Şahin Aybek

Eğitim Ziya Selçuk’un görmeyip NASA’nın gördüğü Çiçeklere saygıdır!

24 Mayıs 2021 Pazartesi

Başarılı haberlere imza atan ve büyük ilgiyle takip ettiğim Kaan ULU’nun (DHA) 15.11.2020 tarihli haberi benim için altın değerindeydi. Sayın ULU çok başka bir şeyi yakalamıştı.

( https://www.dha.com.tr/yurt/9-yasindaki-cicek-pandemi-doneminde-kitap-yazdi/haber-1798086 )

Bu haberi okuduktan sonra özelikle bu kadar süre bekledim. Sayın ULU’nun bu haberi pek çok ulusal medyada haber olmasına rağmen haberde geçen çocuğa hiç kimse Bakan da dahil hiçbir yetkili ulaşmamıştı. 

Haber kısaca şu şekildeydi: “Ankara'da 4'üncü sınıf öğrencisi Çiçek Yayla (9), pandemi döneminde evde sıkılınca öğretmen-öğrenci ilişkilerini konu edinen '6 çocuğun dilinden yeni öğretmen' adlı kitap yazdı. Çiçek'in öğretmen annesi Naima Yayla, "Ben çok şaşırdım. Çünkü kitabını bitirdiği zaman 100 sayfadan fazla yazmıştı. Ben beklemiyordum bu kadar uzun yazmasını" dedi.” 

Yani 9 yaşında bir çocuk kitap yazmış ama bu sosyal medyada her şeyi paylaşan, Bakanın ve ekibinin dikkatini bile çek(e)memişti. Malum çok daha önemli işleri vardı. Bakanların ölen akrabaları ile ilgili paylaşım yapmalıydı Sayın Bakan, öğretmenlere hakaret eden Nagehan Alçı’nın, programında ölüm listeleri yayınlanan Esra Elönü’nün programlarına katılmalıydı. Tüm bunlar olurken kendince muhalif gördüğü bizim gibi yazarları da, kalbimiz ne kadar eğitim için atsa da muhatap almamalıydı, hiçbir programına davet etmemeliydi. Allah korusun Sayın Bakanın adı muhalif yazarlardan biriyle anılsaydı, nice olurdu hali, koltuğu. Bizler düşman askerleriyiz ya. Ya da bizden biri Anadolu Ajansı muhabiri gibi bir soru sorsaydı Bakana, aman! Sanırım şu ana kadar gerçek bir gazeteciyle karşılaşmadı Sayın Bakan, verdikleri metinleri takla attıran sözde gazetecileri saymazsak. Neyse bakanlığınızda nasip olmadı, umarım ilerde…

Şimdi bir başka 9 yaşındaki çocuk haberi. Aradaki farkı siz görün lütfen. Yazımı bura üzerinden temellendireceğim.

Geçtiğimiz yıllarda NASA, Gezegen Koruma Memuru pozisyonu ilanı vermiş, kimsenin aklına gelmeyecek şekilde de bu ilana 9 yaşındaki bir çocuk da başvurmuştur. Ama işin daha da ilginç ve eğitimsel yanı NASA 9 yaşındaki bu çocuğu bir birey olarak kabul etmiş, önemsemiş ve cevap vermiştir, eğitimin öğrenciye saygı olduğu ilkesinden hareketle. Dördüncü sınıf öğrencisi 9 yaşındaki Jack Davis kendini Galaksinin Koruyucusu olarak tanımlayarak NASA’ya yolladığı mektupta, bu iş için kendisinin ne kadar uygun ve istekli olduğunu anlatmış. Ama NASA küçük çocuğu daha da heveslendirecek, onure edecek şekilde şu cümlelerin geçtiği yanıtı veriyor küçük çocuğa: “Geleceğin parlak bilim insanlarını ve mühendislerini bize yardımcı olmaları için her zaman arıyoruz; dolayısıyla umarım çok çalışırsın ve okulunda başarılı olursun. Birgün seni burada, NASA’da görmeyi çok isteriz.” Bu anlamıyla eğitim sistemlerinin başarılı olma nedenlerinden birinin öğrenciye saygı duymak olduğunu söyleyebiliriz.

