Öztin Akgüç

Yapısal Bir Sorun:

23 Kasım 2014 Pazar

Kadının Toplumsal Yaşamdaki Yeri

Türkiye’nin siyasal düzeni, toplumsal ve ekonomik kalkınma açısından ciddi yapısal, ancak uzun sürede çözülebilecek sorunları vardır. Türkiye, bu temel sorunlar üzerine eğilmek yerine, yapay olarak yaratılmış ya da emperyal güçler tarafından dayatılmış, algı yönetimiyle sorun olarak benimsetilmiş konuları tartışıyor; ülkenin en önemli sorunu ya da sorunları çözülüyor propagandasına kapılıyor.
Türkiye’nin sorunlar listesinin başında kızlarımızın eğitimi, özgür düşünme ve hareket etmeleri, kadınlarımızın politik, ekonomik, toplumun her tür faaliyetine etkin bir şekilde katılımı yer alır. Biz kızlarımızı gerçek anlamda eğitemezsek, özgürleştiremezsek, kişilik sahibi yapamazsak, daha sonra da toplumda etkin görev almalarını sağlayamazsak, ne kalkınabilir, ne demokratikleşebilir, ne de çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabiliriz.
Ekonomik olarak orta gelir tuzağından kurtulamıyorsak, dünyada insani gelişme endekslerinde son sıralarda yer alıyorsak, şekli demokrasi kisvesi, alalaması altında ortaçağın patrimonyal, patronaj diye nitelenen bir düzene doğru sürükleniyorsak, bu olumsuz ve gelecek için de ümit vermeyen gelişmelerin nedeni temel yapısal sorunlarımızı çözememiş olmamızdır. Bu bağlamda kadınlarımızın toplumsal yaşamda gereken etkinliği göstermemesi de önemli bir yapısal sorun olarak algılanmalıdır.
Kızlarımızın eğitimi denildiğinde, on yaşında başlarını bağlayıp imam-hatipe gönderilmelerini kastetmiyoruz. Bilgi sağlama, yanı sıra fikir özgürlüğünü, yaratıcılığı, yetenekleri geliştirici, bireyi kişilik sahibi yapacak eğitimi amaçlıyoruz.
AKP iktidarından çağdaş eğitimi destekleyici programlar, çabalar bekleyemeyiz. Sivil toplum örgütlerine, genel anlamda eğitimi de yerel yönetimlerin bir işlevi olarak benimsemiş, kişisel, partisel oy hesaplarından azade, çağdaşlaşmayı, özgürleşmeyi içselleştirmiş yerel yönetimlere de bu bağlamda görev düşmektedir. Basına yansıdığı kadarı ile Bursa Nilüfer Belediyesi’nin kız öğrenciler için yurt projesi bu bağlamda örnek alınabilir, geliştirilebilir.
Tüm baskılara karşın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) türü dernekler desteklenmeli, sağlanan olanaklar tümüyle kız öğrencilerin eğitimine ayrılmalıdır. Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve benzeri dernekler pozitif ayrımcılıkla burslarının çok önemli bir bölümünü kız öğrencilere ayırmalıdır.
Halkın girişimiyle halk odaları geliştirilmeli, güzel sanatlar alanında yetenekli olan kızlarımıza gereken olanaklar sağlanmalıdır. Havada kalan büyük projelerden, iddialı görüntülerden, laflardan çok, gerçekleştirilen ufak işler daha yararlı ve anlamlıdır.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nü kutlamak, bazı örgütlerde kadın kontenjanı tanımak, sembolik olarak kurullara kadın temsilci atamak, seçmek iyi de, bir de alınan sonuçlara bakmak gerekir. Kadınlarımız ne ölçüde özgürleşiyor, bağımsızlaşıyor, ekonomik açıdan kendi ayakları üstünde durabiliyor, karar mekanizmalarında, yönetimlerde ne ölçüde etkili oluyor? Olaya bu yönlerden de bakmak gerekir.
Kadınlarımızın yüzde 30 dolaylarında olan işgücüne katılma oranını yükselterek, kamu ve özel kurumlarda karar mekanizmalarında görev almaları konusunda daha fazla çaba harcamak, yanı sıra kadın girişimcilerin sayısını artırmak da amaçlanmalıdır. Bu bağlamda bazı bankaların özellikle kadın girişimcilerin projelerini desteklemek için kaynak ayırmaları, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve benzeri sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini daha bağımsız, etkin şekilde yürütmeleri önerilebilir. Kadınların eğitime, iş yaşamına ve toplumsal alana katılımı konusunda temel engeller olarak yalnız baskıcı din sömürüsü yapan iktidar, dinciler, toplumdaki erkek egemenliği olarak görülmemeli; kadınlarımız kişiliği gelişmemiş, çıkarcı hemcinslerinin de bu bağlamda engel oluşturduklarını görmelidir.  


Yazarın Son Yazıları

Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020
CHP’li olabilmek 12 Ağustos 2020
Kriz derinleşiyor 22 Temmuz 2020
Kriz derinleşiyor 15 Temmuz 2020