Öztin Akgüç

Dış politikada kişilik

18 Ağustos 2021 Çarşamba

Bir ülkenin dış politikasını, dış ülkelerle ilişkilerini, uygulamalarını, izlediği yolu belirleyen ana etmenler; amacı, coğrafi konumu, jeopolitiği, ekonomik ve askeri gücü, siyasal düzeni, tarihi ilişkileri ve bağlantılarıdır. Ülkeyi yönetenlerin davranışları, bıraktıkları izlenimler, dış ülkelerin bakış açıları, dış politikayı etkileyen, geçici, arızi nedenler arasındadır. Ülkemizin son zamanlarda dış politikasının savrulmasında, geçici nedenlerin ağır bastığı görülmektedir.

Yayılmacı, emperyal güçler, biraz övme, pohpoh, biraz kişisel ve ekonomik yaptırım tehdidi, mali destek vaadi ile de ülkemizi yönlendirme politikası izliyorlar. Tutarlı olmayan davranışlar ve söylemler, söylem-eylem tutarsızlığı, söylemin daha çok iç politikaya yönelik olduğu algısı, verilen ödünler, emperyal güçlerin ülkemize karşı davranışlarını etkiliyor. İlişkileri iyileştirmek veya itibar sağlamak için verilen ödünler, gerekliliği kuşkulu alımlar, bir telefonla rahip Brunson ve gazeteci Deniz Yücel’in affedilerek salıverilmeleri gibi örnekler, ne yazık ki ülkemizin imajını etkiliyor, dış güçlerin daha pervasız, saygıdan yoksun davranışlarına yol açıyor. AB ve ABD ile yapılan kısmen açıklanan anlaşmalar, bu güçlerin ülkemize bakış açılarını yansıtıyor.

Emperyal güçler, çeşitli araçlarla, vaatlerle, ülkelerdeki işbirlikçiler ve yardakçılarını da kullanarak iç kargaşa yaratıyor, Suriye ve Afganistan’da olduğu gibi demografik hareketleri, sığınma, iltica, göçleri tetikliyor, bunun maliyetini de ülkemiz dahil başka ülkelerin sırtına yüklemeye yöneliyorlar.

Ülkemize sığınanların, iltica edenlerin amacı, Türkiye’yi geçiş yolu yaparak Batı’ya göç etmek. Canlarını tehlikeye atarak, ellerinde kalan son parayı da insan kaçakçılarına kaptırarak, Batı’ya göç etmeye çalışıyorlar. Emperyal güçler, kendi ülkelerine olan, olabilecek akımı önlemek için ülkemizi, övgü, üstü kapalı tehdit, mali destek vaadi ile set olarak kullanmak istiyorlar.

AB, iki yetkili organı konsey ve komisyon başkanlarını Ankara’ya ziyaret için göndermedi. Talep, Batı’ya göçe engel olunması, Batı’ya iltica edenlerin de geriye itilişlerinin kabulü; bu görev karşılığı da AB bütçesine üç milyar Avro ödenek konulması yönünde oldu.

Afganistan sorunu da kamuya yanıltıcı şekilde sunuluyor. Sunum ile Türkiye, Kâbil Havalimanı’nı işletecek, talep de Türkiye’den geliyor izlenimi yaratılmak isteniyor. Oysa olay, kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının tam tersi. Amaç, ticari işletme değil, havalimanından tahliyenin tehlikesiz yapılması ve gerektiğinde de Taliban’a karşı savunulması, korunması. Talep de Türkiye’den değil, baskı ABD’den geliyor. Batılı ülkeler, geçen hafta vatandaşlarına güvenlik kalmadığı gerekçesiyle, bulabildikleri araçlarla en kısa sürede Afganistan’ı terk etmeleri çağrısı yaptı. Bu ülkeler, elçiliklerinde personel sayısını da azaltıyorlar, hatta bazı ülkeler elçiliklerinin boşaltılmasına karar verdi.

Afganistan’ın üçte ikisinden fazla bölümü, komşularıyla olan tüm çıkış kapıları da Taliban’ın kontrolü altında bulunuyor. Diğer ülkelerde olduğu gibi Afganistan’da da CIA ajanları, işbirlikçileri var. ABD, önemli gördüğü işbirlikçileri, tıpkı CIA Kürtleri gibi beraberinde ülkesine kaçırıyor. Ancak tüm işbirlikçileri taşıma olanağı olmadığından, bu kişiler de sığınma, iltica yolu açılarak kurtarılmaya çalışılıyor. Taliban, sınırları kontrol ettiği halde, kendisine karşı olanların ülkeyi terk etmelerine en azından göz yumuyor. İlticanın, göçün ağırlıklı yönü İran üzerinden Türkiye. İltica, diğer komşu ülkelere cazip olmadığından ve sınırlar bu ülkelerce daha iyi kontrol edildiğinden sınırlı kalıyor. ABD’ye verilen ödün, yalnız Kâbil Havalimanı’nın korunması değil, CIA Afganlarının da ülkemize gelişini bir şekilde kabullenmek oluyor.

Taliban, Batı yanlısı tutum göstermiyor. Afganistan, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan gibi Şanghay İşbirliği Örgütü’ne gözlemci üye. Taliban yönetimindeki Afganistan’ın ŞİÖ’ye, Çin ve Rusya’ya daha fazla yaklaşması beklenmektedir. Çin’nin etkisi ve desteğinin giderek arttığı gözlenmektedir.

Emperyal güçler, seçtikleri belli kişileri, STK’leri destekleyerek, ödüllendirerek, tanıtarak, bazen de karşı imiş görünerek, yönlendirmek istedikleri ülke üzerinde etkili olmaktadır. Bu güçler kimlerden ve nasıl yararlanabileceklerini, kimlerin ve hangi kurumların da elimine edilmesi gerektiğini gayet iyi bilmekte, ona göre hareket etmektedirler.

Yaşamları boyunca kişisel başarı, özgüven kazanamamış kişiler, dış politikada da dik duruş görünümü altında ödün verici davranış göstermekte, ülkenin onurunu, çıkarlarını da gereği gibi koruyamamaktadırlar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Milliyetçilik 15 Eylül 2021
İki zıt kişilik 8 Eylül 2021
Hebennekalık 25 Ağustos 2021
Dış politikada kişilik 18 Ağustos 2021