Küreselleşme 4.0 ya da küresel çöküş mü?

18 Ocak 2019 Cuma

Yazının başlığı 22 Ocak’ta başlayacak Davos toplantılarının ana teması. Güya dünya liderleri, onların temsilcileri, büyük şirketlerin CEO’ları yani özetle ekonominin dizginlerini ellerinde tutanlar dünyanın bugün içinde bulunduğu durumu konuşup tartışacaklar, yakın geleceğe yön veren politikaları belirleyecekler. Her zaman yaptıkları gibi...
İsviçre Alpleri’ndeki küçük dağ köyü Davos 1971 yılından beri Dünya Ekonomik Forumu’nun toplantılarına ev sahipliği yapıyor. Büyük şaaşa ve gövde gösterileri ile her yıl 5 gün dünyanın gözü Davos’ta oluyor. Oluyor da ne işe yarıyor? Her zamanki gibi koca bir hiç.
Geçen Davos toplantısı ile bugünkü arasında dünya daha önce hiç olmadığı kadar belirsizliğin içine gömülmüş durumda. Tek kelime ile özetlersek yönünü şaşırmış bir dünya. Olan bitenleri sadece ekonomik krizlerle açıklamaya kalkışmak olayı basitleştirmek oluyor ve inanın herkesin işine bu geliyor. Şimdilik...
Küreselleşmenin geldiği yeni boyut konuşulacak ya; Sanayi 4.0 devriminden yola çıkarak bunun küreselleşmeye etkileri... Ancak yaşananlar tam tersi.. Ticaret savaşları doludizgin; milliyetçi politikalar ön safhalarda, bunu popülizm, ırkçılık izliyor.
İngiltere’de May hükümetinin başı Brexit ile belada; Fransa’da Macron’un Sarı Yeleklilerin 2 aya yaklaşan eylemleri ile... Trump kendi evininin dışında atıp tutar, sağa sola tehditler savururken kendi ülkesinde başı “hükümet krizi” ile belada. Federal hükümet, 22 Aralık’ta bütçe konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle kısmen kapatılmıştı. Anlaşmazlığın nedeni ise Meksika sınırına inşa edilmesini istediği duvara demokratların karşı çıkması ve bu yüzden bütçenin onaylanmaması. Bu arada Meksika sınırına doğru büyük kitlesel göç sürüyor.
Sadece Meksika değil. İnsanların yoksulluktan, savaşlardan kaçma; daha iyi yaşam arama istekleri son 5 yılda küresel bir mülteci krizini de beraberinde getirdi. Ve tabii bunların toplumsal ve ekonomik sonuçları...
Almanya içlerinde en sağlam görüneni ama orada bile 2018 büyüme rakamları son 5 yılın en kötüsü. İtalya malum daha düze çıkamadı. Üstelik insan eliyle doğanın ve çevrenin katledilmesi bumerang usulü yine insanlığı vuruyor. Küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin sonuçları bilinmesine karşın alınması gereken önlemler alınmıyor.
Özetle bir insanlık krizi içindeyiz. Yöneten ve yönetilenleri işte bu kriz karşı karşıya getiriyor.
 
Uzaktan hızla gelen öfke
Birkaç gün önce Le Monde gazetesini başyazısı Fransa’nın Siyasal Bilimler Fakültesi SciencePo’nun araştırma merkezinin yürüttüğü güven anketi çalışmasının sonuçları üzerineydi. Zaten araştırmanın başlığı da “Uzaktan hızla gelen öfke” adını taşıyor. Fransızlar politik sistem hakkında özetle şöyle düşünüyorlar:
Fransa’da cumhurbaşkanına güven duyanlar halkın yalnızca yüzde 28’i.
Hükümete duyulan güvenoyu yüzde 22.
Meclisinki yüzde 23.
Partilerinki sadece yüzde 9.
Halkın yüzde 75’i düzenin bir avuç kişinin, elitin, kuruluşun ve şirketin menfaatına hizmet ettiğine inanıyor.
Politika hakkında ne düşündükleri sorulunca da %70 “Bıkkınlık! Güvensizlik!” diye yanıt veriyor. İnsanların demokrasiye inancında ciddi bir çöküntü var. Demokrasinin kurumlarınnı doğru dürüst işlemediğine inanıyorlar. Bu görüldüğü gibi yalnız Fransa’da değil. Hemen hemen dünyanın her yerinde benzer şekilde. Yıllardır yaşadığımız gibi Türkiye’de olduğu gibi.. Sonuçta popülist yaklaşımlar hızla yükseliyor.
 
Dönelim yeniden Davos’a..
Tüm bu yaşananları göz ardı ederek, ekonomik krizler diye tanımlayarak basitleştirmenin sadece bir anlamı var. Bu kafayı kuma gömmek. Neoliberal politikaların demokrasiyi tıkadığını görmediğimiz sürece gidişat daha iyi olmayacak. Uzaktan gelen öfke sadece Fransızları değil tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor. Ve bu öfke dinmiyor, dinmeyecek. Tek çıkış yolu sorunu doğru teşhis etmek. Ama başta da değindiğimiz gibi iktidarların işine bu gelmiyor. Gelemez de çünkü bu yepyeni bir dünya düzenine geçmek anlamına geliyor.
Davos bir noktada buna başlar mı bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şu ki doğru teşhis konulduğu an çok geç kalınmış olacak hastanın kurtulması için... 


Yazarın Son Yazıları