MIT’nin yapay zekâ üniversitesi, Çin ve Türkiye...

19 Ekim 2018 Cuma

Aynı zaman dilimi içinde kimin neler yaptığına göz atmak önemli.Özellikle bir iddianız varsa. Bireyler için olduğu kadar, ülkeler için de... Aslında ülkeler açısından bu kıyaslama daha da önemli; çünkü bireyin başarısı, içinde yaşadığı ülke koşulları; hedefleri ve ülkenin iddiası ile yakından ilişkili...
Dünya Ekonomi Forumu geçen günlerde 2018 yılı Küresel Rekabet Gücü Raporu’nu açıkladı. Detaylara girmeden önce küçük bir açıklama yapalım. Rekabetin sözlükteki tanımı: “aynı işi yapan kimseler ya da kuruluşlar arasındaki daha iyiye ulaşma, daha iyi sonuç alma yarışması”.
Bu yıl, 85.6 puan ile ABD’nin ilk sırayı,
34.5 ile Çad’ın son sırayı aldığı 140 ülkenin ayrıntılı değerlendirmeleri var raporda. Kim hangi alanlarda ne kadar başarılı, kim değil... Bölgesel karşılaştırmalar, sıçrama yapıp öne çıkanlar, oldukları yerde sayanlar...
Türkiye’nin yeri; 61.6 puan ile 61. sırada ve geçen yıla göre 3 sıra düşmüş durumda.

Küresel rekabet raporu
Bu yıl Küresel Rekabet Gücü Endeksi yanına “4.0” da eklenerek açıklandı. Sanayi 4.0’ın önemine atıfta bulunarak. Tıpkı küreselleşme gibi Sanayi 4.0 da bir olgu ve kaçmanın reddetmenin bir anlamı yok. Oyun çoktan başladı çünkü...
Ekonomilerin güçlendirilmesi için yeni kaldıraçlar söz konusu. Yapay zekâ, dijital teknolojiler, bulut teknolojisi... Ama aynı zamanda nitelikli insan sermayesi ve fikirleri katma değerli ürüne dönüştürücü inovasyon yapabilme becerisi; buna dünya pazarlarında müşteri bulabilmek... Hepsi bütünün parçaları. Konu sadece teknolojiyi doğru ve yerinde kullanmak değil... Paran varsa ithal et, kullan... Ama ya ülkede yaşayan insanlar, gençler... Aynı zamanda iş, aş meselesi de... Bunun taşlarını önceden döşemek gerekir; günü kurtarma politikaları ile yapılamaz mümkün değil; zaten olmadığını da görüyoruz ülke olarak..
Dönelim rapora... Bu yıl yeni göstergeler de eklenmiş ülke puanlarına: girişimcilik kültürü, şirketlerin yıkıcı fikirlere karşı nasıl pozisyon aldığı, eleştirel düşünme yeteneği, liyakata verdiği önem, sosyal güven ortamı ilk bakışta gözüme çarpanlar...
Başka ne diyor? İstediğin kadar teknolojiye yatırım yap, sen kendi insan gücüne yatırım yapmadığın, onu dijital becerilerle donatmadığın takdirde arpa boyu yol alamazsın...
Rapor başka neleri gösteriyor? Rekabet gücü ile gelir düzeyi arasında güçlü bir iliş-kinin olduğunu örneğin. İlk 20 ülkelik dilim içindekilerin hepsi zengin ülkeler. İlk 40 içine bakınca örneğin Malezya’nın 25., Çin’in 28. olduğunu görüyoruz. Konu araştırmaya, Ar-Ge yatırımlarına gelince, bakıyoruz Çin tüm ülkeleri sollamış, zengin ülkeleri bile geçmiş... Hindistan da pek geri kalmamış.. Çin, tüm dünyada 1 milyar dolar ve üstü değerdeki özel şirketlerin yüzde 33’üne ev sahipliği yapıyor. 2014 yılında bu oran yüzde 12 imiş.
Çin’e biraz daha yakından bakalım. Dünyanın önde gelen bilim dergilerinden biri olan Nature’ın yayımladığı 2018 Nature Endeks’in Yükselen Yıldızlar bölümünde tüm dünyadan 8 bini aşkın araştırma yapan kurum ve üniversite incelenmiş. İlk 100’deki araştırma merkezleri ve kurumların içinde 51’i Çin kurumları... Yani yüksek kalitede araştırma pastasında Çin’in ağırlığı hızla artıyor. Bu bilmem size bir şey ifade ediyor mu?

MIT’nin yapay zekâ üniversitesi
Küresel Rekabet Endeksi’nin birincisi ABD. Geçmiş yıllarda hep ilk 3’te yer aldı. Neden mi? Sadece küçük bir örnek... Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), yapay zekânın evrimine ve etik uygulamalarına destek vermek için yeni bir fakülte kuruyor. Eylül 2019’da MIT kampusunda açılacak.
1 milyar dolarlık kaynak ayırdı ve bunun 350 milyon dolarını üstlenecek bir bağışçı buldu bile. Merkezle birlikte MIT bünyesindeki diğer fakültelerde yapay zekâ ve bilgi işleme odaklanacak 50 yeni pozisyon da oluşturulacak.
Anlayacağınız konu para değil. Konu gelecek vizyonu. O vizyonu oluşturur, ekosistemini kurarsan oluyor. Bunu ABD hep yapıyordu. Tamam ama bir dönemin yoksul Çin’i de yapıyor. Böyle yaptığı için basamakları tırmanıyor. Bizim yaptığımız ise basamakları geri inmek...
 


Yazarın Son Yazıları