Öztin Akgüç

Darbe Sorununa Çözüm Aramak

14 Temmuz 2013 Pazar

Darbelere karşı olmak, kınamak, takbih etmek, olayda dış mihrak aramak, yasal değişiklikler yapmak, yasal gerekçeyi ortadan kaldırmak sorunu çözmüyor. Sorunu çözebilmek için öncelikle nedenlerini ortaya koymak, nedenleri ortadan kaldırmaya yönelmek gerekir. Neden-sonuç ilişkisi kurulmadan, olaya doğru tanı koymadan çözmeye kalkışmak; çözümü yanlış yönlerde aramak sorunu çözmüyor, belki alevlendiriyor.

\n

Nedenler hakkında farklı görüşler, değişik öneriler olabilir. Bence olay şöyle bir kısırdöngüden kaynaklanıyor.
İktidarı bir şekilde seçim, darbe, dış destek ve benzeri nedenlerle ele geçiren kişi ya da kişiler veya partiler, iktidar nimetlerinden yararlandıkça iktidardan gitmemenin yollarını arıyorlar. Önce oyunun kurallarını kendi lehlerine çevirmeye çalışıyorlar. Bu yönde yasal düzenlemeler yapmaya hatta anayasayı değiştirmeye girişiyorlar, çoğu kez de değiştiriyorlar.
Yasaları değiştirmek yeterli olmuyor. İstenilen doğrultuda uygulanmaları da gerekiyor. Bu amaçla bürokrasiye el atılıyor; bürokrasi, partizanca, kişinin veya merkezci otoritenin kumandası ile hareket eden bir mekanizma, bir araç haline getiriliyor. Genellikle bilgili, yetenekli, kişilikli olanlar bu tür bir mekanizmanın parçası olmayı onurlarına, özsaygılarına yediremediklerinden ayrılıyorlar ya da başlangıçta dışlanıyorlar. Genelde özsaygıları gelişmemiş, yetenekleri ile belli orunlara gelme olanakları olmayan; partizanlığı, tarafgirliği bir kişilik sorunu yapmayan, belli desteklerle bir yerlere gelmeye çalışanlar böyle bir tutuma katlanıyorlar, hatta medet umuyorlar.
Dirayet, liyakat, yetenek, bilgi, bir ölçü olmaktan çıkıp çok öznel nedenler tercih ve atama nedeni olunca kalite düşüyor. Birleşik kaplar kanunu, bir kapta su düzeyi düşünce bu tüm kaplara, kesimlere, eğitime, iş yaşamına, medyaya da yansıyor.
Başarıyı sağlayan insan kalitesidir. Yönetimde insan kalitesi düştükçe, ekonomik alan başta olmak üzere tüm alanlarda başarısızlık artıyor. Bir süre medya katkısı, propaganda yolu ile başarısızlığın üstü örtülse de zamanla mızrak çuvala sığmamaya başlıyor; toplumda huzursuzluk, tepkiler artıyor.
Tepki ve eleştiriler, öncelikle baskı ve şiddetle bastırılmaya çalışılıyor. Düzen, tek adam yönetimine veya oligarşik bir yapıya dönüşüyor. Tercihli vatandaş kitleleri yaratılıyor; toplumu kucaklama alalaması altında ayrıştırma, ötekileştirme süreci hızlandırılıyor. Uygulanan şiddet, olayları bastırmıyor tersine tırmandırıyor; toplumsal huzursuzluk ve tepki artıyor. Darbe ortamı oluşuyor. Toplumsal bir huzursuzluk olmadan darbe ortamı oluşmaz. Tüm topluma karşı darbe yapılamaz. Darbe, sonradan saflar değiştirilse bile başlangıçta en azından bazı kesimlerden destek görüyor.
Denilebilir ki darbe yalnız iç dinamiklerden kaynaklanmıyor. Dış güçlerin, dış mihrakların da parmağı oluyor. Doğrudur, ama iç huzursuzluk olmadan dış güçler darbe ortamı yaratamazlar. Ancak bir yara varsa bunu derinleştirirler, kaşırlar.
Çözüm ne yasal düzenleme, ne kınama ne de karşıyım diye demeç verme, tweet atmaktır. Çözüm geniş kitlelerin aydınlanmasıdır. Her rejimin, sistemin kendine uygun insan davranış tipi vardır. Demokrasinin de böyledir. Haklarına sahip çıkan, koruyan, toplumsal yararı ve ülkenin geleceğini düşünen özverili geniş vatandaş kitleleri, ülkede darbe ortamının oluşmasına zaten olanak vermez.
“Darbe olmamasının” bir temenni olarak kalmaması için darbe ortamının yaratılmaması gerekir. Bunun için de kişisel tutkulardan, iktidarda kalma heveslerinden, gereksiz ısrarlardan, baskıcı tutumlardan, şiddetten, ayrımcılıktan, tercihli vatandaş kitlesi yaratma eğilimlerinden vazgeçmek gerekir.

\n

Yazarın Son Yazıları

Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020
CHP’li olabilmek 12 Ağustos 2020
Kriz derinleşiyor 22 Temmuz 2020
Kriz derinleşiyor 15 Temmuz 2020