İnadına...

26 Şubat 2021 Cuma

İnsanlar çöplerden yiyecek topluyor; işsizlik ürkütücü, kepenkler aylardır kapalı, esnaf kan ağlıyor.. Ama o çıkıyor her şeyi bir kenara bırakıp, “Kanal İstanbul’u yapacağız. İnadına yapacağız...” diyebiliyor. 

Otobüslerle insanlar taşınıyor... AKP kurultayları... O, mutlu, lebaleb dolu salonlarda itiş kakış içeri giren, pandeminin en yoğun olduğu dönemde “sosyal mesafe, maske kurallarını” hiçe sayan kalabalık gözlerini yaşartıyor. Daha bir coşuyor; ana muhalefet liderine hakaretlerini daha bir ağız dolusu sıralıyor. 

Her yöne öfke oklarını yöneltiyor. “Kraldan çok kralcıları” da işbaşında. AKP iktidarını eleştiren, karşı çıkan, politikalarına itiraz eden herkes terörist, vatan haini...

Anketlerde baş aşağı oysa... Artık millet kanmıyor. Çiftçi tükenmiş; mazota, gübreye ilaca zam üzerine zam.. Gıda fiyatları fırlamış. 

Beri yandan televizyon kanalları bangır bangır: “Pandemiye karşı bağışıklık sisteminizi güçlü tutmanız, iyi beslenmeniz lazım...”  

Nasıl olacak o? Millet bırak doğru beslenmeyi karnını bile zor doyuruyor... En büyük besin kaynağı ekmek hâlâ (kişi başı yıllık 150 kg. ekmek) ama onun da fiyatına peş peşe zamlar... Neden? Çünkü buğdayı ithal ediyoruz. 90 milyon nüfus, 20 milyon ton buğday üretiliyor yalnız. TÜİK verilerine bakıyoruz. 1980’lerde de aynı miktar üretiliyormuş: Nüfus 45 milyon.. 

Yanlış tarım politikaları, yanlış istihdam politikaları, yanlış teşvikler; yanlış eğitim politikaları...

İnsan kaynağımızı, beyin gücümüzü tutmayı, verimli kullanmayı beceremiyoruz, en iyi beyinler yurtdışına kaçıyor. 

Ne gam...

İnadına Kanal İstanbul... 

***

Öküz altında buzağı aramayın sakın. Konu değiştiriyorum. Önümde Herkese Bilim Teknoloji dergisinin 5 Şubat sayısı. Dünya Akıl Sağlığı Başkanı ile Scientific American dergisinin yaptığı bir söyleşiyi veriyor. Akıl Sağlığı Başkanı bir kadın: Bandi X. Lee. Adli psikiyatrist. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın akıl ve ruh sağlığını, davranışlarını 4 yıllık başkanlığı boyunca incelemiş. Lee, Trump’ın tıpta psikoz olarak isimlendirilen düşünce, algı ve davranış bozuklukları gösteren bir beyin hastalığından mustarip olduğunu ileri sürüyor. Ve “Esas kaygı verici olan, böyle bir liderin, taraftarlarının da akıl sağlığını bozmuş olması” diyor. 

“İnsanları Trump’a çeken nedir? Bunun altında yatan itici güç ne olabilir” sorusuna verdiği yanıt da şöyle:  

Burada iki temel duygusal dürtü öne çıkıyor. Biri narsistik simbiyotik (ortak yaşam), diğeri ise paylaşılan psikoz.

Narsistik simbiyoz, lider-takipçi ilişkisini mıknatıs gibi çekici hale getirir. Aşağılık duygusunu bastırmak için övgü açlığı çeken lider, “büyüklük” güç gösterilerinde bulunurken, sosyoekonomik yapısal sorunlara bağlı olarak yokluk içinde yaşayanlar, kollayıcı/koruyucu bir figürün kanatları altına sığınmak ister. Bu lider ve takipçi tipi bir araya geldiğinde “anahtar ve kilit” gibi müthiş bir uyum ortaya çıkar.

Paylaşılan psikoz adı verilen ilişki tipi ulusal düzeyde meydana gelirse, semptomlar ağırlaşır ve bu tablonun normal psikoloji ile açıklanması mümkün olmaz. Ağır ruhsal sorunları olan bir kişi yetkin bir konuma gelirse, o kişinin semptomları duygusal bağlar üzerinden tüm topluma yayılır ve zaten var olan hastalıklı yapı bir üst seviyeye çıkar. Sonuçta önceden sağlıklı bir psikolojiye sahip olan insanlarda bile paranoya, şiddet eğilimleri ve gerçeklerden kopuş belirtileri ortaya çıkar. Tedavisi, hastalıklı liderin uzaklaştırılması, yani etkisiz hale getirilmesidir.

Peki, ya topluma da yayılan şiddet?

Yanıt şöyle: Şiddet, uzun bir sürecin nihai ürünüdür, dolayısıyla önlemek tek çözümdür. Yapısal şiddet veya eşitsizlik, davranışsal şiddetin en güçlü tetikleyicisidir. Dolayısıyla eşitsizliğin her türünü -ekonomik, ırka ve cinsiyete dayalı- azaltmak şiddeti büyük ölçüde azaltır. Önlemlerin etkili olması için bilgi ve birbirini derinlemesine anlama da bu bağlamda önemlidir. Aynı pandemide olduğu gibi nelerin olabileceğini önceden tahmin etmeli ve hazırlıklı olmalıyız. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bıyıklı siyaset 12 Mart 2021