Öztin Akgüç

Ekonomi Bıçak Sırtında

21 Ekim 2011 Cuma
\n

\n

İçinde bulunduğumuz yılda, alınan ekonomik önlemler çelişkili görülebilir. Önceleri ekonomide aşırı ısınma tanısı konuldu. Aşırı ısınmayı önlemek, iç talep genişlemesinin fonlanmasını kısıtlayıcı para politikası önlemleri alındı. Bankaların zorunlu karşılık oranları yükseltildi; TL türünden karşılıklara TCMBnin faiz vermemesi kararlaştırıldı; banka kredi kartlarında nakit çekme olanağı koşullara bağlandı, aylık asgari ödeme oranı yükseltildi. Tüm bunlar enflasyon riskine karşı sıkı para politikası izleme niyetini gösteriyordu.

\n

Dünyada kriz göstergeleri, ekonominin durgunluğa girebileceği kaygısını doğurduğundan, özür dilerim, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtecek türden faiz indirimine gidildi. Geçen hafta, cari işlemler açığı, kamu kesimi finansman açığının sürmesi nedeniyle, yine iç talebi daraltıcı, kamu gelirlerini arttırıcı, vergi önlemleri yanı sıra vergi etkisi doğuracak yüksek oranlı zamlar yapıldı. Söylemlerin aksine tüm bu önlemler ekonominin bıçak sırtında olduğunu gösteriyor. Ekonomide enflasyon hızlanabileceği gibi durgunluk da yaşanabilir. Daha kötüsü, durgunluk içinde fiyat artışlarının hızlanması iktisatçıların ifadesi ile stagflasyon tehlikesi var. Ekonomi bıçak sırtından her iki yana da yuvarlanabilir; hatta her iki olumsuzluğu birlikte de yaşayabilir.

\n

***

\n

AKPnin ekonomik açıdan başarılı olduğu izlenimi, iç ve dış sesyayarların da desteğiyle yaratıldı. 2000’li yıllar sonrası 2007 yılına değin dünya ekonomisinde hızlı gelişmenin yarattığı olumlu etkiler; ayrıca AKPnin 2001 krizinden sonra iktidara gelmesi nedeniyle baz etkisi, bu izlenimi en azından bazı kesimlerde güçlendirdi.

\n

Bizde tartışmalar genelde bilgiye, verilere, rakamlara dayanmadığından, ağız kalabalıklığı, şarlatanlığı da bir yöntem olarak benimsendiğinden, nesnel değerlendirmeler pek yapılmaz. AKPnin ekonomi alanında ne denli başarılı olduğunu ortaya koyabilmek için, iktidara geldiği 2002 yılı sonu ile 2010 yılı itibarıyla karşılaştırmalı olarak aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. 2011 yılı sonuçları henüz kesinleşmediğinden, karşılaştırma 2002-2010 yılları arasında yapılmıştır.

\n

AKP döneminde ekonominin, yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 5.2dir. Sabit fiyatlarla büyüme hızı hesaplanırken kullanılan milli gelir deflatörü genellikle ÜFE ve TÜFEden daha düşüktür. Milli gelir tahminleri ÜFE ya da TÜFEye göre enflasyondan arındırıldığında, yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 5.2nin de altında kalmaktadır.

\n

***

\n

Büyüme dışında en çok övünülen ihracat artışı ve ticaret konusuna gelindiğinde, bu dönemde ithalat, ihracattan çok daha hızlı artmış olduğundan, ihracatın ithalatı karşılama oranı yıllık yüzde 70.0ten yüzde 61.4e gerilemiş, dış ticaret açığı yıllık 15.5 milyar USDden 71.5 milyar USDye yükselmiştir. Dış ticaret açığındaki büyümeye yatırımlar hesabındaki açık da eklenince, 2002 yılında 1.5 milyar USD olan cari işlemler açığı 2010 yılında 48.5 milyar USDye, cari işlemler açığı/GSYH oranı da yüzde 1.0dan yüzde 6.6ya yükselmiştir.

\n

Bu dönemde, iç tasarruf/GSYH oranı yüzde 19.0dan yüzde 12.6ya gerilediğinden, dış açık büyüdüğünden, bütçe açıkları sürdüğünden AKP döneminde iç borç stoku cari fiyatlarla (2010 sonu itibarıyla) yüzde 135.4 oranında artarak 352.8 milyar TLye yükselirken dış borç stoku da (USD bazında) yüzde 122.7 oranında artarak 290.4 milyar USDye yükselmiştir. Aynı dönemde bankaların vermiş oldukları tüketici kredileri cari fiyatlarla 7.5 milyar TLden 181.8 milyar TLye, toplam kredileri oranı da yüzde 11.0dan yüzde 32.3e yükselmiştir.

\n

Rakamların ortaya koyduğu gibi, yaşanan refah artışı büyük ölçüde borçlanma ile fonlanmıştır. Böyle bir ekonominin bıçak sırtında olması da doğal sonuçtur.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Esas sorun finansman değil 4 Ağustos 2021
Sorumluluk 28 Temmuz 2021
Sol ve CHP kimliği 21 Temmuz 2021