Öztin Akgüç

Kafdağı’nın ardı nisan ayı

27 Şubat 2019 Çarşamba

Ekonomide üretim azalır; işsizlik artar, gayrimenkul, bezay eşya otomotiv satışları hızla düşer, tahsili geçikmiş alacaklar, yeniden yapılandırma, konkordato, iflas talepleri artar, ekonomi durgunluktan iniş hatta çöküş evresine girerken “muteber” TV kanallarında “güvenilir” uzmanlar, bilim ve iş insanları, CEO’lar, banka genel müdürleri yerel seçimler aşıldıktan sonra, dengelemenin sağlanacağını, ekonominin büyüme evresine gireceğini, enflasyon hızının düşeceğini savunuyorlar. Ancak ekonominin gelişme evresine girecek olmasının nedenlerini açıklamıyor, afaki temenniler dışında ciddi kanıtlar ortaya koyamıyorlar.
24 Haziran seçimleri öncesi de benzer iyimser hava yaratılmış; ancak seçim sonrası kurlar, faizler hızla yükselmiş, enflasyon hızlanmış, ülke dünyanın en kırılgan ekonomileri arasına girmiştir.
2019 yılı genelinde koşullara, izlenen politikalara göre olası ekonomik sonuçlar şöyle özetlenebilir:
¦ Büyüme hızı düşecek, hatta negatife, eksiye dönüşebilecektir.
Zaman zaman “tüketimle büyüdük” “ithalatla büyüdük” gibi ekonomik açıdan geçersiz sloganlar duyuluyor. Tüketerek değil; üreterek, katma değer yaratarak büyüme gerçekleşir. Üretimin iki ana ögesi işgücü, (sermaye), makine ve donatımdır. Bir ekonomide işsizlik artıyor, makine-teçhizat yatırımları azalıyor, kapasite kullanım oranı düşüyorsa, ekonomi büyümez, küçülür.
Milli gelirin harcama yönünden tahmininde, tüketim ve yatırım harcamalarının bir bölümü ithal edilen mallardan kaynaklandığından, ithalat eksi işaretle yer alır. İthalat arttıkça, cari açık büyüdükçe üretim yerine ithalat yapılıyorsa, yurtiçi yaratılan gelir artmaz azalır.
¦ Yapışkan hale gelen enfalasyon kısa sürede hedeflenen şekilde düşmez. Fiyat hareketlerinde dişli çark mandalı etkisi görülür.
Fiyatlar yükselirken ileriye doğru hareket eden çark, maliyetler düşse dahi geriye hareket etmez, çarkın dili geriye hareketi engeller. Firmalar, bütçelerini yaparlarken, satış fiyatlarını belirlerken gerçekleşen enflasyonu dikkate alır, sözleşmeler, gerçekleşen enflasyona göre düzeltilir, ücret düzeyi ayarlanır. Geçmiş enflasyon gelecekteki enflasyon sürecini belirlemede etkili olur.
Üretici fiyat endeksi (ÜFE) ile TÜFE arasındaki fark, uzun süre devam etmez. Üreticiler maliyet artışını, fiyatlara yansıtmak zorunda kalırlar. Yüksek faiz ve kur artışı sürdüğü, geçmiş enflasyon, enflasyon beklentisini belirlediği sürece, fiyatlarda belirgin bir düşüş beklenmez. Süreğenleşen, yapışkan hale gelen enflasyonu kısa sürede kontrol etmek zordur.
¦ Kur artışı sürekli kontrol edilemez, baskı altında tutulamaz. Bir ülkede enflasyon, faiz görece yüksek, dış borç baskınlığı varsa, ulusal paranın değerini korumak, kuru sabitlemek olanaksızdır. Kuru, ekonomik faktörler dışında, politik ilişkiler, beklentiler, spekülatif ataklar da etkilediğinden, kur tahmini zor olmakla beraber, TL’nin değer yitireceği kesin olarak söylenebilir.
¦ Bütçe açığı büyür, açık/GDYH oranı yükselir.
Vergiler, KDV, ÖTV gibi mal ve hizmet üzerinden alındığından, ithalattan alınan vergiler de vergi gelirleri içinde ağırlıklı pay taşıdığından, ekonomide mal ve hizmet üretiminde yavaşlama, ithalatta duraklama vergi gelirlerini olumsuz yönde etkileyecek, sosyal güvenlik harcamalarında artış, teşvikler, borç stoku ve faizlerde yükseliş bütçe giderlerini artıracak, bütçe açığı hedeflenenin, GSYH oranı yüzde 3.0 düzeyinin üstünde gerçekleşecektir.
¦ Bankalarda tahsili gecikmiş alacaklar/ krediler oranı yükselecektir.
Firmaların mali yapılarında bozulma ekonomik durgunlukla birlikte ivme kazanacağından, tahsilat geciktikçe kredilerin kalitesi düşecek, bankalar daha fazla karşılık ayırmak zorunda kalacaklardır.
2019’da konkordato, yeniden yapılandırma, iflas taleplerinin artması beklenir. Batmasına izin verilmeyecek kadar büyük kuruluşların kurtarılması gündeme gelebilir.
Kafdağı’nın ardında bizi zenginlikler değil ne yazık ki yavaşlayan hatta küçülen ekonomi, artan işsizlik, büyüyen bütçe açığı, yükselen döviz kuru, finansal istikrarsızlık beklenmektedir. Övünmekle, geçmişi kınamakla, ümit vermeye çalışmakla, rakamları süslemekle ekonomik gerçekler değişmiyor, ekonomi düzelmiyor.  


Yazarın Son Yazıları

Yeni yıl beklentileri 30 Aralık 2020
Sözle yönlendirme 23 Aralık 2020
Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020