İNSAN SAYGIYI HAK EDEN BİR VARLIKTIR

Eğitim sistemlerinden bağımsız olarak insan saygıyı hak eden bir varlıktır. Bütün yaşamın insanla anlamlı olması ve dünyanın insana semah dönmesi boyutuyla da, bütün dünya insana hizmet için vardır. İşte öğrenciler de sadece insan olduğu için saygıyı hak eder. Buradaki amaç öğrenciye değerli bir varlık olduğunu hissettirmek ve öğrencinin ihtiyaçlarına karşı duyarlı olabilmektir. Eğitimin yanı sıra insanlar arasındaki böyle bir saygı insanlar arasındaki barışı artırarak, toplumun birarada uyum içerisinde yaşamasını da sağlar. Bizi tabii yazının özelinde öğrenciye saygı; yani eğitimde saygı daha fazla ilgilendiriyor. Filozof Emerson eğitimde saygıyı şu şekilde ifade eder: “ Eğitimin sırrı öğrenciye saygı göstermektir. Onun neyi öğrenip öğrenmeyeceğine, ne yapması gerektiğine karar vermek sana düşmez.” Emerson bu yönüyle öğrenci merkezli bir eğitim sistemine de işaret etmektedir. Yani merkezde öğrencinin olduğu etkileşimli bir sınıf ortamı, öğretmenin  katılımcı, teşvik edici ve güdüleyici olduğu, öğrencinin sorumluluk alıp katılımcı olduğu, dersin ilişki içinde yürütüldüğü, sorgulama, buluş kavramlarının ön plana çıktığı, bireysel, kriterlere ve gelişime göre bir ölçme değerlendirmenin yapıldığı bir eğitim sistemi.

ÖĞRETMEN ÖĞRENCİSİNE NİYE SAYGILI DAVRANMALI?

Eğitim sisteminin ve özelde de öğretmenlerin daha iyi bir eğitim için öğrenciyi merkeze alıp, daha fazla önemseyip saygılı davranması gerekmektedir. Diğer taraftan öğretmen-öğrenci ilişkilerinde saygının egemen olmaması öğrencilerin kişilik gelişimine de zarar vermektedir. Saygı duyulan, önemsenen öğrenci kendine daha fazla güvenecek, sorumluluk alacak ve akademik anlamda da başarılı olacaktır. Aslında tam tabiri, “öğrenci adam yerine konmak ister”dir. Öğrenciyi okulda adam yerine koymayıp, değersiz bir atık gibi görmek öğrenciyi  eğitimsel süreçlerin dışına çıkarmak olacaktır. Unutmayalım; eğitim çocuğa saygı duymakla başlar.

Sonuç olarak eğitim sistemi içinde, özelde de okulda yönetici, öğretmen ve personelin öğrenciye saygı göstermesi, beraberinde güvene dayalı bir iletişim sürecini de getirecek ve buda gerek çocukların sağlıklı kişilik gelişimlerinin, gerekse de akademik başarının güvencesi olacaktır. Saygı duyulan öğrenci tüm eğitim süreçlerine daha fazla katılacaktır. Başarılı ve etkili okulların öğrencilerine saygı duyduğu, onları kazanmaya çalıştığı, onlara çocuk gibi değil yetişkin gibi davrandığı, kısacası onlara değer vererek, güven duyarak, iletişim kurarak insan gibi davrandığı araştırmalarla da ortaya konmuştur. Bu anlamıyla NASA’nın 9 yaşındaki bir çocuğu ciddiye alıp cevap vermesi, saygı duyması ,”eğitimin sırrı öğrenciye saygı duymaktır” diyen Emerson’un eğitim felsefesini özetlemesi ve bizim de eğitim sistemimizde yeni Çiçekleri çıkarabilmemiz için örnek alıp, yaygınlaştırmamız adına önemli bir örnektir. İki örnek arasındaki farkı siz görün lütfen. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin... 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları