Gaflet Katarı!..

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Terör belasını ülkeye AKP iktidarı sardı.
7 Haziran’da sanki iktidarı kaybetmemişler gibi, Cumhurbaşkanlığı liderliğinde yeni sorunları yüklüyorlar ülkenin sırtına.
Küresel güçlerin isteği doğrultusunda yeni maceralara, belirsizliğe sürükleniyoruz.
Şehit cenazeleri geliyor yeniden, ölüm tırmanıyor, yollar kesiliyor, karakollar basılıyor, toplumda gerilim, kaygı ve korku tırmanıyor...
Toplumsal bellekten silindi ama iktidara geldiklerinde PKK’nin terörist eylemleri geriletilmiş, neredeyse sona ermişti.
Küresel güçlerle, cemaatle ortaklık yaparak, olmadık kumpaslar ve davalarla, tezgâhlarla, bağımsızlığı savunan, “NATO’dan çıkalım” diyen subayları tasfiye ettiler önce.
Ülkenin güvenlik gücüne darbe vurdular.
Deniz Kuvvetleri eridi, krizdeki Yunanistan’ın burnumuzun dibindeki adaları işgalini seyrettiler.
Kendilerinin başlattığı, MİT ve bürokrasiyi görevlendirdikleri, sahiplendikleri ve savundukları çözüm sürecini, şimdi kendileri inkâr ediyor...

***

Batı’nın Irak benzeri sözüm ona demokrasi adına giriştiği Suriye operasyonu, başımıza IŞİD belasını, Kürdistan sorununu sardı.
Erdoğan-Esad kankalığı, küresel güçlerin girişimiyle bir günde düşmanlığa dönüştü, unutmadık.
Rusya, Çin ve İran’ın direnişiyle karşılaşan Batılı küresel güçler, papucun pahalı olduğunu görünce çekildiler, yumuşadılar birden.
Bizde kraldan çok kralcı olanlar, yeni Osmanlıcılar, Suriye’de Emevi Camisi’nde üç ayda namaz kılacakları hesabı yapanlar, tek başına kalakaldılar cascavlak.
BOP eşbaşkanlığı, İslam âleminin lideri, Sünni dünyasının halifesi, Arap Baharı’nın önderi derken 2 milyon Suriyeli göçmen girdi ülkeye.
Ne uğruna.
Esad gitsin diye...
Esad gitse ne olur, gitmese ne?..
Gitmediğinde ne olduğunu şimdi yaşıyoruz, iktidarın başımıza sardığı sorunun ceremesini hep birlikte çekiyoruz.
Birkaç bin mülteciyle Esad iktidarını göçerteceklerini sananlar, yanlış hesap yaptılar.
Devasa bir yükü sırtımıza sardılar...

***

MİT TIR’larını, lojistik destekleri, IŞİD saflarına katılmak isteyen yerli ve yabancılara yol verdiklerini, başlangıçta kafa kesen, tecavüz edenlere terörist bile diyemediklerini unutmuş görünüyorlar.
Sınırların delik deşik olmasını unuttukları gibi...
Devran döndü, sıkıştılar.
Üstelik sözleri, tutumları belgelere geçmişken şimdi “DAİŞ’i terörist ilan eden ilk ülke biziz” diye akıl almaz bir pişkinlik sergiliyor o takım.
Kafa kesenleri, insanları eşcinsel diye apartmanlardan atanları, kadın pazarı kuranları, tecavüzcüleri terör örgütü diye adlandıramamışlardı aylarca.
Sonuçta iş katliam boyutuna ulaşınca, Batılılar yüklenince kerhen terör örgütü oldu.
Hâlâ IŞİD diyemiyorlar.
Adamlar açıkça “İslam Devleti” adını kullanıyor oysa.
Neyi örtmek, kapatmak, gizlemek istiyorlar?
Bu örgüt Müslüman mı gerçekte?

***

Şimdi yalandan hort zort çektikleri küresel güçlere, yeniden boyun eğildi.
Suriye’de tampon bölge dayatmasından vazgeçildi, İncirlik açıldı.
İktidarda kalmak uğruna ülke kaosa sürükleniyor.
Demek ki ödenecek hesap çok büyük.
Gel gör ki kuzu muhalefet, önünden geçip giden katarları izlemekle yetiniyor hâlâ...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015