Selçuk Erez

Barış hemen şimdi!

21 Ocak 2016 Perşembe

1128 (şu anda çok daha fazla) akademisyen, sanatçı ve aydın ne diyorlar?
“Müzakere koşullarının hazırlanmasını, kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa, susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.”
Ülkemizde yaşayan 15 milyon Kürt vatandaşımız yaşam koşullarından büyük çapta şikâyetçiyseler, hukuklarının çiğnenmekte olduğunu söylüyorlarsa, ülkenin bölünmez bütünlüğü Kürt’ü topa tutarak mı sağlanır yoksa ona özduyumla, anlayışla yaklaşıp temsilcileriyle masaya oturup anlaşma yolunu tutmakla mı? Bu yolu daha önce ciddi olarak tutsaydık yitirdiğimiz bunca vatandaşımız, askerimiz, polisimiz bugün sağ olacaklardı.
Neden PKK’den de söz açmamışlar? Söz açmamaları, PKK’ye destekleri anlamına mı gelir? Böyle bir sav mantığa uyar mı? “PKK kötüdür” deselerdi, o zaman “Bak IŞİD’den bahsetmediler; demek ki IŞİD’i destekliyorlar!” mı diyecektiniz?
Oxford Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Anthony Heath, “Bilim adamlarının ve araştırmacıların görevleri, ülkeyi yönetenleri, aldıkları kararların amaçlanmamış sonuçları ve duymamayı yeğledikleri bulgular konusunda uyarmaktır. Daha fazla bilgi edinmenin, daha iyi yönetmeye yol açacağına inanmak isterim. Bu bilgiler hoşunuza gitmese bile bunları bastıracağınıza, hesaba katmanız akıllıca bir davranış olur” der.
London School of Economics hocalarından John Kay, “Basından ve hükümetten gelen bilgilerin güvenilirlikleri konusunda kuşku çoğaldıkça halka elden geldiğince doğruları yansıtmaya çalışan kimselerin var olması çok önemlidir” demiştir.*
Cumhurbaşkanı, “Kendilerine güya akademisyen, araştırmacı unvanını yakıştıran bir güruh hak ve özgürlük talep ediyormuş” dedi, Başbakan da “Onlar sadece akademisyenlikten değil insanlıktan da istifa etsinler!” buyurdu.
Akademisyenler ve araştırmacılar bu titrleri kendilerine vermezler, onlara bu sıfatlar, fahri doktora gibi politika gereği de verilmez; belirli konularda yıllarca çalışıp senden, benden çok fazla şey öğrenip sınavlar geçip edinirler o sıfatları. Bu kadar çok farklı konuda yetişmiş akademisyenler, ülkenin bir sorunu hakkında değişik açılardan bakarak bir şey söylüyorlarsa onları, bize aklın yolunu gösterdikleri için insanlıktan istifaya davet edeceğinize teşekkür edip dediklerine kulak kabartmalısınız.
*http://www.britac.ac.uk/prosperingwisely/ healthy_open_democracy/academics_and_ policy_makers.htm  


Yazarın Son Yazıları

Böcek yeriz o zaman! 30 Ağustos 2018
Saraydan kız kaçırma... 23 Ağustos 2018
Mahmut Makal’ın önemi.. 16 Ağustos 2018
Dondurmacı 9 Ağustos 2018
Şimdi ne mi olacak? 28 Haziran 2018
Emekli olmana az kaldı! 21 Haziran 2018
Kıyamet mi kopacak? 7 Haziran 2018