Öztin Akgüç

Genel Laflardan Somut Ölçülere

21 Ağustos 2011 Pazar
\n

\n

\n

\n

Ekonomi biliminin bir üstünlüğü, beklentileri, hedefleri ve sonuçları somut biçimde rakamlarla ifade edebilmesidir. Ancak ülkemizde ekonomi bilimi bu özelliğini yitirmiş görünüyor. Somut sonuçlar yerine, bazı genel değerlendirmeler yapılıyor. Teğet geçti, teğet bile geçmeyecek, yumuşak iniş, temeller sağlam, bağışıklığı güçlü, kaya gibiyizgibi yoruma açık savlar ileri sürülüyor. Teğet, geometri ve mecazi anlamlar dışında bir de ekonomik veya politik anlam taşımaya başlıyor. Teğet geçmenin ölçüleri neler? Ekonominin büyüme hızının, işsizlik oranının, Bütçe Açığı/GSMH oranının etkilenmemesi, hedeflere uygun sonuçlar alınması mı? Teğet bile geçmeyeceksöylemi hedeflerin, öngörülerin üstünde ekonomide bir gerçekleşme beklentisini mi ifade ediyor? Açık değil, teğete ne anlam verdiğinize, teğeti nasıl algıladığınıza bağlı. Kaya gibi, temelleri sağlam ekonomi ne anlam taşıyor? Dış açık, bütçe açığı, kapasite kullanımı, büyüme hızı, işsizlik oranı, uluslararası rezervlerin boyutu, iç ve dış borç stoku açılarından kaya gibi olmanın ölçüleri neler? Bu gibi somut ölçülerden söz edilmeden değerlendirmeler, benzetmeler yapılıyor.\n

\n

***\n

\n

Ekonomistler de yumuşak inişten veya sert kırılmadan söz ediyorlar. Örneğin döviz sepetinin (yüzde elli EURO -Avro-, yüzde elli USD) son birkaç ayda yüzde 20,0 dolayında değerinin yükselişi, başka bir deyişle TLde değer kaybı oldu. Bu oran yumuşak ya da sert inişi mi gösteriyor? TL, ne kadar sürede ne oranda değer yitirirse yumuşak iniş sayılacak? Burada da somut bir ölçü vermek gerekir. Genel ifadelerle yorum, değerlendirme yapılamaz.\n

\n

Yakın bir gelecek için ekonomimiz için beklentilerimiz, sözü yuvarlamadan şöyle özetlenebilir:. Ekonominin büyüme hızı belirgin biçimde yavaşlayacaktır.\n

\n

Ekonomi, özellikle 2011 yılının ikinci yarısında yavaşlayacaktır. Yıllık büyüme hızının yüzde 5.0 dolayında kalması iyi bir sonuçtur. TÜİKin, bazı bakanların çabaları bile, yıllık büyüme hızının yüzde 7.0 hatta yüzde 6.4 olmasına olanak vermeyecektir.\n

\n

Ekonomi, krizi asıl 2012 yılında hissedecektir.\n

\n

Bizde öngörü yetersiz, algılama geç olduğundan, iş âleminin gecikmeli olarak alacağı kararlar, önlemler, etkilerini 2012 yılında gösterecek, büyüme hızı konusunda IMF tahmini yüzde 2.5i tutturmak bile başarı olacaktır. İşsizlik 2009 yılı düzeylerine yüzde 12-13 olarak yaklaşacaktır.\n

\n

2011 yılında kârlar büyük ölçüde azalacak, bazı büyük işletmeler, hatta bankalar yılın ikinci yarısı için ya düşük kârlar ya da zarar açıklayacaklardır.\n

\n

Ekonominin yılın ikinci yarısında yavaşlaması, durağanlaşması, döviz kurlarının yükselmesi, özellikle döviz pozisyon açığı olan kuruluş ve bankaları büyük ölçüde etkileyecek, bilanço makyajı bile, bu sonucu örtemeyecektir. Pazarın daraldığını, kârların azaldığını hatta zarara dönüştüğünü gören kuruluşların, alacakları önlemler, krizin asıl etkilerinin 2012 yılında görülmesine neden alacaktır.\n

\n

Fiyat artış (enflasyon) hızı, Eylül 2011den itibaren yükselecektir.\n

\n

Döviz kuru artışının, iç fiyatlara yansıması bir zaman aralığı ile olmaktadır. Döviz sepetinde yükseliş etkisini eylül ayından itibaren hissettirecek, ÜFEde fiyat artışı iki haneli olurken TÜFEde yüzde 5.0lik hedef tutturulamayacaktır. Türkiye, sınırlı olarak da nitelendirilirse stagflasyon durgunluk içinde fiyat artışı sürecine girecektir.\n

\n

Cari işlemler açığı, yılın ikinci yarısında ve özellikle 2012 yılında daralacaktır.\n

\n

2011 yılının ilk yarısında cari işlemler açığı 45.0 milyar USD olmuştur. İkinci yarısında bu açığın 20-25 milyar USD dolayında kalması beklenmektedir. Yıl büyük bir olasılıkla 70.0 milyar USD dolayında açıkla kapanacaktır. Cari işlemler açığının azalması kuşkusuz olumlu bir gelişmedir. Ancak bu gelişme alınan önlemlerin değil ekonomik daralmanın sonucu olacaktır.\n

\n

Yukarıda özetlenen beklentiler kötümser hatta felaket tellallığı olarak nitelendirilebilir. Beklentilerin fiilen alınacak sonuçlarla karşılaştırılması gerekir. Korkarım, fiili sonuçlar alındığında beklentilerimiz iyimser bile kalabilir.\n

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Yeni yıl beklentileri 30 Aralık 2020
Sözle yönlendirme 23 Aralık 2020
Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020