‘.. Döner döner yine okur..’

07 Temmuz 2015 Salı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendinden önceki 5 cumhurbaşkanının seçim sonuçlarının açıklanması sonrası Hükümeti kurmada görevlendirmedeki bekleme süresini dünün tarihi ile en az iki katı uzatma rekorunu da kırdılar.. Seçim sonuçlarının alınmasının hemen ardından kamuoyuna duyurdukları gibi, adını “yenileme” koyarak seçimlerin iş yapacak bir hükümet oluşturulmadan “erkene” alınmasını istediklerini, yarattıkları her halka sesleniş, günün anlamına da uygun olarak iftar söyleşilerinde uzun uzun açıklama, topluma dikte ettirme kararlılıklarını sürdürdüler..
Dün Cumhurbaşkanlığı’na seçilişlerinin Resmi Gazetede ilanını erteleterek, AKP Başkanı kimliği ile gerçekleştirdikleri son genel kurul ve seçiminde doğrudan müdahaleci oldukları Parti Başkanı Davutoğlu’na oluşumunda da doğrudan taraf oldukları Bakanlar Kurulu’nun son toplantısına katılma, Hükümet çalışmalarında müdahaleci taraf olma kararlılıklarını, yine Saray’da düzenlenen Bakanlar Kurulu’nun başkanlığını yürütterek sürdürdüler. İlk haberlerde görev süresi sona eren Hükümete bir tür veda, teşekkür içerikli iftar yemeği ağırlıklı olarak duyurulsa da.. Yaşamsal sıcak gündemlerin tümünün üzerinde ayrıntıları ile durulduğunda kuşku yoktu. Elbette oluşacak koalisyon, AKP’’nin izleyeceği politikalar, kurulacak hükümetin İktidarları cephesinden olmazları, sınırda yaşanan sıcak gelişmeler.. gündemlerinin ana maddelerini oluşturuyor, Cumhurbaşkanı partinin lideri kimliği ile olmazlarının altını çiziyorlardı..

***

AKP cephesinde, kendi iç dinamikleri içinde; seçim sonuçlarının dikte ettirdiği parlamenter rejimin devamı yolunda adımların atılamayacağının göstergeleri o kadar çok ki.. İlk günlerin tartışılamayacak kadar gerçeklik olarak ortaya çıkmış en anlamlı sonucu; “Seçmenin oyları ile başkanlık sistemine geçişe vize vermediği” olgusunun Cumurbaşkanlığı, Saray katında kabul edilmek istendiğinin çıkışları, adımları o kadar çok yönlü ki.. Baykal’ın CHP’den önce Cumhurbaşkanı’nın adayı gibi pazarlanmasını sağlayan Erdoğan’dan gelen ilk satranç hamlesinin üzerine, MHP, daha doğrusu lideri Bahçeli’nin desteği ile AKP’nin adayının Meclis Başkanı seçtirilmesi, Erdoğan’a bağlılığı kuşku götürmez kimliği.. AKP’nin, işleyen ilişkiler trafiğine bakılırsa da bal gibi Cumhurbaşkanı’nın belirleyiciliğinde oluşacak koalisyonun çalışmalarının hızlandırıldığı kuşku kaldırmaz gerçeklik, ağırlık kazandı..
Zaten sonradan sızan bu kez HDP adına Celal Doğan’ın girişimi ile gerçekleşmiş görüşmede, Doğan’ın MHP ile oluşturulaca koalisyonun “savaş ittifaklı” olabileceği uyarısına karşın, Erdoğan’ın “Olmaz, kurulursa seçim hükümeti ittifakı olur” yanıtı sorgulamaya gerek duylamayacak kadar açık içerikte.. Seçim sonuçlarından dersini almış, anayasal yetki sınırları içine, hukuk devleti düzenine uymayı kabullenmiş Cumhurbaşkanlığı icraatları söz konusu bile değil.. Çok daha yaşamsalı yürürlükteki parlamenter rejimi, hukuk devleti düzeni içinde AKP öncülüğünde kurulacak yeni Hükümet ister kısa, isterse uzun ömürlü olsun, Cumhurbaşkanlığı denetim, baskı gücünün AKP’nin tüm organlarına, yönetim kadrolarından çok öte, parlamenterlerine egemen olmaları, alınan kararlarda özgür bırakmak niyetlerinin söz konusu olmaması ile doğrudan bağlantılı; özgür AKP iradesinden söz edebilmek, sonuç olarak “Rejimin, hukuk devleti düzeninin işlerliğinden..” söz etmek olanaklı değil.
Olsa olsa seçim sonuçlarının yaratığı dengeler, her koşulda koalisyon oluşturulması zorunluluğu ile bağlantılı, muhalefet partilerinin ilkeli duruşları ancak dayatıcı gücü oluşturabilirler. AKP’nin de rejimle uyumlu parti kimliğini kazanmada kimi adımlar atabilmesi, Erdoğan’a bağımlı kalıplardan kurtulabilmesinde, şimdi top aralarında kan uyumazlığı da olsa diğer üç partide.. Rejime, hukuk devleti düzenine, parlamentarizme, demokrasiye hizmet; medyatik vitrinde pazarlandığı üzere, uyumlu özverili ortak olmanın ötesinde demokratik ilkelerin olmazlar olarak dayatılmasında yatıyor..  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları