Gerçekler Karartılamaz!..

03 Nisan 2015 Cuma

 

Elektrik kesintisiyle ülkeye, Cumhuriyet tarihinde görülmedik bir karanlık yaşattılar.
O karanlıkta, Japonya tarafından Sinop’ta nükleer santral yapımını öngören uluslararası anlaşma TBMM Genel Kurulu’nda AKP oylarıyla kabul edildi.
Kesintinin olduğu saatlerde Türkiye-Slovakya İş Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nükleer enerji noktasında da adımlarımızı atmış bulunuyoruz. Türkiye’nin enerji ihtiyacı her geçen gün arttığı gibi bunları çeşitlendirmekte de bir sorumluluğumuz var” dedi.
Siz devleti yönetenlerin ağzından temiz enerji kaynaklarından, örneğin güneş enerjisinden söz edildiğini hiç duydunuz mu?

***

Kesintiyle ilgili çeşitli gerekçeler öne sürüldü.
Nükleer santral için kamuoyu oluşturma çabalarından, siber saldırılardan, altyapının eski ve eksikliğinden, özelleştirmelerden, santralları işleten şirketlerin operasyonlarından söz edildi.
Sorun nereden kaynaklandı, belirsiz. Açıklamalar yetersiz.
Enerji Bakanı Taner Yıldız, dün kesintinin gerekçelerini ortaya koyamadı. Araştırıldığını, kamuoyuna açıklanacağını söyledi!
“Biz bakanlığımızda bütün konuları gücünü şeffaflıktan alan bir yapıyız” dedi.
Yüzümde alaycı bir tebessüm.
Enerji savaşlarıyla boğuşan dünyada, devletlerden ve küresel şirketlerden, onları yönetenlerden şeffaflık beklemek aymazlık olmalı çünkü.
Ortadoğu’yu bugün kan gölüne dönüştüren politikaların arkasında demokrasiyi getirme niyeti değil, enerji savaşlarının olduğu ortaya çıkmadı mı?
Devletler, şirketler özellikle nükleer enerji konusunda sürekli yalan söylemiyorlar sanki...

***

Ancak gerçeğin keskin gücü ortaya çıkıyor, mesele aydınlanıyor.
Enerji Bakanı Yıldız, dünkü toplantısında açık bir itirafta bulundu; nükleer karşıtlarının yıllardır savunduğu gibi Türkiye’nin enerji noksanlığı değil, tersine fazlalığının olduğunu söyledi.
Böylece iki gün önce “Ülkenin enerji ihtiyacı her geçen gün artıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yalanlamış oldu.
Üstelik iletim hatlarındaki yüzde 20’lere ulaşan kayıplara karşın, eksiklik yok, fazlalık var.
TEİAŞ’ın 2020 elektrik talep projeksiyonunda bile enerji için bu santrallara gerek olmadığı ortaya konuyor.

***

Öyleyse dünyanın başına bela olan nükleer santral inadının ardında ne yatıyor?
Nükleer enerji güvenli değildir. Dünya için, insanlık için tüm canlılar için risklidir. Birçok ülke vazgeçerken Türkiye’nin bu alana yönelmesi niçin?
Çernobil ve Fukuşima gibi iki büyük felaketin sorumluları Rusya ve Japonya’ya, Sinop ve Akkuyu’da iki santral neden yaptırılıyor?
Bakan Yıldız, her iki proje için Hazine garantisi verilmediğini söylüyor da, bu yabancı şirketlere alım güvencesi sağlandığını niçin gizliyor.
Nükleer endüstrisi ve enerjisinin güvenli, temiz, ucuz olmadığı çıplak bir gerçek.
Üstü yalanlarla örtülemez, karartılamaz.
Çözüm, enerji verimliliğini artırmaktan, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmekten geçiyor.
Doğru kullanım koşuluyla güneş, su ve rüzgâr insanlığa yeter...  


Yazarın Son Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015
Rüzgârgülleri... 4 Aralık 2015
Karizmanın sınırı!.. 30 Kasım 2015
Adım adım uçuruma!.. 27 Kasım 2015
Korkunç gerçeğe doğru 23 Kasım 2015
Canavarı kim yarattı? 16 Kasım 2015
Sahici olmak... 9 Kasım 2015
Mavi Yeşil Direniş 2 Kasım 2015