12 Yıl Önceye Çakılıp Kalmışız...

31 Aralık 2013 Salı

Sakalı olmayanların sözünü dinleyen yok. Bağımsız ekonomistler, medyatik olmayan söylemlerle en başında anlatabilmek için çok çırpındılar. Büyük krizden çıkmış ekonomilerin, yani bizim örneğimizde, siyasi bedeli Ecevit koalisyon hükümeti tarafından ödenmiş krizin ardından sistemin olmazsa olmaz işleyişi nedeniyle gelen iyleşmenin, Erdoğan iktidarlarının başarı mucizesi olarak pazarlanmasının yanılgısının eninde sonunda bedelinin ödeneceğinin altını çizdiler...
İnsan, yatırım, gerçek büyüme eksenli olmayan piyasalar parlaması, cilasının, akılcı önlemlerin alınmaması halinde yıllar içindeki olumlu gidişin, balon patlaması gibi hızla sönebileceğini anımsattılar. Kabaca gelişmekte olan ülkelerin piyasalarına yönelik arkadan esen, yelkenleri şişiren rüzgârlardan, aslında Türkiye’nin alabileceği payları bile alamadığını anlattılar. En büyük tehditler; ekonomik gerçekliklere oturtulamamış kaynağı belirsiz, sıcak para girişinin geldiğinden çok hızlı kaçışı, ödemeler dengesi açığı, kuralsız-suç ekonomisine bulaşıklık, ülke, doğa, tarım, insan kaynaklarının gerçek üretime, yatırıma yöneltilmemesinin.. bedellerini anlatan bilimsel verilere kulaklar tıkandı.
Hani İktidarları cephesi bugünkü doğrudan içinde, sorumlusu olduğu; bakanları, çocukları, en yetkin iktidarları kadroları ile birlikte bulaştıkları, yolsuzlukların ucundan bir bölümünün açığa çıktığı operasyonlarda, siyasi krizde, işin içinden çıkabilmek üzere bir söylem tuturdular ya... Katlanan baskılarla elinde tutuğu iktidar, medya gücü ile döne döne, ortak koro eşliğinde kitlelere korku senaryoları yazıyorlar... “Büyük Türkiye projelerini, başarılarını yıkmak üzere iç ve dış düşmanlar, faiz lobileri ile kahramanca ulusal kurtuluş savaşı veriyolar.” Bir taşla pek çok kuş vurmanın taktiğinde, ne zamandır “Geliyorum” diyen ekonomik, piyasalar krizinin sorumlusu, Türkiye’nin en güçlü, en uzun soluklu iktidarları değilmişçesine, “Ekonomiyi batıran siyasi kriz, faiz lobileri, iç dış düşmanlar, çeteler..” üzerinden yazın yazabildiğiniz kadar... Atması bedava... Koca koca bakanlar sözde bilimsel verilerle “on yılda yaptıklarımızı bir haftalık zararla silip süpürdüler” diyebiliyor... Atması bedava ya bileni, uzmanı şaşkın. “Değil zarar, bu kadar sıfırlı rakkamlar ciroları onlarla katlıyor. Doğru olması söz konusu değil. Bu toplumu yıldırma, susturma taktiği..” bilgisini vermek zorunda kalıyorlar..

***

İçine düştüğü ekonomik krizin sorumlusu iktidar, bugüne kadar yapılan ekonomik, sosyal, siyasal sorumlulukları paylaştığı ortağı ile yol ayırımında, yeni iktidar sürecinde de ayakta kalma adına, kader birliği yaptığı eski ortakları, yol arkadaşlarının hepsini birden, muhalefet gördüklerinin tümüne de katarak baş suçlulardan öte, çetecilik, komploculukla suçluyor... Medyatik beyin yıkama yalanına, kampanyasına giriştiler ya... Susturma yolunda her türlü saldırı, hak hukuk gaspı, öfkenin gazabı yöntemleri geçerli... Medyatik komplo senaryoları döne döne beyin yıkarken gerçeklerin sesi kesiliyor...
Doğru olan tek gerçeklik, Türkiye’nin bu siyasi krizi ile çakışan döviz yükselişleri, sıcak paranın kaçışı, genel dünya piyasalarındaki düzene bağlı çekilişten en olumsuz etkilenen, yüzde 14 gerileme rekoruyla İstanbul Borsası’nda yaşanan.. Siyasi krizin tartışılmaz olumsuz sonuçları ile sınırlı kalsa, bir süre sonra toparlanma gündeme girebilecek. Oysa piyasalarda, ekonomi üzerinden en olumlu senaryoları yazmaya çalışanlar bile, hız kesse de olumsuz gidişin uzun soluklu olacağının altını çiziyorlar... Öncelikle yaşanan olumsuzlukların odağında yaşanan son siyasal, iktidar içi krizin olmadığı öngörüsü ile...
İktidarlarının gerçekleri saklama adına azgınlaşan baskısı, otoriter, hukuk dışı güç kullanımının gerekçelendirilmeleri ise kaygı verici... İnanılır gibi değil, ama Obama’nın İran ile yaratmaya çalıştığı uzlaşma projesinin Türkiye’deki son siyasi kriz, daha doğrusu yolsuzluk operasyonları ile darbe yediği haberleri bile çıktı. Denildiğine göre iktidarlarının polis ve yargı işleyişine doğrudan müdahalesi ile ortada kalan operasyonun gerçek sonuçlarının ortaya çıkamayacağı bile çok anlamlı değil. Önemli olanı İran’a yönelik ambargonun Çin, Hindistan gibi ülkeler tarafından delinmesinde, ödemeler akışının kayıtlı ya da kayıtsız Türkiye üzerinden yapılmış olduğu algısının ortaya çıkması...
Türkiye, Suriye siyasetinde yediği vurgundan sonra şeffaflık, hukuk devleti düzeni işleyişi, insan hakları, insani gelişmişliklerde zaten çok kötü olan karnelerinde yeni yeni not düşmelerine aday... Gri olan kötü notlarında, kara listeye geçmesi olasılığı yükseliyor... Türkiye, ister ekonomik, bankacılık krizlerini aşma operasyonlarında, isterse sosyal, siyasal, hukuksal reformlarında, 12 yıl öncesi konumunu aşamadığı bir tablo çiziyor... Çiçeği burnunda Adalet Bakanı ilk iş, HSYK’nin başı olarak her tür karar açıklama yetkisini üzerine almakla, AKP’nin kendi 12 Eylülü’nün bağımsız yargı savına da darbe vuruyor...  


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020