Öztin Akgüç

Banka Kârlarında Gelişmeler

22 Haziran 2012 Cuma
\n

\n

Türkiye ekonomisinin başarısı krizlere karşı bağışıklığı konusunda, güçlü bir bankacılık sistemine ve yapısına sahip olması kanıtlar arasında genellikle ileri sürülür. Geçen haftalardaki yazılarımızda bankacılık sisteminin nicel büyüklüğü, gelişme hızı, AB ve dünya bankacılık ortalaması ile karşılaştırılmasına ilişkin bazı veri ve bilgiler, sınırlı olsa da sunulmuştu. Bu yazımızda banka kârları ve kriz sonrası banka kârlarındaki gelişmeler üzerinde duracağız.

\n

Açıklanan mali tablolara, ödenen kurumlar vergisi sıralamasına bakıldığında, kâr tutarı açısından bankaların ön sıralarda yer aldıkları görülmektedir. Türkiye en fazla kurumlar vergisi ödeyenler listesinin ilk 10unun 7sini TCMB dahil bankalar oluşturmaktadır. Bu tür listelere bakıldığında bankaların çok kârlı çalıştıkları kârlılık düzeylerinin yüksek olduğu izlenimi edinilebilir. Kârlılık analizi yapılırken yalnız cari fiyatlarla kâr tutarına bakılmaz. Öncelikle kâr tutarının enflasyon etkisinden arındırılması gerekir. Ayrıca kârın, kullanılan kaynaklara, özsermayeye, sağlanan brüt faaliyet gelirine göre yeterli olup olmadığı da irdelenir.

\n

Bankaların toplam kârı (TCMB dışında) 2010 yılında cari fiyatlarla bir önceki yıla göre yüzde 9.6 oranında artarken 2011 yılında yüzde 10.8 oranında azalmıştır. Ancak bu dönemde fiyat artışları sürdüğünden, cari fiyatlara göre hesaplanan dönem kârlarının enflasyondan arındırılması gerekir. Enflasyon düzeltmesinde yıllık ortalama ÜFE esas alındığında, 2009 fiyatları ile banka kârlarının gösterdiği gelişme TABLO IIde verilmiştir.

\n

Banka kârları toplam olarak 2011 yılında cari fiyatlarla bir önceki yıla göre yüzde 10.8 oranında azalırken enflasyondan arındırıldığında sabit fiyatla azalış yüzde 19.7 oranında olmaktadır. Bankalarda özellikle 2011 yılında ciddi reel kâr azalışı yaşanmıştır.

\n

Kârlılık oranları, göstergeleri de toplam kâr azalışına koşut düşme eğilimi göstermektedir.

\n

Bankaların 2011 yılında 2009 yılına göre varlık (aktif) kârlılığı yüzde 2.4ten yüzde 1.6ya, özkaynak (özsermaye) kârlılığı yüzde 18.3ten yüzde 13.8e, sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kârın toplam varlıklara (aktif) oranı da yüzde 3.0ten yüzde 2.1e gerilemiştir. Bankalar, kullandıkları kaynaklara ve özsermayelerine göre çok daha düşük oranda kâr sağlamışlardır.

\n

Bankaların net faiz marjı da gerilemiş yüzde 4.1den yüzde 3.1e düşmüştür. Bankalar, tüm zorlamalara, kredi kullanıcılarının yakınmalarına karşın faiz dışı gelirlerini, kullandıkları kaynaklara göre arttıramamışlardır. Faiz dışı gelirlerin toplam varlıklara (aktif) oranı da yüzde 2.0den yüzde 1.7ye gerilemiştir. Banklarda faiz dışı gelirlerin, diğer faaliyet giderlerini (faiz dışı giderleri) karşılama oranı da yüzde 73.6dan yüzde 71.6ya düşmüştür. Başarılı bir mali performans için bankalarda net faiz marjının en azından 2009 düzeyini koruması, faiz dışı gelirlerin faiz dışı giderleri karşılaması, faiz dışı gelirlerin kullanılan kaynaklara göre artması beklenirdi.

\n

Kaldı ki, aktif (varlık) kârlılığı, özsermaye kârlılığı da kârlılık değerlendirmesinde yeterli ölçüler değildir. Artık bankalarda da ekonomik katma değer (EVA - Economic Value Added), bankanın ortalama kaynak maliyeti üstünde kâr elde edip edemediği hesaplanmakta, ayrıca sağlanan kâr taşınan risklere göre düzeltilerek özsermayeye oranlanmaktadır. (RAROC - Risk adyusted return on capital.)

\n

Bankaların özkaynak kârlılığı ciddi bir şekilde düştüğüne göre ekonomik katma değer yarattıkları, hele hele taşınan risklere göre kâr düzeltildikten sonra net kâr sağladıkları kuşkuludur.

\n

Ciddi kâr azalışının yanı sıra bankaların likidite riskleri artmakta, özkaynak yeterliliği azalmakta, varlık (aktif) kaliteleri bozulmakta, bilanço içi döviz pozisyon açıkları büyümektedir. Ekonomideki başarısızlık bankacılığa da yansımaktadır.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020