15ini isteriz talebi yüzünden yıllarca AB ile Hükümetlerarası Anlaşmaya ve Ev Sahibi Ülke Anlaşmasına imza atmadı.

Şimdi ise geri adım atmış durumda. Bu da hükümet çevrelerinin sıklıkla dile getirdiği Transit ülke olmayacağız, gazı biz alıp Avrupaya satacağız, bu sayede dünya enerji oyununun önemli bir aktörü haline geleceğiz lafının fos olduğunu ortaya koyuyor. AKP yönetimi bu konuda sadece iddialı sözler etti ve süreci yönetemedi.

Bunlar bir yana, projenin en önemli sorunu ise hattı dolduracak yeterli doğalgazın henüz bulunmamış olması. Tedarikçi ülkelere ilişkin belirsizlikler, hattın inşasının başlangıcını 2011’e ve projenin ilk aşamasını 2014’e sarkıtmış durumda. Irak şimdilik gaz vermeyecek.

Azerbaycan ve Türkmenistana güveniliyor bu konuda. Ancak Azerbaycan sadece bakan düzeyinde katıldı, Türkmenistandan temsilci gelmedi. Yılda 80 milyar metreküp doğalgaz üreten Türkmenistanın zaten Rusya ve İrana karşı yükümlülükleri var. Çine yıllık 40 milyar metreküp doğalgaz ihraç edecek bir hattın inşası da gündemde. Bu durumda Nabuccoya nasıl gaz vereceği soru işareti.

Nükleer dosyası yüzünden gergin olan Washington-Tahran arasındaki ilişkiler göz önüne alındığında, İran doğalgazının da yakın zamanda projeye dahil edilmesi zor görünüyor.


Yazarın Son Yazıları