1 Mayıs’ın Özü!..

01 Mayıs 2015 Cuma

1 Mayıs, emeğin bayramı, bir yanıyla sömürü sistemini ve egemenlerini yeniden sorgulamanın zamanıdır.
İnsanlık tarihinin, üretenlerin yüz yıllar boyu sürdürdükleri mücadelenin kazanımıdır.
1886’da Şikagolu işçilerin 14- 18 saatlik işgünü cehennemine, insan sömürüsüne isyan edip, 8 saatlik işgünü mücadelesi için başlattıkları süreç.. Daha sonra yasaklara, engellere direne direne, bedelini kanla canla ödeyen işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele, Dayanışma Günü.
Türkiye’de emperyalizmin, küresel sistemin iktidarı, emeğin tarihsel mücadelesini yok sayarak yine yasaklar koydu.
1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmak yasak!
RTE düzeni, Başbakan Davutoğlu, emeğin bayramını Taksim’e çiçek koymakla sınırlama niyetinde.
Oysa tarihsel sürece baksalar, verilen mücadeleleri, direnişi anlasalar, bu yasağın emekçilere vız geleceğini görecekler.
12 Eylül öncesi 1 Mayıs’larda Taksim’de emeğe karşı kurulan provokasyonlara, alanlarda onlarca emekçinin, işci sınıfıyla dayanışma için bir araya gelenlerin öldürülmelerine rağmen mücadelenin sürdüğünü kabullenseler, anlayacaklar.
Neoliberal sistemin uydusu, emekçileri Soma’larda, Ermenek’lerde, iş kazası denilen cinayetlerde “bu işin fıtratında var” diye “zayiat” gören anlayıştan bunu beklemek, hayal olur.
Milyonlarca emekçiyi, emekliyi, işsizi görmeyen, onları açlık sınırında yaşamaya mahkûm eden düzen, emeği, işçi sınıfının mücadelesini yok sayıyor, kendi varlığı için bir tehdit olarak algılıyor çünkü.
Yağma yok, iktidarın baskısına karşın 1 Mayıs ülkenin dört bir yanında kutlanacaktır.
Çünkü ezenler, sömürenler haksızdır.

***

Bir de emeğin bayramının özünü, içeriğini boşaltmaya çalışanlar var.
Sistemin özgürlükler ve insan hakları penceresine sıkıştırmaya çalıştığı 1 Mayıs’ın sınıfsal özünü, gerçek anlamını örtme gayretindeler.
Farklı kimlik ve kisvelerle Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından tek kutuplu sömürü düzenini dünyanın gerçeği olarak insanlığa dayatmak isteyen bu kesim, kimi zaman liberal, kimi zaman sahte solcu, kimi zaman dönek kimlikleriyle ortaya çıkıyor.
Türkiye’de de toplum mühendisliğine soyunan, gazetelerin köşelerinde, televizyonların koltuklarında “dünya değişti, sınıf mücadelesi rafa kalktı” diyenler, özünde sömürü düzenini gizleme peşindeler.
Onların solda görünen bir kesimine göre “sömürü” biçimi de değişmişti! Emperyalizm ve kapitalizm de ehlileşerek emekçileri daha az ezecekti. Hatta tek kutuplu dünyada artık savaşlar olmayacak, silahlanmaya harcanan paralar eğitim, sağlık gibi toplumsal alanlara yönelecekti. Sistem, finans kapitalin bankacılık ayağıyla kansız biçimde sürecekti.
Dedikleri olmadı. Emperyalist sistem, Avrupa’nın göbeğinde Yugoslavya’yı parçalarken 200 bini aşkın insanın ölümüne yol açtı.
Irak’ta Batı’nın işgali 1.5 milyonun ölümüne neden oldu.
Demokrasi getireceklerini söyledikleri Ortadoğu; Arap Baharı, Suriye işgali ve benzer operasyonlarla kan gölüne döndü.
Bu coğrafyada Batı’nın sözüm ona korktuğu dinci fanatizm, emperyalizmin elinde büyüdü, gelişti.
Küreselleşmenin Asya ve Afrika’daki çeşitli operasyonları, yüz binlerin canına mal oldu...

***

Sömürü düzeni sürüyor, emeğin ürettiği değere, bir avuç küresel egemen sahip oluyor.
Ülkemizde manzara daha vahim, sömürü daha büyük. Türkiye nüfusunun yüzde 1’i, toplam servetin yüzde 54.3’üne sahip. Gelir dağılımında korkunç bir uçurum var.
Küresel sistemin işbirlikçisi AKP’nin yarattığı bir tablodur bu.
Emperyalist, kapitalist sömürü düzeni değişmeden insanlık için çıkar bir yol olmayacak.
Savaşsız, sömürüsüz yeni bir dünya düzeni kurulmadan insanlık huzura kavuşamayacak.
1 Mayıs kutlu olsun...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015